Frances Hodgson Burnett’ın Gizli Bahçesi

Bu sayıda sizlere henüz bitirdiğim, yazarını ise ilk kez tanıma fırsatına eriştiğim Gizli Bahçe’yi anlatacağım. Tesadüf müdür bu bilmem ama yine o çok sevdiğim İngiltere kırlarında ve malikânelerinde buldum kendimi. Anlayacağınız o ki yine okurken hayalini kurduğum mekanlara kavuştum. Sessiz ve yapayalnız kalmış çok sayıda odasına kilit vurulmuş bir malikane. Anlatımında sonsuzmuş gibi gelen fundalıklar ve çiçek tarhları… Baharın uyandırdığı ağaçlar, hayvanlar ve o altın … Okumaya devam et Frances Hodgson Burnett’ın Gizli Bahçesi

George Orwell / Papazın Kızı

Kilise hayatına yoğun ilgim olduğu için, kitabı ismini görür görmez almıştım uzun zaman önce. Ancak yeni okuma fırsatı buldum. Okuduktan sonra bu kitabın okuma sırasını başka kitaplar sebebiyle geriye atışıma çok üzüldüm. Çünkü baş karakter Dorothy’nin öyküsü son sayfalara kadar büyük bir güçle insanı kendine çekiyor. Kitabı bitirdikten sonra başka okuyucuların da incelemelerini okudum. Kimi kitabın ağırlığından söz ederken, kimi kitabın orta bölümlerindeki diyalogların karmaşıklığından … Okumaya devam et George Orwell / Papazın Kızı

Jane Austen’ın Emma’sı

Yıllar önce kitabın 2006 yapımı dizisini izlerken o kadar çok sevmiştim ki, sıkıcı geçen tüm kışı Emma’nın etrafına yaydığı sıcaklıkla ve samimiyetle atlatmıştım. Okuyucuya bu biraz abartılmış bir cümle olarak gelebilir ancak hislerimin yanında fazlasıyla sönük bir cümle kurabildiğimi tekrar okurken anlıyorum. Bu yazımın kitap özeti niteliği taşımadığını da belirtmek istiyorum. Daha çok kahramanların analizi üzerinde durmak istedim.   Kitabı okumayı hep daha sonraya bırakmıştım ancak … Okumaya devam et Jane Austen’ın Emma’sı

Charles Dickens / Büyük Umutlar

Kitabı ilk elime aldığım zaman taşra hayatının her zaman olduğu gibi bu defa da ilgimi çekeceğini düşündüğüm için direkt satın aldım. Sevdiğim bir yayınevinin yeni basım kitabı olduğu için daha da ilgimi arttırdığını söylesem yalan söylemiş olmam. Kitabın baş karakteri Pip’in çocukluğundan başlıyor yazar anlatıma. İnsan Pip’in içinden geçen düşünceleri okurken, onu yakın bir dostuymuşçasına tanıma fırsatını yakalıyor. Kitabı okumaya devam ettikçe baş kahramanımızın önce … Okumaya devam et Charles Dickens / Büyük Umutlar

Yaş Aldık Ama Bir Yana İtilip Kakıldık

Kaçmak bana hiç yaramadı. Anlık tatminden sonra çok daha fazla canımı yaktı. Savurdu, bir yandan da usandırdı. Bezdiren günler, bezdiren insanlar, bezdiren hayat. Ne zaman çıkabileceğiz yokuşların en ucuna? Seyredebilecek miyiz yukarıdan yürüdüğümüz yolları, düştüğümüz çukurları, battığımız çamurları? Umudu yitirenlerin kavgası değil miydi bu verdiğimiz kavgamız? Biz istemez miydik bir başımıza tüm o engelleri aşmayı? Yalanların köşesinden ne zaman dönüp tutacağız hakikatlerin kollarını? Oysa çocukken … Okumaya devam et Yaş Aldık Ama Bir Yana İtilip Kakıldık

Ben Hala O Kasabadayım

Ne zaman hüzünlense yüreğim kendimi bir balıkçı kasabasının sahilinde yalın ayak hayal ederdim… Tekneler balığa çıkar, kadınlar kıyıda nar ekşisi kaynatır, çocuklar dağlardan kekik toplardı… Yağmurlar yağdırır, sonra bir güzel ıslanır, yüzümü bulutlara kaldırıp gözlerimi kapatırdım. Üzerimde basma elbise, saçlarım kına işte tüm kasaba beni böyle tanırdı… Okumaya devam et Ben Hala O Kasabadayım

Zamanın Yorgunluğu

  Aslında çocukken gördüğümüz çoğu rüyayla meğer seyahat ediyormuşuz uçsuz bucaksız diyarlara. Çocukluğun verdiği bu başka diyarların inancı ve sıcaklığı sarıyorken her yanımızı oysa ne masum insanlarmışız… Zaman geçti, inançlar yitirildi. Pembe bulutların varlığı, sonsuzluğa akan derelerin ışıltısı rüyalara bile girmez oldu. Algılarımız açıldı. İyi ve kötü lügatımıza girdi. Gerçek ve yalan. İlk olarak böyle kalbimiz kırıldı, diyebilirim. Daha sonra ölümler, eziyetler, savaşlar, ağlayan çocuklar … Okumaya devam et Zamanın Yorgunluğu