Neresindeyiz Hayatın?

Ufuklarımızı sonuna kadar açtık, gözlerimizi kıstık, en uzağı görmeye çalışıyoruz. Dağların birleştiği yerde ve gökyüzü ile yeryüzünün ayrımının net olarak seçilemediği o noktada, ilk cümleye dönüyorum, ufukta, bir şeyler var. Ne olduğunu sormayın, ne olduğunu anlamaya da çalışmayın. Beyhude çaba olacak! Uzak diyarlara duyduğumuz özlem ne kadar büyük olsa da, otostopla başlayan maceralara atılamayacak kadar güven düşkünü olduğumuzdan mıdır bilmiyoruz bu durgunluğumuz. Bir şeylerin içimizde … Okumaya devam et Neresindeyiz Hayatın?

Doğu’nun Küçük Prens’i Ermiş ve Halil Cibran

Küçük Prens son dönemlerin en konuşulan kitaplarından biri olması sebebiyle herkesin az buçuk fikir sahibi olduğu bir kitap. Aynı zamanda felsefe kitabı olduğu da kabul ediliyor. Ama, hayır, bu Küçük Prens’in anlatıldığı bir yazı değil. Burada konumuz Halil Cibran. Konuya buradan girmiş olmamın sebebine gelecek olursak; Halil Cibran ile tanışmamdan evvel Halil Cibran okumama vesile olan yegane benzetmedir: “Doğu’nun Küçük Prens’idir Ermiş”. Halil Cibran’ı okuma … Okumaya devam et Doğu’nun Küçük Prens’i Ermiş ve Halil Cibran

Deneysel Şiirler 2 – Eskiden de yıllar geçerdi ama acıtmazdı bunca

Serinin ilk yazısını okumamış olanlar için “Ne oluyoruz?” dememeleri için ilk yazıyı öncelikli okumalarını önermekle kısaca oyunun tek kuralını ve amacını hatırlatayım: Kelimelerin tümünü kullanarak şiir yazmak. Rastgele seçilmiş kelimeler şunlar: Tahribat Tahrifat Teşrif etmek Ayan beyan Doyumsuz Oje Ültimatom Kefeni yırtmak Çekimser Nazar      Eskiden de yıllar geçerdi ama acıtmazdı bunca Savaşın son varisiYamalı gözlerleBakındı sağa sola,Önce sola, sonra sağa, tekrar sola derken bir … Okumaya devam et Deneysel Şiirler 2 – Eskiden de yıllar geçerdi ama acıtmazdı bunca

Sana el uzatıyorum, tutar mısın gelecekteki ben?

Merhaba müstakbel okuyucu, istikbalinde öngördüğüm okumak eylemli davranışını şu an gerçekleştiriyor olmanla müstakbel sıfatını çok hızlı kaybettin. En hızlı kaybedişin değildir eminim, sıkma canını. Hoşbeşli, havalı sulu, gündemli girişlere yeğleyeceğin bir giriş yaptığımı kabul etmelisin. Bilerek olmadı, klavyenin parmaklarım arasındaki akışını özgür bıraktım. Parmaklara özgürlük! İzninle, girişte daha fazla vakit kaybetmeyip yavaştan yazma tetikleyicime, ilham dopingime doğru ilerliyorum. Günlerdir yoğun bir tempoda çalışıyorum. Bu günler … Okumaya devam et Sana el uzatıyorum, tutar mısın gelecekteki ben?

Deneysel Şiirler 1 – Kör Yargı

Eskiden masamın rafında ortaokuldan kalma bir TDK sözlüğü bulunurdu. O sözlük şimdi nerede bilmiyorum. Muhtemelen taşınırken falan bir koliye girmiş ve oradan bir daha çıkmamıştır. Veya annem artık kullanmadığımızı düşündüğü ortaokul seviyesi Türkçe sözlüğü bir ortaokul öğrencisine falan vermiştir. Bilemiyorum. Neyse… Ders çalışırken sıkıldığımda elime bu sözlüğü alır, rastgele sayfalar açar, açtığım sayfalarda ilk gözüme çarpan kelimeyi bir yere not eder, yaklaşık 8-10 kelime biriktirirdim. … Okumaya devam et Deneysel Şiirler 1 – Kör Yargı

Mandalina

Bas bas bağırmak fikri var aklımda ama kulaklarım sessizliğe iyice alıştı. Gürültüyle başa çıkamayacak gibiyim. Kelimeler zamansız gelir. Ne zaman mecalsiz kalsam, gücüm tükense, bedenimi atacak bir zemin arasam, bileğim yazmaktan yorulsa, aklımda kelimeler… İpe dizilir gibi diziliyor. Unutulacak, yok olup gidecek olmalarına yanıyorum. Ama soruyorum bazen kendime, düşünülen kelimeler yok olur mu diye. Geceleri kediler de uyuyor ya, merak ediyorum nerede uyuyor? İzmir’de arabaların … Okumaya devam et Mandalina

İnsanlar, Olaylar ve Beklentiler Üzerine Bir Düşünce

Bugün bir arkadaşımla insanlar ve ilişkiler üzerine konuştuk. Epey yaralı olduğumuz konular olmalı ki günün koşturmacası içinde bulduğumuz 5 dakikalık telefon konuşmasında derinlere dalmamız saniyeler aldı. İnsanlar neden böyle, sorularının başımız tacı olduğu, hala şaşırabildiğimiz ve bir o kadar da bizi etkilemeye devam eden insanlardan ve olaylardan konuştuk. İşin aslı onun yarası tazeydi, benimse yaşanmışlığım fazla. Dengelttik tecrübelerimizi. Şöyle bir şey söyledi: Uzaklaşamadığımız şartlar ve … Okumaya devam et İnsanlar, Olaylar ve Beklentiler Üzerine Bir Düşünce

Vera İstanbul

Lise hayatım rockçılıkla geçti. Bilen bilir 90’lı yıllar çocukları, lise yılları rock müziğin revaçta olduğu zaman dilimine denk gelmiş olduğu için kaliteli müzik dinleyerek büyümüştür. Benim için de ortaokulda başlayan rock müzik serüveni lise yıllarında da devam etti. 6. Cadde, Mor ve Ötesi, Şebnem Ferah ile başlayan bu serüven Manga, Çilekeş, Dorian, Kurban, Deja-vu gibi gruplarla evrildi, biraz da ergenliğin verdiği bir sertliğe ulaştı. Nihayetinde … Okumaya devam et Vera İstanbul

Zaman Yönetimi ve Diğer Şeyler

Merhaba sevgili okur, sana hitap ederek yazdığım bu ilk yazı. İç dehlizlerimde kaybolmalı yazılardan fırsat ancak bu kadar yılın sonunda sana gelebildi desem üzülmezsin inşallah. Öncelikle bir çekince koyarak yazıma başlayayım. Ben bir kişisel gelişim uzmanı falan değilim. Bu da esasında benim uzmanlığım ile yakından uzaktan alakası olmayan bir alan. Hiçbir kaygı gütmeden sadece deneyim paylaşımı niteliğinde yazıyorum (Böylece daha en baştan tüm eleştirileri kendimden … Okumaya devam et Zaman Yönetimi ve Diğer Şeyler

Seçilmiş İnsanlarız Nihayetinde

Dünyaya özgüven hüküm sürüyordu. Korkular piyasada değer kaybına uğrarken, ego yükselişine devam ediyordu. İnsanlar salonun orta yerine koltuklar yerleştiriyorlardı. Bu salonların amacı inanç tazelemekti. Çok önemli insanların diğer sıradan insanlar arasından ayrılıp doğal ötesi bir seçilim ile toplandığı fikri aşılanıyordu bireylere. Bu seçilimin nesnesi olmak egolarını okşuyordu. Ego yürüyen merdiven gibidir. Bir kez adımını atmayagör sonunda bulursun kendini. Yavaş ama zahmetsiz. Henüz o merdivenden korkacak … Okumaya devam et Seçilmiş İnsanlarız Nihayetinde

Bir Adam

Bir adam öldü dün. Öyle sıradan bir ölüm değildi –hiçbir ölüm sıradan değildir. Bir adam içini sığdıramadı koca dünyaya. Kollarına sarınamadı. Belki de tek bir aferin almadı şu hayatta. Yastığa başını huzurla koyamadı. Açtı çocukları, evi kira, borçları tomarla. Verebilecek ne gücü vardı ne de sevgisi çocuklarına. Küçükken “Yaşamak bir savaştır” dedi annesi belki, adam o savaşı kazanamadı. Trafik kazası geçirmedi adam. Kışın en soğuk … Okumaya devam et Bir Adam

Spoiler İçeren Film Tanıtımları 3 – Kelebekler

Film tanıtımları dizisinin bir yenisiyle daha karşınızdayım. Bu filmimiz de son dönemler Türk sineması eseri. Tanıtım serisinin ilk iki filminden çok farklı bir film ile karşı karşıya olduğunuzu söyleyemeyeceğim. Çizgimizde devam edeceğiz. Bu seferki filmimiz de toplumun bir gerçeği ile yüzleşmemizi sağlıyor: Bir baba, kopmuş aile ve uçurumlar. Öyle büyük uçurumlar ki çocukların her birini adeta farklı gezegenlere fırlatıp atmış. Filmimizin adı: Kelebekler Yazan/ Yöneten: Tolga Karaçelik 18 günde … Okumaya devam et Spoiler İçeren Film Tanıtımları 3 – Kelebekler

Zamane Gençliği Feryadı

Dünya milattan sonra 2020’leri yaşıyor. Teknolojinin geldiği noktayı takip etmeyi çoktan bıraktık. Bir ay önce basılan bilim dergisi, bu ay eskimiş bilgiler içeren bir çöp haline geliyor. Eğitim sistemleri sürekli değişiyor; kanunlar, yönetmelikler her gün yeni düzenlemeler ile karşımızda. Mekatronikte neredeyse insanı saf dışı bırakacak yeni robot-insanlar üretilir hale geldi, sağlık sektöründe yapay insan yapılmak üzere (ki bu yazı yayınlanana kadar yapılmayacağını kimse iddia edemez). … Okumaya devam et Zamane Gençliği Feryadı

… Geçmiş karanlıktı. Gelecek aydınlık sanılıyordu. Gözünü geçmişten ayıramayanlarla, olmayan bir geleceğe dikenler gölge oyununda karşılaştılar. Biri ötekine geri dedi, öteki berikine ileri. Geriye dönünce ileri sandılar. Birbirinin kopyası olduklarını anlayınca utandılar… Kül Kedisi, Güzeran, Sadık Yalsızuçanlar   Okumaya devam et

Vazgeçme Yetisi

Hayal kurmakla başlıyor her şey, hayal kurmayı bıraktığımızı fark ettiğimizde bitiyor. Aslında hayal kurmayı bıraktığımızda bitiyordur belki esasen. Hayal kurmayı bıraktığımızı fark ettiğimiz zamana kadar ise devam ettiğini sanıyoruz ve çabalamayı bırakmıyoruz. Bunun sebebi, temelde hayalini kurduğumuz şeyleri gerçekleştirmek için canla başla çabalamamızın bir süre sonra alışkanlık haline gelmesi. Alışkanlık haline getirdiğimiz şeyleri ise zihinsel bir süzgeçten geçirmeksizin yapar hale geliyoruz. Yapılması zorunluymuş gibi bir … Okumaya devam et Vazgeçme Yetisi

Ben Gidip Biraz Asfalt Üzerinde Uyuyacağım

Keyfe kafi suretler benimsedik. Durumu kanıksamakta gecikmedin ya da durumlar varlığınla yokluğun arasında mekik dokuyuşumda toplandı kaldı. Bilemiyorum. Şartellerim atarsa sebebi Tedaş’ta arasan diye kendimi ayakta tutuyorum. Bir yerden sonra ayaklarım da uyuşuyor. Pozisyon güncellemem falan lazım geliyor. Neyse ki bu işlerde iyiyim. İçim kıpır kıpır yerimde duramıyorum. Çocukken hiç anlamamışlardı bu hallerimi de kurt mu var içinde, diye paylarlardı beni her fırsatta. Azıcık sabit … Okumaya devam et Ben Gidip Biraz Asfalt Üzerinde Uyuyacağım

16 Kasım 1961 …Sonunda öyle bir yere varıyorsun ki, hayatının sahici bir şeye benzemesini istemeye başlıyorsun… Ama sonra, sahici olan nedir diye düşünüyorsun. Başkalarının hayatı hakikaten sahici mi? Bizden öncekiler hakikaten yaşadılar mı? Boşlukta sallanan, ucunda ağırlık olmayan bir ip gibiyim Yengecim… O ip kopar mı?  Hastanede, babamın başucunda Kopernik’in hayatını okudum. Hakikaten yaşamış… Mino’n     (Mino’nun Siyah Gülü, Hüsnü Arkan)   Okumaya devam et

Biteceklere ahdım olsun sizin için başlatacağım yeni günü

Her bitiş bir yeniden doğuş, her yeniden doğuş bir bitiştir. Öylesine iç içedirler ki ayrımına varamazsın. Başlarken bitiyordur bir şeyler. Yeni gün “bu” olurken eskisi düne evriliyor. Bir daha bu olamayacak kadar uzaklara geçiriyor zaman günleri. Yaşadığımızın faydası yok. Geçen gidenlerin yaşanmış olması avutmuyor bizi. Umutlarla yaşayan bir tür olarak insanlık, geçmişle avunamıyor. Soyu sopu belli olmayan bir arsızlıkta kelimeler fısıldıyoruz gecelere. Bir resim çiziyoruz; … Okumaya devam et Biteceklere ahdım olsun sizin için başlatacağım yeni günü