Kişisel Gelişime Bakış

Kişisel gelişim denilince aklımıza genelde günümüzde oluşturulan ifade gelir. Nedir bu ifade? Yani ne olursa olsun ‘Sen çok güçlüsün, başına birçok şey gelmiş olabilir ama bunları bir kenara bırak hayatını yaşa.’ gibi sözler çok çıkar oldu karşımıza. İlk başta bu sözler bize iyi geliyor gibi olabilir. Ama kendimizi hala çok güçlü ya da aşırı iyi hissetmediğimizde kötü hissetmeye başlıyoruz. Hatta çoğumuz kişisel gelişimin psikolojiyle bağlantısı olduğunu düşüyoruz.

Öncelikle kişisel gelişim ifadesinin nasıl ortaya çıktığını belirtmek istiyorum. Toplumsal yaşamdan bireysel yaşama geçildiğinde, bize her şeyi kendimizin halletmemiz gerektiğini, hatta psikolojik olarak kötü hissettiğimizde başkasına anlatarak ya da dertleşerek değil de her şekilde kendimizi ayağa kaldırmamız gerektiğini söylemeye başladılar.  Bir yandan katılasım gelse de nedense bir yandan içimdeki ses bunun çok doğru olmadığını söylüyor. Sonuçta bazen değil çoğu zaman insan insana ihtiyaç duyabilir. Her şeyi kendimiz onaramayabiliriz. Bir anneyi, babayı, kardeşi, arkadaşı, dostu, sevgiliyi, eşi yanımızda isteyebiliriz. Elbette bizi yetersiz veya değersiz hissettirenlerden uzaklaşabiliriz. Demek istediğim daha çok bu ifadeyle bize sanki ‘Kötü bir şey hissedemezsiniz. Aman ha böyle bir şey olacağı zaman hemen gezin dolaşın koşun iyi hissetmeye odaklanın.’ deniliyor. İçimizdeki duyguyu yaşamadan atmak bize her zaman daha fazla şekilde içimize döner. Mesela bir kişiye karşı öfkemizi içimizde tutarsak bu öfke büyür ve kendimize veya karışımızdaki kişiye şiddet göstermeye kadar gidebilir. Öfkemizi doğru bir şekilde belli etmek oluşabilecek daha kötü şeyleri engel olmamızı sağlar. Öfkelenmek, ağlamak, üzülmek; bunları hissetmek kötü şeyler değil. Bize verilen duygulardan bazıları sadece. Hatta bunları yaşadıktan sonra bir süre kendimizde hemen iyi hissetme olmayabilir. Yakınımızı kaybettikten sonra ağlayıp üzülebiliriz. Yataktan çıkamama sürekli evde olma isteği bazen yalnız kalmak istemek bunlar belki sandığımız kadar her zaman kötü şeyler olmayabilir. Elbette sürekli olması halinde bir psikoloğa ya da psikiyatriye gidilmesi gerekiyor. Ama bazen bedenimizin bunları yaşamasını istemesi olağan bir şeydir. Bir gün yataktan çıkma isteği olmayınca hemen depresyon belirtisi olarak düşünmemek gerekir. Yalnız kalıp kendimizi dinlemeye ihtiyacımız olabilir. Yani demek istediğim üzüldüğümüz zaman her defasında hemen bir şey yapmak istemeyebilir, kimseyle görüşmeyip yalnız kalmak isteyebiliriz. Kendimizi çabuk motive edemeyebiliriz. Kişisel gelişimcilerin söylediği gibi hemen başka şeylere yönelemeyebiliriz.

Ayrıca kişisel gelişimcilerin çoğu psikoloji alanında uzman olmayan kişilerdir. Bunu söylememin sebebi psikoloji okumuş olan kişilerden genellikle onlar gibi sözler söylenmesi isteniliyor. Psikoloji sizin duygularınızı yaşamanızı engel olmak istemez. Eğer yaşantımızın verimliliği düşürüyorsa bunun sebebini danışanla beraber ama daha çok danışanın kendisini bulmasını yardım etmektir.

Sonuç olarak toparlamak istersek duygularınızı yaşamayı kendinize engel olmayın. Ama baktınız durumlar sizin ve etrafınızdaki insanların yaşantınızı, verimliliğinizi düşürüyorsa psikoloji alanında uzman kişiyle görüşebilirsiniz.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s