Denenmiş Online Eğitim Platformları

Neredeyse bir yıldır evlere kapanmış olduğumuzu düşünürsek, en azından buna imkanı olup aklı da başında olanların; online eğitim mecralarının çok daha fazla önem kazandığını düşünüyorum. Herkes gibi. Benim için online eğitim yeni bir şey değil, o yüzden hem güncel, hem de geçmiş online eğitim tecrübelerimi paylaşmak istedim. 1. Memrise Memrise bir dil öğrenme uygulaması. Hatta daha önce yabancı dil öğrenmeyle ilgili şu yazımda da bahsetmiştim … Okumaya devam et Denenmiş Online Eğitim Platformları

Postacılık Tarihinden İlginç Notlar ya da Ölü Mektup Ofisi

Aslında Simon Garfield’la ilk tanışmam Tam Benim Tipim adlı kitabıyla olsa da, bugün size Mektup kitabından ilginç bulduğum birkaç kısmı aktaracağım. Her ikisi de araştırma kitapları; bu durum bu kitapları ilginç bilgilerle dolu kılsa da, sürükleyiciliği azaltan bir unsur. Bu da benim Mektup’u aralıklarla 3 yılda bitirmemi açıklıyor. Ama özellikle elime son alışımdan itibaren, aşırı keyifle okuduğum bir kitap oldu. Zaten mektupları hep sevdim, ne … Okumaya devam et Postacılık Tarihinden İlginç Notlar ya da Ölü Mektup Ofisi

İstanbul Notları: Deniz Müzesi

Sahilden Karaköy-Beşiktaş hattını takip ederken sağımda kalan alan bir müzeler cenneti. Her seferinde ‘Bu müzeleri bir ara görmem gerek’ deyip devam ettiğimden, yağmurlu bir cumartesi Beşiktaş keşif turunda ilk durağımız Deniz Müzesi oldu. 1897’de Tersane-i Amire’de kurulan müze, çok defa taşınarak, nihayet 1961’de şu anki yerine, Beşiktaş İskelesi’nin yanı başına kuruluvermiş. Müze ve galerileri kılavuzlarında önerilen rotalarla gezmeyi tercih ederim genelde ama gidecek olanları baştan … Okumaya devam et İstanbul Notları: Deniz Müzesi

Anlıyorum Ama Konuşamıyorum: Yabancı Dilinizi Geliştirmeniz İçin Tüyolar

Çok çalışıyoruz, tüm engelleri aşıyoruz. Her geçen gün hayallerimize bir adım daha yaklaşıyoruz. Sonra sis dumanı içinden bir levha beliriyor. Neon ışıklarla yazılı hayal et okur: “Dil şartı aranmaktadır.” Bu eğitim sistemini tüm keşmekeşine rağmen alt etmiş ve bir yerlere gelebilmiş on binlerce, yüz binlerce insanın dil konusunda tökezlemesi kulağa şaşırtıcı gelse de, anlaşılır da bir durum. Şöyle ki, eğitim sisteminde sorunlu, anlamsız ya da … Okumaya devam et Anlıyorum Ama Konuşamıyorum: Yabancı Dilinizi Geliştirmeniz İçin Tüyolar

Salgında Özlediklerim ve Minik

Bu ara hava hep kapalı ve İstanbul çok gri. Sonbahar melankolisinin dibine vurmuş durumdayım. Bunu, artık yedi aydan fazla zamandır uğraştığımız salgına ve biraz da son günlerde karnımı gözle görülür şekilde şişirmeye başlamış minik tırtıla bağlıyorum. Kendisi 18 haftalık haliyle artık bahse değer bir birey bence. Bu yazı da, zamanında korebenin karantinada neleri özlediğimden bahsettiğim bir resim altı yazısını okuyup, bu konseptte yazmamı ve BKnın … Okumaya devam et Salgında Özlediklerim ve Minik

Dizili Şeyler: Modern Love

Amazon Prime dalgası herkes gibi bizi de ele geçirdi. Burak muhtemelen Prime Türkiye’ye açıldığı an abone oldu. Halihazırda Netflix ve Digiturk Play (bein demeye alışamadım) üyeliklerimiz de var. Halbuki eskisi gibi hunharca dizi izlemiyoruz. Hatta genelde bildiğimiz dizileri vakit öldürmek için izliyoruz gibi bir şey. O yüzden sağda solda hemen tomurcuklanan Prime dizilerinin yorumlarını okumaya girişmedim. Sadece kapak fotoğrafında Anne Hathaway olan Modern Love radarımdaydı. … Okumaya devam et Dizili Şeyler: Modern Love

‘Kelimeler ve Şeyler’ Notları

Bugün size çok sevdiğim bir programdan bahsetmeye geldim. Yine, bir kere daha sıcağı sıcağına! TRT2’nin Kelimeler ve Şeyler programına bayılıyorum. TRT2’nin Instagram hesabını bayadır takip ediyorum, programı ilk orada görmüştüm (Kınamayın evimde televizyon yok). Baştan aldım. İlk iki bölümü izledim. İzlerken öyle keyif aldım ve beslendim ki notlar aldım. İki bölüm için de bunları kendi blogumda paylaşmıştım hatta. Oradan hareketle alıp okuduğum kitaplar oldu. Hala … Okumaya devam et ‘Kelimeler ve Şeyler’ Notları

Filmli Şeyler: About Time

Uzun zamandır zamanda yolculukla ilgili materyal toplayasım vardı. Kitaplı filmli ne varsa elden geçiresim. Çok odaklanmış şekilde uygulayabildiğim söylenemez bunu ama bugün bir şekilde yolum bir zaman yolculuğu filmiyle kesişti.  Evet kabul ediyorum sizi bir sürü klişe bekliyor ama klişe, bir sebepten dolayı klişedir* Haklıdır. Su götürmezdir.  Zamanda geriye dönüp bazı şeyleri değiştirme fikri ne kadar cazip olursa olsun, karşımıza hep o durumda kaybedeceklerimiz çıkar. … Okumaya devam et Filmli Şeyler: About Time

Belki de En Güzeli Böyle*

Bu gece sana Ünsal Kaptan’ı anlatabilirdim. Sönük hayatımıza ışıl ışıl giren teknesini… Zaten buydu aradığımız, birkaç dakikalığına unutmak. Uzaklaşmak, bazı şeyler yokmuş gibi davranmak. Sonra değirmenler çıktı yolumuza, Değirmenler’i açtım,  birinci sınıftaki halimi düşündüm. Bazen işler göründüğünün tam tersidir ya. Öyle bir seneydi. Öyle bir seneydi ki foyası sonunda ortaya çıktı. Sonra değişti bazı şeyler, bazı şeylerse hiç değişmedi. Çok fark da etmedi. Eksen sapmasını … Okumaya devam et Belki de En Güzeli Böyle*

Belki benim kağıt param bir şekilde döne dolaşa🎼

Sevgili Tuğçe’ye özenip müzik yazasım gelmiş olabilir. Hatta muhtemelen geç bile kalınmış bir karardır, hayatımda o kadar yer kaplarken. Geçtiğimiz haftalarda bir ‘yeteeeeer’ hissiyle pandemi başından beri ilk kez izin alıp, UZAKLAŞTIM. Nereye gittiğimin çok bir önemi yoktu. Kafamı boşaltmak, normal habitatımın dışında olmak istiyordum. Yakın bir tatil yöresi seçtik. Çok da severiz yolculuğa çıkalım. Birkaç günlüğüne olmasıyla sahte hissettirse de sanki her şey geride … Okumaya devam et Belki benim kağıt param bir şekilde döne dolaşa🎼

Savrulan Adam Rises

Her şeyden uzaklaşmanın sihri… Merak ediyorum diğer tüm tanrılar Poseidon’un önünde diz çöktü mü, çünkü başka türlüsü mümkün görünmüyor. Hep içimizde olan ama rutinin etkisiyle orada olduğunu unuttuğumuz bir yanımız var, deniz ona sesleniyor. Unuttuğumuzu hatırlatıyor. Sanki topraktan değil, sudan gelmiş gibi. Zamanı burada durdurmak mümkün olsaydı bile onu ister miydik? İflah olmaz doyumsuzluğumuz ve sabırsızlığımız başını duvarlara vurmaz mıydı? Razı olur muyduk zamanın tutsağı … Okumaya devam et Savrulan Adam Rises

Neden Yazıyorum?

Bu defa arşivden çekip çıkardığım bir yazıyla karşınızdayım. Çünkü konu güncel. Çünkü bu soru zaman zaman tekrar hatırlanması ve cevaplanması gereken, muhtemel cevapları içinde bir sürü katmanı barındıran bir soru. Şöyle buyurun: Daha önceki bir blogumda WordPress kendiliğinden küçük bir kurs önermişti diye hatırlıyorum: Everyday Inspiration. Belki de ben yardım bölümünde araya araya bulmuşumdur, emin değilim. Çünkü bu defa öyle oldu. Düzenli yazmakta zorlananlar için … Okumaya devam et Neden Yazıyorum?

yıldızlı atlas hissi

ya anlatmak istediğim o kadar çok şey var ki mesela önceden sanal diyerek ötekileştirdiğimiz bu hayatın herkes için ama önce benim için nasıl daha gerçek olduğu mesela karantinama devam ederken gezemiyorum zannedeceğimiz şehri Instagram’dan nasıl gezdiğim herise açılır açılmaz keşkek siparişi verişim birçok tanıdık hısım akrabayla yapamadığım samimi konuşmayı tanımadığım bir aşçıyla yapışım mesela bugün işte başka hiçbir şeye tahammül edemeyeceğimi anlayınca açıp son iki … Okumaya devam et yıldızlı atlas hissi

Hadi Biraz Kitap Konuşalım

Aslında yine kitaplı ama başka türlü bir yazıya niyetliydim. Kitaplarımı neye göre seçtiğimden bahsedecek ve hatta size de aynı soruyu yöneltecektim – ki hâlâ yapmayı düşünüyorum. Bunun üzerinde düşünürken, aklıma farklı bir yöntem geldi. Beni mutlaka başka bir kitaba götüren kitaplar var ve bu hiç de azımsanmayacak bir sıklıkta oluyor. Bugün bunun bir örneğini konuşacak; bir kitap zincirinden bahsedecek, o arada da zincirdeki her kitabı … Okumaya devam et Hadi Biraz Kitap Konuşalım

Haydi Geri Dönüştürelim!

Sorunun değil, çözümün parçası olmak adına; bir avuç ya da binler, fark etmez, bu yazıyı okuyanı geri dönüşüme davet ediyorum. Benim başlamamı ne tetikledi hatırlamıyorum açıkçası. Başladım işte. Kağıt, plastik ve cam atıkları çöpte değil ayrı bir torbada topluyorum. Her akşam veya her sabah o torbayı çöpün yanına koyuyorum. Normalde Denizli’de belediye sanırım cumartesi günleri topluyor bunları. Ama ben biriktikçe indiriyorum. Çünkü, bir yandan içim … Okumaya devam et Haydi Geri Dönüştürelim!

Bay Nautilus

Bu akşam evimde beni orta yaşlı bir salyangoz karşıladı. Şasırsam mı, diye düşündüm ama hali hazırda o kadar yıpratıcı bir gün olmuştu ki, bir parça daha mücadeleye halim yoktu. Akışına bıraktım. Karşısına geçip oturdum. Bir yandan muhabbet ediyorduk ama bir yandan da düşünmeden edemiyordum: Diyelim balkondan girdi, odanın öbür tarafına nasıl geçti? Salyangozlar halıda ilerleyebilir mi? Yapışacağını varsaymıştım çünkü ama başka bir açıklama da getiremiyordum. … Okumaya devam et Bay Nautilus

Görünmezlik Pelerini vs. Mesafeler

Vintage-Letters“Dear Friend, I like to start my notes to you as if we’re already in the middle of a conversation. I pretend that we’re the oldest and dearest friends, as opposed to what we actually are, people who don’t know each other’s names… and met in a chat room where we both claimed we’d never been before. What will NY152 say today, I wonder. I turn on my computer, I wait impatiently as it connects, I go online, and my breath catches in my chest until I hear three little words: ‘You’ve got mail.’ I hear nothing, not even a sound on the streets of New York, just the beat of my own heart. I have mail. From you.”*

Şimdi girdim eve. Sabah nasıl bırakıp çıktığımı unutmuşum. Bu aralar hep bir acele etmeler… Yapacak o kadar çok işim de yok, yani bazen düşünüyorum, çok bir şey halletmemişim bu telaşlarda ama nedense hiçbir yere, hiç kimseye yetişemiyorum.

Neyse, deyip balkona çıktım. Amacım evi bari biraz havalandırmakmış gibi davranıyorum ama bana lazım hava. Bu zamanların hafif akşam esintilerini öyle seviyorum ki. Üşütmeyen ama sıcak bir şey içesinin geldiği ya da omzuna annenin ördüğü şalı atıp tolere edebildiğin, belki hiçbir şey yapmayıp öylece durup biraz üşüyerek hala canlı olduğunu hissetmeye çalıştığın…

Biliyorsun, elinde kırmızı balon tutan o çocuğu her görüşümüzde kalbimiz ısınacak. Dikenlerin arasında bulduğumuz uğur böceklerinin nesli tükenmeyecek. O dikenler ne zaman batsa bir yerimize, ufacık kanayacak ama geçecek. Bazen başkalarının uçurduğu uçurtmaları arabanın camından izlemek zorunda kalacağız. Bir gün gerçekten balık tutmayı başaracağız. Onu da suya geri bırakacağız. Bazen bir şarkıyı bir türlü sevemeyeceğiz diğerini sevmekten asla vazgeçemezken. İstesek de istemesek de kendimizinkiler gibi ebeveynler olacağız ama yine de onlara kızmaya devam edeceğiz. En çok da onlara benzediğimiz için. Bazı insanlar Beatles’ı Okumaya devam et “Görünmezlik Pelerini vs. Mesafeler”

3 Kitap

“…normal şartlar altında anlarsınız, kaşa göze gerek kalmaz, tanır, kim ne ister bilirsiniz, sağa mı, sola mı, Buridan’ın eşeği gibi kararsızlıktan ölmezsiniz, sağ ya da sol, net, kim susadı, sağ, sağ bardağa uzanır, kim kanadı, sol, dudak solu emer, yüzüğü kim takacak, yine sol, sol sola yüzüğü takar, net, hep net, şimdi bakın, bir el kaş göz yapıyor, iki el çok gürültücü…” Cem Kızıltuğ’un ilk … Okumaya devam et 3 Kitap