Üniversite Öğrencisinin Tatile Gitmesi Yazı Dizisi Seri No:1

                                                                          Küçük kuzu atlamış atlamış atlamış

Küçük kuzu atlamış                                 bir çitin üstünden.

Tatile giren üniversite öğrencileri birkaç kola ayrılarak incelenebilir. Öncelikle şehir dışında okuyan ve ailesinin yanında okuyan öğrenciler. Ardından her iki grubun kendi içinde ayrılmasıyla oluşan hazırlık sonrası,1.yıl, 2.yıl,…6.yıl..10.yıl sonrası tatile giren öğrenciler. Tatilini evde yatarak, baba yanında çalışarak, köyde fındık toplayarak, Maldivlerde sörf yaparak, bütlere çalışarak geçiren öğrenciler. Evlenen, yaz aşkı yaşayan, var olan sevgililerini aileleriyle tanıştıran, hiç sevgilisi olmamış ve bu yaz yine olmayan öğrenciler. Küçük kardeşinin ne kadar büyüdüğünü farkeden veya farketmeyen öğrenciler.

Bu listenin dışında kalanlar Okumaya devam et “Üniversite Öğrencisinin Tatile Gitmesi Yazı Dizisi Seri No:1”

Bob Dylan’ın Nergis Sevgisi

Geçenlerde Üsküdar’a bahar gelmişti. Gökyüzünü elimizden alan perdeleri sonuna kadar açmıştık. Pencerelerin açılacak sadece iki kanadı olması çok acıklıydı. Coşku insanın damarlarına bir kere doldu mu, hep daha fazlasını istetiyor. Sonra tüm aile pencereden atlamıştık. Tüm aile dediysem pencere kanadından sığabilen kadarımız. İlk coşku anının geçmesiyle, sıranın, arkada atlama sırasını bekleyen kişiye gelmesi aynı sürede oluyor olsa gerek, yarımız pencereden atlamamıştı. Korkmuş olduklarını söylemeyeceğim. Heyecanın alışkanlığa dönüşmesi sınırındaydılar ne de olsa. Korkacak bir şey yoktu, yukarısı pamuk aşağısı nergis doluydu. Nergisler bayıltıcı kokular saçarken bu paragrafın bitmesi gerektiğini düşünüyordum. Okumaya devam et “Bob Dylan’ın Nergis Sevgisi”

Gökkubbe altında söylenmemiş söz yok!

Yığılmış katmanlarla, katmanlaşmış hatıralarla, hatırlanan ve hatırlanmayan anlarla, an’ın gerisi, ötesi ve arası, derinleşen-sığlaşan-matlaşan-canlanan, önündeki her şeyi içine alıp büyüyerek “vakteden” zaman. Tüm hareketi esnasında ne de çok gürültü çıkarıyor. İçine kattıklarını gürültüsüyle uyuşturup, yapışkan, birbirine geçmiş, madde veya öz veya biçim veya ruhundan arındırılıp, tek bir evrede donmuş bir hale getiriyor. Ve “tarih” diyor kendisine, bu evreye. Gökkubbeyi dolduruyor tarihin gürültüsü ve yerküreyi dolduruyor … Okumaya devam et Gökkubbe altında söylenmemiş söz yok!