Vera İstanbul

Lise hayatım rockçılıkla geçti. Bilen bilir 90’lı yıllar çocukları, lise yılları rock müziğin revaçta olduğu zaman dilimine denk gelmiş olduğu için kaliteli müzik dinleyerek büyümüştür. Benim için de ortaokulda başlayan rock müzik serüveni lise yıllarında da devam etti. 6. Cadde, Mor ve Ötesi, Şebnem Ferah ile başlayan bu serüven Manga, Çilekeş, Dorian, Kurban, Deja-vu gibi gruplarla evrildi, biraz da ergenliğin verdiği bir sertliğe ulaştı. Nihayetinde … Okumaya devam et Vera İstanbul

Zaman Yönetimi ve Diğer Şeyler

Merhaba sevgili okur, sana hitap ederek yazdığım bu ilk yazı. İç dehlizlerimde kaybolmalı yazılardan fırsat ancak bu kadar yılın sonunda sana gelebildi desem üzülmezsin inşallah. Öncelikle bir çekince koyarak yazıma başlayayım. Ben bir kişisel gelişim uzmanı falan değilim. Bu da esasında benim uzmanlığım ile yakından uzaktan alakası olmayan bir alan. Hiçbir kaygı gütmeden sadece deneyim paylaşımı niteliğinde yazıyorum (Böylece daha en baştan tüm eleştirileri kendimden … Okumaya devam et Zaman Yönetimi ve Diğer Şeyler

Seçilmiş İnsanlarız Nihayetinde

Dünyaya özgüven hüküm sürüyordu. Korkular piyasada değer kaybına uğrarken, ego yükselişine devam ediyordu. İnsanlar salonun orta yerine koltuklar yerleştiriyorlardı. Bu salonların amacı inanç tazelemekti. Çok önemli insanların diğer sıradan insanlar arasından ayrılıp doğal ötesi bir seçilim ile toplandığı fikri aşılanıyordu bireylere. Bu seçilimin nesnesi olmak egolarını okşuyordu. Ego yürüyen merdiven gibidir. Bir kez adımını atmayagör sonunda bulursun kendini. Yavaş ama zahmetsiz. Henüz o merdivenden korkacak … Okumaya devam et Seçilmiş İnsanlarız Nihayetinde

Bir Adam

Bir adam öldü dün. Öyle sıradan bir ölüm değildi –hiçbir ölüm sıradan değildir. Bir adam içini sığdıramadı koca dünyaya. Kollarına sarınamadı. Belki de tek bir aferin almadı şu hayatta. Yastığa başını huzurla koyamadı. Açtı çocukları, evi kira, borçları tomarla. Verebilecek ne gücü vardı ne de sevgisi çocuklarına. Küçükken “Yaşamak bir savaştır” dedi annesi belki, adam o savaşı kazanamadı. Trafik kazası geçirmedi adam. Kışın en soğuk … Okumaya devam et Bir Adam

Spoiler İçeren Film Tanıtımları 3 – Kelebekler

Film tanıtımları dizisinin bir yenisiyle daha karşınızdayım. Bu filmimiz de son dönemler Türk sineması eseri. Tanıtım serisinin ilk iki filminden çok farklı bir film ile karşı karşıya olduğunuzu söyleyemeyeceğim. Çizgimizde devam edeceğiz. Bu seferki filmimiz de toplumun bir gerçeği ile yüzleşmemizi sağlıyor: Bir baba, kopmuş aile ve uçurumlar. Öyle büyük uçurumlar ki çocukların her birini adeta farklı gezegenlere fırlatıp atmış. Filmimizin adı: Kelebekler Yazan/ Yöneten: Tolga Karaçelik 18 günde … Okumaya devam et Spoiler İçeren Film Tanıtımları 3 – Kelebekler

Zamane Gençliği Feryadı

Dünya milattan sonra 2020’leri yaşıyor. Teknolojinin geldiği noktayı takip etmeyi çoktan bıraktık. Bir ay önce basılan bilim dergisi, bu ay eskimiş bilgiler içeren bir çöp haline geliyor. Eğitim sistemleri sürekli değişiyor; kanunlar, yönetmelikler her gün yeni düzenlemeler ile karşımızda. Mekatronikte neredeyse insanı saf dışı bırakacak yeni robot-insanlar üretilir hale geldi, sağlık sektöründe yapay insan yapılmak üzere (ki bu yazı yayınlanana kadar yapılmayacağını kimse iddia edemez). … Okumaya devam et Zamane Gençliği Feryadı

… Geçmiş karanlıktı. Gelecek aydınlık sanılıyordu. Gözünü geçmişten ayıramayanlarla, olmayan bir geleceğe dikenler gölge oyununda karşılaştılar. Biri ötekine geri dedi, öteki berikine ileri. Geriye dönünce ileri sandılar. Birbirinin kopyası olduklarını anlayınca utandılar… Kül Kedisi, Güzeran, Sadık Yalsızuçanlar   Okumaya devam et

Vazgeçme Yetisi

Hayal kurmakla başlıyor her şey, hayal kurmayı bıraktığımızı fark ettiğimizde bitiyor. Aslında hayal kurmayı bıraktığımızda bitiyordur belki esasen. Hayal kurmayı bıraktığımızı fark ettiğimiz zamana kadar ise devam ettiğini sanıyoruz ve çabalamayı bırakmıyoruz. Bunun sebebi, temelde hayalini kurduğumuz şeyleri gerçekleştirmek için canla başla çabalamamızın bir süre sonra alışkanlık haline gelmesi. Alışkanlık haline getirdiğimiz şeyleri ise zihinsel bir süzgeçten geçirmeksizin yapar hale geliyoruz. Yapılması zorunluymuş gibi bir … Okumaya devam et Vazgeçme Yetisi

Ben Gidip Biraz Asfalt Üzerinde Uyuyacağım

Keyfe kafi suretler benimsedik. Durumu kanıksamakta gecikmedin ya da durumlar varlığınla yokluğun arasında mekik dokuyuşumda toplandı kaldı. Bilemiyorum. Şartellerim atarsa sebebi Tedaş’ta arasan diye kendimi ayakta tutuyorum. Bir yerden sonra ayaklarım da uyuşuyor. Pozisyon güncellemem falan lazım geliyor. Neyse ki bu işlerde iyiyim. İçim kıpır kıpır yerimde duramıyorum. Çocukken hiç anlamamışlardı bu hallerimi de kurt mu var içinde, diye paylarlardı beni her fırsatta. Azıcık sabit … Okumaya devam et Ben Gidip Biraz Asfalt Üzerinde Uyuyacağım

16 Kasım 1961 …Sonunda öyle bir yere varıyorsun ki, hayatının sahici bir şeye benzemesini istemeye başlıyorsun… Ama sonra, sahici olan nedir diye düşünüyorsun. Başkalarının hayatı hakikaten sahici mi? Bizden öncekiler hakikaten yaşadılar mı? Boşlukta sallanan, ucunda ağırlık olmayan bir ip gibiyim Yengecim… O ip kopar mı?  Hastanede, babamın başucunda Kopernik’in hayatını okudum. Hakikaten yaşamış… Mino’n     (Mino’nun Siyah Gülü, Hüsnü Arkan)   Okumaya devam et

Biteceklere ahdım olsun sizin için başlatacağım yeni günü

Her bitiş bir yeniden doğuş, her yeniden doğuş bir bitiştir. Öylesine iç içedirler ki ayrımına varamazsın. Başlarken bitiyordur bir şeyler. Yeni gün “bu” olurken eskisi düne evriliyor. Bir daha bu olamayacak kadar uzaklara geçiriyor zaman günleri. Yaşadığımızın faydası yok. Geçen gidenlerin yaşanmış olması avutmuyor bizi. Umutlarla yaşayan bir tür olarak insanlık, geçmişle avunamıyor. Soyu sopu belli olmayan bir arsızlıkta kelimeler fısıldıyoruz gecelere. Bir resim çiziyoruz; … Okumaya devam et Biteceklere ahdım olsun sizin için başlatacağım yeni günü

Geçmiş Zaman Kipi

Taarruza geçmiş yaşamın kılıçtan korunmaya çalışan zırhları gibi sessizliklerimiz. Biz, tüm bu kargaşanın asıl kaynağı, asıl şikâyetçisi ve yine en çok zarar görenleri… Nasıl ki yağmur göğün açılmasıyla birden doluveriyorsa sokaklara, “Ol!” demek bir O’na yakışıyorsa nasıl ki, koşar adım yürüyorsak sokaklarda, nasıl ki şemsiyeler engel olmuyorsa ıslanmamıza ve tüm bunlara rağmen nasıl ki güneş bir kenarda sessizce bekliyorsa; biz, hepimiz, meydanı dolduran birileri varken … Okumaya devam et Geçmiş Zaman Kipi

“Kitap fazla ciddi, gazete fazla sorumsuz. Dergi, hür tefekkürün kalesi. Belki serseri ama taze ve sıcak bir tefekkür. Kitap, çok defa tek insanın eseri, tek düşüncenin yankısı; dergi bir zekalar topluluğunun. Bir neslin vasiyetnamesidir dergi; vasiyetnamesi, daha doğrusu mesajı. Kapanan her dergi, kaybedilen bir savaş, hezimet veya intihar.” Cemil Meriç, 1992, Kafkaokur sayı:9 Okumaya devam et

Şeffaf

Şeffafın rengi var mıdır? Her renge bürünebilen başka renk var mıdır? Büyükçe bir palet aldım geçen gün. Renkler küçük yığınlar yaptım. Karıştırdıkça karıştırdım hepsi karışınca siyah oldu. Siyah değil gibi bi siyah oldu. Başka başka renk kombinasyonları yaptım. Şeffafı bulmaktı niyetim. Karmakarşık oldu tuvalim, fırçalar siyaha yakın. Alabora ettim sadeliği kaotik bir düzende apayrı şeritlerde ilerledim. Vardığımı sandığım yerde benliğim Okumaya devam et “Şeffaf”

Söz Uçar Yazıda Kal

Gelişine yazdım, gidişine gene yazdım. Çünkü ben. Çünkü sen. Yani biz. Yani b’yi ayırıp bir iz, sonra siz, sonrası büyük bir sis, sonu belirsiz, mezarlar gibi, ölüler gibi çoğaldıkça, yaşardıkça mezar taşları, ağladıkça, martılar denizi terk ettikçe ve sen gözlerini çekip aldıkça sözlerimden, nasıl da gidişine aldanıyor kalbim, sonra söz öbeklerim; zarf tümleçlerim hep zamanı şaşırmış, tanelere ayırmış bir nar gibi, tam yiyecekken ekşiye çalmış… … Okumaya devam et Söz Uçar Yazıda Kal

Söyle, Soğuk mu Oralar?

“İyi geceler” diye mırıldandı odanın boşu boşunalığına. Tüm o ses titreşimleri duvarların soğukluğuna çarpıp geri döndüğünde odada büyük bir gürültü koptu. Aldırış etmedi. Yatağın sağ yanına doğru kıvrıldı. Yorganı boğazına kadar çekti. Gecenin ölçü birimi neydi ki? Saniye, dakika, saat olamazdı, onlar çok kısaydı. Hafta mıydı? Haftada yedi gece vardı oysa. Gündü o zaman. Başka bir ihtimal kalmıyordu. Tüm günün birkaç an’ını gündüz olarak yaşıyor … Okumaya devam et Söyle, Soğuk mu Oralar?

Hayal Kırıklığı Medhiyesi

En başlayasımın olduğu yerde durmuş, öylece önce yıkmam gerekenleri hesap ediyorum. Kötü değilim ben, yeni bina dikmek için eskisini yıkmayı göze alamam, kenarda beklerim; belki bir yangın çıkar ev yanar, diye. Bu, sonsuz bekleyişimi açıklar mı? Beni aklar mı? Kendime yetemeyecek kadar az umut taşırım, bundandır. Beklerken ağırlaşırlar, yaslanacak bir omuz bulamam, herkes yolunda yürüyüp gider. Ara sıra döner bakarım kapısına, belki işe gidiyordur, çıkar, … Okumaya devam et Hayal Kırıklığı Medhiyesi

Sessizliğe Yergi

Dili çözülseydi kelimeler kusacaktı yumulu dudaklarından Etle kemik birbirine batacaktı kan akacaktı ve kelimeler Kırmızı. Bir başlasaydı söylemeye Sözler an’lar gibi bir görünüp bir kaybolacaktı Geçenler giden olacak ardında tek bir zerre bırakmayacaktı. Ölümüne verilen bir savaşta esir olmaktı dünya yaşamı Savaşın anlam bulduğu gizli satırlarda Kim bilir kimler doğacak ve solacaktı. Soluk benizliler doluşacaktı etrafa Et sarıya çalacak, kırmızı göğü yaracak, gökkuşağının renklerinden geriye … Okumaya devam et Sessizliğe Yergi