Kimsin Sen Dedi

KEŞKE ! Güneşin doğuşunda yüzmeli durgun sularda ya da tüm insanlardan ve ahlak kurallarından uzak bulutları seyretmeli o dingin ve beyaz ben ve sen Güneşin doğuşunda başka yerler başka insanlar başka zamanlar başka sen’ler yine de yorucu tüm bu yolculuklar Belki de güneşin ve denizin kesiştiği yere gitmeli sadece Ya da savaşın ve barışın ayrı tutulduğu o sınırlara olur da ölürüz belki ölür de kavuşuruz … Okumaya devam et Kimsin Sen Dedi

Demek Yazar Olmak İstiyorsun

eğer içinden patlarcasına gelmiyorsa herşeye rağmen, yapma. kalbinden, aklından, ağzından ve midenden sorgusuzca çıkmadıkça yapma. eğer saatlerce bilgisayar ekranına bakarken veya daktilonun başında kelime ararken kamburun çıkıyorsa yapma. eğer bunu para ya da şöhret için yapıyorsan, yapma. eğer bunu hayatında kadınlar olsun diye yapıyorsan, yapma. eğer oturup tekrar ve tekrar yazmak zorunda isen, yapma. eğer sadece bunu yapmayı düşünecek kadar zor bir iş ise, yapma. … Okumaya devam et Demek Yazar Olmak İstiyorsun

Öldür Beni Kadın

Söyle bana vakit ne zaman, güzelsin, güzel sanki yok benzerin. Kadın söyle vakit ne zaman, hüzün bitmez mi bu gecelerde? Umut tükenmez mi geceleri? Şu geceler, tüketmez mi insanı? Alkol yakmazmış gibi yüreğimi, ruhum ısınmamış, hiç ısınmamış gibi. Başka bir hayaldi, bir an başladı, sonra bitti. Ne zaman başladı, ne zaman bitti, kestiremedim zamanı. Geldi yanıma oturdu, sigaramı yaktı. Anlattı, öyle gecenin ne kadar güzel … Okumaya devam et Öldür Beni Kadın

Duymasan da Olur

Şimdi kaldırılmış kaldırım taşlarının üzerinde ağlayan bir kadın görsem ölmek isterim. Çünkü hayat onu benden daha çok kandırmıştır. Buna eminim. Çünkü daha az önce tanıştığım kadın henüz yirmi bir yaşında ve beş sene içerisinde zaten duymakta sorun yaşadığı kulakları tüm işlevini yitirecek. Ve bir daha duyamayacak. Duş aldığım zaman suyun sesini duyamazsam vücudumun temizlendiğini nasıl hissedebilirim? Yağmurun ya da dalgaların sesini… Sabahları bahçedeki ağaçlara konan kuşların şarkılarını duyamadan kahvaltı yapmak, en sevdiğiniz filmlerin sesini kapatarak izlemek gibi. Her şey inatçı, siyah ve beyaz, 1930’lardan kalma bir kamerayla hayatı filme almak gibi, üstelik yirmi birinci yüzyılda. Belki kolaylıkla yola atlayıp sırtımı döndüğüm tüm arabaların korna seslerini duyamayacağım için ve zaten çoktan kapattığım gözlerimi Okumaya devam et “Duymasan da Olur”

Tütün Kokusu

            Dedemin hikâyesi bu, benim değil. Elli metre kare bir köy evinde on bir çocuk yetiştirdi. Babaannem erkek çocuklarını kayırırdı, dedem ise beni. İyi ve kötü kesindi onlar için. Benim ise kafam hâla karışık bu konuda. Böyle hissetmiştim hep dedem yanımda olduğunda. Ben henüz sekiz yaşındaydım. Dedem; bir gün cebinden çıkardığı tütünü sardı, bana uzattı, bir tane de kendine sardı. … Okumaya devam et Tütün Kokusu

Gecenin Güneşe Olan Tutkusu

Yürüyoruz… Güneşin zirvede güç gösterisi yaptığı, bulutları yırtan güneş ışınlarının yüzümdeki her bir gözeneğe batışı, tuzlu terim ve kurumuş boğazım bir sıvının yoğunluğunda gevşemeyi bekliyor. Yanımdaki benden farksız değil. Bir markete girdim ve bir su aldım. Parasını dahi ödemediğim suyun kapağını yavaşça çevirdim, anın yanımdakine etkisi durağanlıktı ben ise çoktan suyu içmeye başladım. Ağzımı doldurmaktan boğulabilirdim ve kana kana bolca içtim. Anlık bir boşalma gibi susuzluğum bir anda geçti.

Toprak renginin ağır bastığı bu şehirde binalar Okumaya devam et “Gecenin Güneşe Olan Tutkusu”

Kabus Severler Derneği – 148. Sayı

Kaybetmekten korkan bir babanın kabusu… Altın bir çağdan atların birbirlerini dişlediği bir zamana yolculuk etmiştim. İnsanların tek dostu yalnızlıktı. İnsanların en büyük düşmanı topraktı. Gökyüzü toprakla yer değiştirmişti. Yer alev mavisi kadar sıcak… gökyüzünden şeytan tohumları damlıyordu avuçlarımıza. Hainliğin güneşi altında tenimiz hergün biraz daha kararıyordu. Ruhumuz ise çoktan kendini hapsetmişti ağaçların gövdelerine. Histen uzak bedenlerimiz tanrıdan intikam alıyordu şevkle. Öldürdüğümüz her yeni doğmuş hayvan … Okumaya devam et Kabus Severler Derneği – 148. Sayı