Selam, yeniden!

Bir varmış, bir yokmuş. Yolu kalemle, kitapla kesişmiş, sonra da hep öyle devam etmiş bir grup öğrenci varmış. Sokakta görseler birbirlerini bilmezler, ama herkes birbirini kaleminden tanırmış. Nereden baksan bir beş yıl, hepsinden biraz kelime; Dilemma ne güzel sığınakmış. Sonra bir şey olmuş. Biraz parçalı bulut, biraz yağmur. Sıcak iklimler lazımmış. Göçmüş kelimeler. Ama sığınak hep oradaymış. Mobilyaların üstü beyaz çarşaflarla örtülü. Şimdi yeniden bir … Okumaya devam et Selam, yeniden!

Seni Tanımadığım Günleri Özledim

Ne kadar istesen de bir yerden sonra eskisi gibi olamazsın! Bazı insanlar vardır. Hiç beklemediğin bir anda girerler hayatına. Daha önceden hiç tanımadığın bir insan. Hep vardır ama sen varlığından yeni haberdar olmuşsundur. Herkesten, her şeyden farklı gelir. Varlığı başka bir dünyaya açılan kapı gibidir. Heyecanla o kapıdan girmek istersin. Kapıdaki küçük bir aralıktan o kadar parlak bir ışık görürsün, gözlerin kamaşır. Asıl gerçeği göremezsin. … Okumaya devam et Seni Tanımadığım Günleri Özledim

Lütfen Yardım Edin

  Uyanmak istemiyorum. Uyanıp yeni güne başlamak, günlük koşuşturmacalara kapılıp boğulmak istemiyorum. Kalkmaktan başka çarem yok. Kalkıp günlük alışkanlıklarımı yerine getireceğim kuşkusuz. Duş almak, işe gitmek, gelince evi toparlamak, geriye kalan kısa zamanda okuyabilmek; işte her gün yaptıklarımız. Bunlar her insanın yaptığı ya da yapmak zorunda olduğu şeyler. Çoğu insan bu rutinleri severek yaptığını iddia ediyor. Aman ne hoş! Ben onlardan değilim. Mide ağrılarım başladı … Okumaya devam et Lütfen Yardım Edin

Sonbahar

Sarı turuncu savrulan yapraklar, rüzgarlar, uçuşan saçlar, adımlanan yollar, yağmurlar, trençkotlar, hüzünlü sokak kedileri…
Sekiz tane kuş uçuyor gökyüzünde. İkisi geride kalmış. Altısı önde.
Dilimde ismini unuttuğum eski bir şarkı. Gün batmak üzere.
İçimde bir minnet duygusu.
Sanki aynı yol, aynı yaprak, aynı melodi değil hiçbiri. Sanki her şey daha bir anlamlı.
Sanki her şeyin anlamı sonbaharla
Sanki her şeyin anlamı Okumaya devam et “Sonbahar”

Bahara Yolculuk

Bir dil bulacağız her yüreğe dokunan, Özümüzdeki derinlikleri böyle, Böyle cesur, böyle temiz, böyle deli… “Yürekleri Maviliklere Süreceğiz!” Rüzgarlardan kanat takmış, Barışa uçuşan üveyikler gibi Böyle dostane, Böyle kardeşçe “Gönülleri rengarenk süsleyip, Yüreklere Mavilikler Serpeceğiz!” İşte, böyle mavi, böyle renkli El ele gönül gönüle, Ölesiye özgür, ölesiye sonsuz! Sarmaş dolaş, dolaşacağız bu dünyada… İşte hep böyle güzel, sevgiyle dopdolu, “Yeni bir dünya”, kuracağız bu dünyada, … Okumaya devam et Bahara Yolculuk

Meliha Bir Küçük Hanım

İyi ki doğdun küçük hanım

Hayallerimden çıkıp tuş olduğum gerçekliğe,

Sahibimi karıştırdığım sahipsizliğime,

Tüm sevgisizliğine rağmen sevgime,

İyi ki doğdun…

Var değil de yok saysaydım acaba seni,

İncinir miydi aşk ilminin ayağı?

Ağaçlar gövdeleri ortasından kanar mıydı?

Yakarlar mıydı ilham medeniyetlerini?

Bir su damlasına çarmıhlayıp Okumaya devam et “Meliha Bir Küçük Hanım”

Sustukların Büyür İçinde

Anlatmak istediğin çok şey, konuşmak istediğin tek kişi vardır. O kişiye ulaşmak zor değildir. Bir telefon, bir otobüs kadar uzağındadır. Tabii beden olarak uzaktır! Bu engeller aşılabilir. Ama kalbine ulaşmak o kadar kolay değildir.

Telefonla ulaşmak istersin sesine, varlığını hissetmek istersin de önce telefona ulaşmak için uçurumları aşman gerekir. Aşamazsın!.. Korkularındır uçurumlar, hayal kırıklıkları, kalp kırıklıklarıdır. O telefona onu aramak için uzanınca elin, telefon önce elini, oradan kalbini cehennem ateşiymiş gibi yakar kavurur. Bir zamanlar cennet bahçelerinden sonsuz güzellik getiren insan icadı cehennem ateşine dönüşüverir.

Otobüse binersin. Bindiğin her otobüs ona gitsin istersin. O da gitmez. Otobüsten önce ayakların geri geri gider. Çünkü gelmediği her gün azalır ümitler, çoğalır korkular birer birer. Artmaktadır uçurumlar, derinleşmekte. Uzamaktadır yollar. Artık koşsan da kapatamazsın mesafeleri.

Ona kendin ulaşmaya cesaretin kalmamıştır. Kırılmaya yorgun Okumaya devam et “Sustukların Büyür İçinde”

Güneşe Hasret

Gittiğin gün yağmur yağıyordu, hem de bardaktan boşanırcasına. Ben yağmuru gördükçe ağlıyordum, yağmur bana bakıp yağıyordu. Güneş gideceğini biliyordu demek ki. Yerini yağmura bıraktığına göre.
Yağmur gittiğinden beri hiç durmadı. Çok yağmasa da ince ince yağıyor. Benim hissettiklerimi hissediyormuş gibi, ince ince yağarak için için, sessizce ağlıyor bulutlar da.
Güneş, sabah kendini gösterse bile saat ilerledikçe yalnızlığın ağır bastığını biliyor. Güneşin bunu bildiği, yaz günü olmasına, gündüzler uzamasına rağmen havanın erken kararmasından belli.
Güneş de aynı sen gibi. Önce görünüp mutlu ediyor. Sonra geride kalanlara ne olacağını hiç düşünmeden gidiyor. Üstelik erkenden, akşam olmasına henüz çok vakit varken… Ama bizim ‘Güneş’e ihtiyacımız var.
Hadi gel de Okumaya devam et “Güneşe Hasret”

Çoban Çantası

Bir Çoban Çantası hikayesi… Her bahar gördüğümüz, küçükken ‘aaa kalpli çiçek’ diye incelediğimiz bir çeşit canlıdır kendileri. Latince ismi Capsella bursa-pastoris olmakla birlikte bunu bilmememiz büyük bir eksiklik de değildir hani. Çoban çantası neyimize yetmiyor değil mi ama? Neyse çok uzatmayalım, anlaşıldığı üzere bu bitkiyi pek severim. Sevdiğimi de bu bahar fark ettim. Bazen sevgilerimiz o kadar göz önünde oluyor ki, seviyor muyuz acaba, diye … Okumaya devam et Çoban Çantası