Gel Ey

Gel ey toprağın nuru, göklerin soluğu, goncanın umudu. Ney’deki divane ezgi sensin, türküdeki ağıt sanadır. Kana kana içilen suyun şerbeti sensin. Sensin, esen rüzgarda ellerime dokunan, savurup bu canı Allah’a yaslayan. Sensin şakıyan bülbüldeki heves, yağmur damlasındaki heyecan. Gel ey dağlardaki asalet, göklerdeki feraset. dağlardan kop da gel, göklerden dökül de gel, billur sesin ile gel, yakut nurun ile gel. Bak, sen gideli bülbüller yasta, … Okumaya devam et Gel Ey

Yitmeden Gel

Ölüm gelmeden, gel seyre dalalım. … Dedem kurulmuş minderin üzerine, çekiyor doksandokuzluk tesbihini. Allah. Allah. Allah. Bu kadar gücü nereden buluyor Allah aşkına? Çekiyor tesbihi. Allah. Allah. Allah. Dede. Nereye gideyim? Neredeysen beni de al oraya. “Bir derdin olsun.” der gibisin. Derdim var sanıyorum ya. Yok. Dokunsan yıkılırım. Derdin nasıl bu kadar sağlam dede? Allah. Allah. Allah. De bana: ”Ruhlar ayrıldıktan sonra bedenlere kahramanlık sorulur … Okumaya devam et Yitmeden Gel

Kuş Sesi Medeniyeti

Tarih boyunca insanlar birliğe inanmışlardır. Aynı düşünceye inanan insanlar bir araya gelip, büyük birlikler oluşturmak istemişlerdir. Değil mi ki Rusya’nın Panslavizm politikasının sebebi budur. Sadece Rusya mı ? Tarih, safları sıklaştırma hayalini kuranlarla doludur. Cemil Meriç’in tek başına yürüyen, mağrur ve münzevi adam diye nitelendirdiği Dante, İlahi Komedya’yı yazdı. Çünkü büyük İtalyan birliğine inanıyor ve gerçekleştirmeyi var gücüyle istiyordu. “Makyavelli, öğütleriyle yetiştirdiği ve ideal bir … Okumaya devam et Kuş Sesi Medeniyeti

And Olsun ki

Sen hiç bir yıldızı bekledin mi? Baharda toprağın çiçeği beklemesi gibi merhametli, çocuğun elinde topu ile bahçede arkadaşını beklemesi gibi heyecanlı. Tabiat birbirini çağırır. Toprak çiçeği, çocuk arkadaşını, yollar sabretmeyi, dağlar yüceyi, bulutlar yağmuru, yağmur rahmeti, Allah insanı çağırır. …. Kuşlar… Kuşlar kimi çağırır? Bana öyle geliyor ki; kuşlar kalbimi çağırır. Kuşlara gökyüzünün boyası çalınır. Kalbim göğe doğru uçacak, gibi sanki. …… Gökyüzü yıldızı, yıldız … Okumaya devam et And Olsun ki

Toprak, Acizlik ve İşkence Üzerine

Aynı toprakların insanlarının kalbi aynıdır. Aynı mahallede büyüyen çocuklardır onlar. Değil mi ki hepimiz aynı ahlâk ile ahlâklandık. Mahalle ahlâkı. Toprağımızın ahlâkı. İnsanları parmak ile gösterirdik de anında gelen bir uyarı ile utanıp da indiriverirdik elimizi. Balkondan çağırırdı annemiz, annemizin sesi ile eve giren çocuklardık biz. Bakkallarımız vardı ve bir o kadar saf yirmi beş kuruşlarımız, avucumuzun içinde sıkı sıkı tuttuğumuz, yere düşünce koşa koşa … Okumaya devam et Toprak, Acizlik ve İşkence Üzerine

Sorgu Başlamıştır

Kalabalık. Koca karanlık. Kör bitiş. İdraksizlik. Ortaya atılan bir slogan kalabalığın birden dikkatini çeker. Çünkü kalabalık en küçük fısıltıda bile harekete geçebilecek yeteneğe (!) sahip bir dinamiktir. Sessizdir, karanlıktır çünkü kalabalık. Ve tahammül edemez buna. Kulağı seste, gözü ışıktadır. Slogan. Fosforlu bir elbise, kulakları sağır eden bir sestir işte. Kalabalığa girdi mi karışmaz, karanlığa girdi mi apaçık çıkar ortaya. Bir tek o görülür, bir tek … Okumaya devam et Sorgu Başlamıştır

Şehrin Köşesinde Demlenmiş Bir Heyecan

-Şehrin bir köşesinde bir adam sessizce.- Ah! Kaçılası bir mağara bırakmadım ki geride. ………………. Bakmayın bana. kapkara çizerim çünkü uçurumları ben. bir dal çizerim sonra, uçurumun duvarına. yalnızca bir dal. Kaleme emir veririm. Hükmünü ver! Kalem hükmü verir. -Düşmeyeceksin! kağıt, kalem oyunu ya bu. düşmem. sonra susuverir kalem. cılız kalır. başını eğer. yetmez gövdesini eğer. kalbi çarpar. gönlü uçar. Bir fısıltı. İlahi emir. ÖLDÜRMEYECEKSİN! Ey … Okumaya devam et Şehrin Köşesinde Demlenmiş Bir Heyecan

Bir Denizi Sevmek

Neresinden başlayalım bir denizi sevmenin? Sevmeye nereden başlarsak hükümsüz kalacak akıl? … -Yağmur… şehre yağmur yağıyordu. her yer karanlık.- Bir denizi sevmek için yağmurdan başlamak gerek. desem. sonra bir damla düşse toprağa. toprağın hafızası değil aklı şaşakalsa. şimdilerde toprağın aklında Nuh yok. Sizin aklınızda da Nuh yok, bayım. bir yağmur düşerse üzerinize, şaşakalır mısınız siz de? …………………. Bir denizi sevmek için yürümek gerek. desem. sonra … Okumaya devam et Bir Denizi Sevmek

Dengeleriniz Dağılacak Belki…

  Belki bir gün dengenizin en ortasına bir hançer saplanır. Dengeler dağılır. Dengeleriniz efendim, ne kadar da dengesiz değil mi? Dağılacak kadar dengesiz.   Denge mi? Aklımın dengine vurdum. Yok ki bir dengi aklımın. Ne tarafa yürüsem devriliyor diğer taraf. Devriliyor bir gün diğerine. Devriliyor bir devir diğerine. Ama devrilmiyor insan hakikatine. Masum bir cümle bu. Hakikat, diyoruz efendim, bu yafta ne diye?   Masum … Okumaya devam et Dengeleriniz Dağılacak Belki…

Sözüm Meclisten Dışarı

Medenice gidin bayım, dedik ve sonra sorduk: Üzerimize sinen bu koku hangi medeniyete ait? Devam edelim.. ‘Medeniyet ‘ kelimesinin kökü ‘Medîne’dir ve ‘Medine’, ‘din’ kelimesinden köken alır. Yani medeniyetin varlığı, dinin varlığına bağlıdır. Biraz daha açalım. Medîne’nin hicretten önceki ismi Yesrib’tir ve hicret ile birlikte Medîne ismini alır. Yesrib nâhoş yer, kınanan yer anlamına gelir. İslâmiyetin henüz Yesrib’e gelmediği dönemlerde Yesrib cahiliye dönemini yaşamaktaydı.Putlara inanıyorlardı, … Okumaya devam et Sözüm Meclisten Dışarı