… Geçmiş karanlıktı. Gelecek aydınlık sanılıyordu. Gözünü geçmişten ayıramayanlarla, olmayan bir geleceğe dikenler gölge oyununda karşılaştılar. Biri ötekine geri dedi, öteki berikine ileri. Geriye dönünce ileri sandılar. Birbirinin kopyası olduklarını anlayınca utandılar… Kül Kedisi, Güzeran, Sadık Yalsızuçanlar   Okumaya devam et

Vazgeçme Yetisi

Hayal kurmakla başlıyor her şey, hayal kurmayı bıraktığımızı fark ettiğimizde bitiyor. Aslında hayal kurmayı bıraktığımızda bitiyordur belki esasen. Hayal kurmayı bıraktığımızı fark ettiğimiz zamana kadar ise devam ettiğini sanıyoruz ve çabalamayı bırakmıyoruz. Bunun sebebi, temelde hayalini kurduğumuz şeyleri gerçekleştirmek için canla başla çabalamamızın bir süre sonra alışkanlık haline gelmesi. Alışkanlık haline getirdiğimiz şeyleri ise zihinsel bir süzgeçten geçirmeksizin yapar hale geliyoruz. Yapılması zorunluymuş gibi bir … Okumaya devam et Vazgeçme Yetisi

Ben Gidip Biraz Asfalt Üzerinde Uyuyacağım

Keyfe kafi suretler benimsedik. Durumu kanıksamakta gecikmedin ya da durumlar varlığınla yokluğun arasında mekik dokuyuşumda toplandı kaldı. Bilemiyorum. Şartellerim atarsa sebebi Tedaş’ta arasan diye kendimi ayakta tutuyorum. Bir yerden sonra ayaklarım da uyuşuyor. Pozisyon güncellemem falan lazım geliyor. Neyse ki bu işlerde iyiyim. İçim kıpır kıpır yerimde duramıyorum. Çocukken hiç anlamamışlardı bu hallerimi de kurt mu var içinde, diye paylarlardı beni her fırsatta. Azıcık sabit … Okumaya devam et Ben Gidip Biraz Asfalt Üzerinde Uyuyacağım

16 Kasım 1961 …Sonunda öyle bir yere varıyorsun ki, hayatının sahici bir şeye benzemesini istemeye başlıyorsun… Ama sonra, sahici olan nedir diye düşünüyorsun. Başkalarının hayatı hakikaten sahici mi? Bizden öncekiler hakikaten yaşadılar mı? Boşlukta sallanan, ucunda ağırlık olmayan bir ip gibiyim Yengecim… O ip kopar mı?  Hastanede, babamın başucunda Kopernik’in hayatını okudum. Hakikaten yaşamış… Mino’n     (Mino’nun Siyah Gülü, Hüsnü Arkan)   Okumaya devam et

Biteceklere ahdım olsun sizin için başlatacağım yeni günü

Her bitiş bir yeniden doğuş, her yeniden doğuş bir bitiştir. Öylesine iç içedirler ki ayrımına varamazsın. Başlarken bitiyordur bir şeyler. Yeni gün “bu” olurken eskisi düne evriliyor. Bir daha bu olamayacak kadar uzaklara geçiriyor zaman günleri. Yaşadığımızın faydası yok. Geçen gidenlerin yaşanmış olması avutmuyor bizi. Umutlarla yaşayan bir tür olarak insanlık, geçmişle avunamıyor. Soyu sopu belli olmayan bir arsızlıkta kelimeler fısıldıyoruz gecelere. Bir resim çiziyoruz; … Okumaya devam et Biteceklere ahdım olsun sizin için başlatacağım yeni günü

Geçmiş Zaman Kipi

Taarruza geçmiş yaşamın kılıçtan korunmaya çalışan zırhları gibi sessizliklerimiz. Biz, tüm bu kargaşanın asıl kaynağı, asıl şikâyetçisi ve yine en çok zarar görenleri… Nasıl ki yağmur göğün açılmasıyla birden doluveriyorsa sokaklara, “Ol!” demek bir O’na yakışıyorsa nasıl ki, koşar adım yürüyorsak sokaklarda, nasıl ki şemsiyeler engel olmuyorsa ıslanmamıza ve tüm bunlara rağmen nasıl ki güneş bir kenarda sessizce bekliyorsa; biz, hepimiz, meydanı dolduran birileri varken … Okumaya devam et Geçmiş Zaman Kipi

“Kitap fazla ciddi, gazete fazla sorumsuz. Dergi, hür tefekkürün kalesi. Belki serseri ama taze ve sıcak bir tefekkür. Kitap, çok defa tek insanın eseri, tek düşüncenin yankısı; dergi bir zekalar topluluğunun. Bir neslin vasiyetnamesidir dergi; vasiyetnamesi, daha doğrusu mesajı. Kapanan her dergi, kaybedilen bir savaş, hezimet veya intihar.” Cemil Meriç, 1992, Kafkaokur sayı:9 Okumaya devam et

Şeffaf

Şeffafın rengi var mıdır? Her renge bürünebilen başka renk var mıdır? Büyükçe bir palet aldım geçen gün. Renkler küçük yığınlar yaptım. Karıştırdıkça karıştırdım hepsi karışınca siyah oldu. Siyah değil gibi bi siyah oldu. Başka başka renk kombinasyonları yaptım. Şeffafı bulmaktı niyetim. Karmakarşık oldu tuvalim, fırçalar siyaha yakın. Alabora ettim sadeliği kaotik bir düzende apayrı şeritlerde ilerledim. Vardığımı sandığım yerde benliğim Okumaya devam et “Şeffaf”