Duvarlar, sesler ve saire – Monotonluk

Dünyanın en gereksiz parçasına dönüşüyorum sokaktan arabalar geçtikçe, köşeyi dönen fren sesleri sokakta yankılandıkça… Uzaklardan duyulan kahkahalar odanın içini kapladıkça, odanın demirbaşı haline gelmiş keder duvarları zorladıkça… Artık canımın bile acımadığını fark ettikçe…

Bir karadeliğe kapılmış gibiyim. Düşüyor muyum yoksa savruluyor muyum?  İstesem durabilir miyim, boşlukta asılı kalabilir miyim? Herkesin yapılacak işleri var. Benimse yapılacak işler listem. Upuzun. Önce yazıyorum tek tek, bir süre listeyi kenarda bekletiyor sonra üzerini karalıyorum. Asla yerine getirmiyorum tüm o komutları. Biliyor musun, ben kendimden bile komut almıyorum. Zaten listeler de bana göre değil.

Mutfaktan duyulan buzdolabının sesi, lavabo musluğunun bozuk başlığından sızan suyun sesi, saatin durmaksızın tekrarlayan sesi…Tik tak…Tik tak… Zihnim loş duvarlarda geziniyor, küçük bir çatlak bulunca kısa bir süreliğine asılı kalıyor.

Öylesine yorgun ki bedenim. Dünyanın tüm yaşlarını yaşamış gibiyim. Yaşamış ve asla ölmemiş. Tanıdığı, bildiği dünya çoktan kaybolup gitmişken tek kişilik bir savaşın içinde cephede kalakalmış. Artık savaşacak da bir şey bulamamış.

Hasta bedenim, evin içinde bir koltuktan ötekine geçecek gücü bulduğunda seviniyor. Kat ettiği uzun yollarında sonunda durmuş, en başı görmeye ve oraya geri dönmeye çalışıyor.

Tuvalet kağıdı bitmiş, şampuan bitmiş, tüh, mısır gevreği de bitmiş. Tek başıma hayati ihtiyaçlarımı gidermekten bile acizim, görmüyor musun? Biten tüm o şeylerden nefret ediyorum. Tekrar tekrar yapmak zorunda olduklarımdan da. Durmadan acıkmak mesela, birkaç günde bir duş almak zorunda kalmak, bulaşıklar ve saire… Sık sık olan ve biten, hatta bitmeyen her şey, süreğenlik çok can sıkıcı değil mi? Hatta bazen nefes almaktan bile bıkıyorum. Güçsüz bedenim nefes nefese kalıyor soluk almaya çalışırken. Durmadan, usanmadan kendimi tekrarlıyorum. Bir deneyin parçasıyım sanki. Gözlemliyorlar yaşamımı, istatistiki veriler tutuyorlar her gün, her saat. Oluşturdukları laboratuvar şartları kendimi kapana kısılmış gibi hissetmeme sebep oluyor.

Biliyor musun, dünya yalnızca benim çevremde durmadan dönüyor.

*


Görsel: pixabay

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s