Anlamak

Anlamak insanın düşüncesini etkileyen en önemli şeylerden biri. Tam ne diye tanımlayacağımı bilemedim anlamak nedir diye yani anlamak, düşünebilmek anlamına mı gelir, hissedebilmek mi, algılamak mı; nedir bilmiyorum. Ama şunu biliyorum ki anlamamak oldukça tehlikeli bir olgu. Anlamadığın sana çarpar çünkü. Anlamadığın şey bir anlamda; o, senin dünyanda aslında yok demek. Basitinden başlarsak, yolda koşarken orada olduğunu anlayamadığın bir direğe koşa koşa çarparsın ve öylesine şaşırırsın ki bir anlık dünya algından şüphe edersin. Ama tabii ki benim anlatmak istediğim bu değildi sadece somut olarak da örneğini görebileceğimiz bir durum olduğunu gösterebilmek için yazdım.

Asıl olarak insanı anlayamamakta sorun. İnsan anlayamadığı şeyden ya nefret ediyor, ya korkuyor, ya da onu görmezden geliyor. “Abi tüm bu yaptıklarına rağmen bu adamlara nasıl oy veriyorlar anlamıyorum” kalıbından başlarsak mesela. Zaman ilerledikçe insanların bu algısı çoğaldıkça hâlâ ve hâlâ anlayamamaya devam ettikçe bir süre sonra anlayamadıkları o insanlardan nefret etmeye başlıyorlar. Aslında Okumaya devam et “Anlamak”

Kötülük

Kötülük 101 dersimize başlıyoruz. Kötülük nedir? Bence kötülük normalde düşünüldüğünde olmaması gereken, oluşumuna zamanında anlam veremediğim bir kavramdır. Yani düşünüyorum (istemeden yapılanları şimdilik saymazsak) bir insan nasıl kötülük yapabilir? Özellikle bedensel/ruhsal olarak can yakabilir. Göz göre göre yani insanın temel doğasında kötülüğün olmadığını hala düşünüyorum. Kötülük yok ama şekil değiştiren başka kavramlar var. İnsanlar normalde ne yapar, elbet kendisi için bir faydası olan işleri yaparak … Okumaya devam et Kötülük

Gol Olur

            Hiçbir şey yapasım gelmiyor bazen. İnsan her zaman bir şey istemez mi oysa ki? Dinleneyim, eğleneyim, çalışayım, annemi arayayım, yemek yiyeyim, su içeyim, oyun oynayayım, film izleyeyim, uyuyayım. Sanki mutlaka bir istek olmalı gibi insanın aklında. İnsan her zaman olduğu halden daha iyi bir halde olmak istiyor bence. İstekler de o yüzden gibi, yani şimdi açım, yemek yiyip daha iyi … Okumaya devam et Gol Olur

Işık

Çook uzunca bir hikaye yazmıştım ama baktım çok çılgın (azıcık da uzun), dedim yazmayayım. Sonra insanlar okuyacak, bu çocuk nepiçim, insan mıdır, psikopat mıdır, diyeceksiniz 😦 ben de vazgeçtim. Onun yerine yine klasik, saçma ama mantıklıyken güldüren, güldürürken düşündüren, düşündürtürken de ‘amaan’ deyip sayfayı kapattıracak başka bir yazı daha yazayım, dedim. Tabii yetişir mi onu da bilmiyorum bakalım nasip. Küçükken babaannemgilde duvarda çizgiler vardı. Her … Okumaya devam et Işık

Beyin Bedava

Beyin Bedava Boş bir sayfa, ıslak bir beyin (banyodan çıkmış), eskice bir elektro gitar, nutella, galeta, çay sonra dizi sonrası kısmet. Ama öncesinde bir şey vardı, yazı. Yazı neydi? Yazı iyilikti, dostluktu; yazı emekti. Yani anlayacağınız selvi boylum al yazmalıyım. Giriş Bölümü Dedim ki bu sefer işe yaramayan bir şey yazayım. Bunu duyan arkadaşım dedi ki “hor” çünkü uyuyordu doğal olarak. Doğal olan uyumak mı … Okumaya devam et Beyin Bedava

Bip Bip

Wile-E-Coyote-BEEP-BEEP-wilee-quixote-7263942-800-600Bir şeyin değerli olması ne kadar belirsiz bir terim değil mi? Kaşıkçı elması mı değerlidir, aşkın mı değerlidir, Obama mı değerlidir, yoksa kames top mu? Çok garip bazen böyle saçma sapan sanat eserleri çok pahalı oluyor ki normalde üstüne para verseler evine asmazsın.

Acıkmayı yemek yemekten daha çok seviyorum, aynı şekilde yorulmayı uykusuz kalmayı da, çünkü ikisi de asıl eylemlerini daha güzel yapıyor. Açken yediğin peynir zeytin normal bir durumdayken yediğin ızgaradan 10 kat daha lezzetli oluyor ya da saatlerce uykusuz kalıp gün boyu işlerle uğraştıktan sonra akşam yatağına yattığındaki o rahatlama hissi başka nerede var? Çok inanılmaz değil mi ya, bana nedense böyle çok güzel bir şey gibi geliyor. Acıkmanın yemekten daha çok mutluluk getirmesi, daha değerli olması belki.

Mahallede top oynayan çocukların Okumaya devam et “Bip Bip”

Büyük Sözcükler

Yazılara bakıyorum ne büyük sözcükler var diyorum. “Yıldızların parlaklığını çalıp gelen güzel, ormanda koşarken çimler adeta güzelliği önünde eğiliyordu” gibi. Bu cümle sadece bir güzelleme olarak görülebilir belki de neysem. Sırf sözcüğe boğulmuş, sıfatlardan, soyut sözcüklerden oluşmuş cümleler beni hep korkutup kendinden kaçırtmıştır. Peki insanlar neden seviyor böyle sözcükleri kullanmayı, bitmek bilmeyen betimlemelere giriyor. Bence bunun cevabı biraz da “insan neden yazıyor?” sorusunun cevabıyla alakalı. İnsanın bir şeyler yazası geliyor bir hikaye anlatası, bir düşüncesini başka insanlarla da paylaşası geliyor, o zaman her zamanki gibi normal sözcükler, betimlemeler sıkıcı geliyor ona ya da yetersiz geliyor belki. Zaten her yer uzun, siyah saçlı kızlarla dolu diyor, onu aya benzetiyor. Bazen düşüncelerine yetecek sözcükler bulamıyor, yeni söz kümelerine farklı anlamlar yüklüyor. Ne kadar yazıların bu şekillerde yazılması normal gibi gözükse de bence gittikçe özünden ve gerçeklikten uzaklaştırıyor her şeyi.

Çok mu gerçekçi olmalı yazılar? Hayır, burada gerçekçi dediğim şu anlamda, hani bir tiyatro oyunu izlersiniz, adam o kadar kötü rol yapıyordur ki o adamın yaptığı hareketlere kötü oyuncu deyip geçemezsiniz, sizi rahatsız eder ya da bazıları rolünü öyle abartır ki gerçeklikten çıkıp gider, tamamen çekilmez bir oyunculuk olur. Benim bu tür yazıları okurken hissettiğim hisler de aynı buna benziyor. Böyle yazı rahatsız ediyor beni adeta.

Sen sevmiyorsan biz ne yapalım kardeş, diyebilirsiniz, doğru da sayılabilir aslında. Ama o zaman yine insan neden okuyor sorusu geliyor akla. Başka insanların fikirlerini anlatacakları hikayeleri duymak için. Başka hikayeler dinlemek/okumak, “farklı” fikirlerini duymak oldukça güzel bir deneyim bence fakat sözcükler okumak bana göre olmayan bir şey. “Yalnızlık mı yoksa o yanaklarının üstündeki allık?” mesela bu cümle benim aklıma “ne diyorsun sen kardeş hayal aleminde mi yaşıyorsun, ne içtin sen” tarzı düşünceler getiriyor bana, tam neden inanın ben de bilmiyorum ama yapmacık işte.

Kendime kızmayı da çok seviyorum, sık sık aklıma kötü şakalar geliyor, hee çok komikmiş diyorum kendime. Siz de yapın bence, bu biraz kendinle yarışmak gibi, rekabet iyidir. Yine aynı şekilde, bu yazıyı yazdım da ne oldu, diyorum, kimsenin hayatı ya da fikri değişmeyecek bu yazıyı okuyunca, diyorum. Çünkü sanki hayatta tüm yaptklarımızın bir sonucu olmalıymış gibi düşünüyorum ,o yüzden olabilir. Bu arada “Perception” Okumaya devam et “Büyük Sözcükler”