B A S K E T B O L

Basketbol bir aşk;

Bu yazı ancak böyle başlayabilirdi. Birkaç gündür maruz kaldığım duygusal anlar ve bu spordan aldığım haz beni bunu yazmaya zorladı. Daha önce de sporla ilgili yazmıştım, ancak bu yazı farklı olacak. Çünkü bu yazı klasik bir spor metni değil, tamamen duygusal bir metin olacak.

Öncelikle dün geceye gitmeliyim. Bizim neslimiz için, yani Jordan’ı kıl payı kaçırmış ama basketbola karşı ilgisi olan nesilden söz ediyorum, işte bu nesil için yeni bir efsane gerekliydi. Basketbolu sevdirme, yaşatma ve yayma misyonu için biri gerekliydi. Kendisi kariyerinin başında bu misyon için yeterli görülmese de, o tüm otoriteleri yanıltıp son 20 yılın basketbol efsanesi olmayı başardı.

Evet ‘KOBE BRYANT’tan bahsediyorum. Bize basketbolu sevdiren, onun bir tutku olduğunu, bir aşk olduğunu öğreten ve geceler boyu bizleri uykusuz bırakan adamdan söz ediyorum.

Hala onun ismini yazarken tüylerimin diken diken olmasının bir nedeni var. Hala onu bir şekilde izlerken içimin ürpermesinin bir nedeni var. Aşk ve tutku.

Bu hisleri bize hissettiren, bizi buna zorlayan bir adam KOBE. Çünkü o bu oyunu seviyor. Çünkü o bu oyuna aşık. Çünkü o bu oyuna tutkuyla bağlı. İşte asıl mesele bu.

Aşk ve tutku. Bizi herhangi bir şeye bağlayabilecek iki şey belki de bu iki kelime. Ancak öyle gelişine olunca değil, aynı KOBE gibi içten ve gerçekten hissedince olacak iki kelime bunlar.

Ve bu kadar yoğun Okumaya devam et “B A S K E T B O L”

Sudan Çıkmış Balık Misali

Hiç sudan çıkmış balık gördüğünüz oldu mu? Bu soru mecazi anlamda sorulmuş bir soru değil, sakın yanlış anlamayın. Görmeyenleriniz için ben kısaca olayı tasvir edeyim. Balık bir şekilde suda yakalanır ve su ile bağlantısı kesildiği andan itibaren tüm vücudunu hareket ettirmek suretiyle can çekişir. Bu bir çırpınış, bir kurtulma arzusudur.

Gelelim asıl meseleye. İnsan bu ya, bazı zamanlar gelir ki işte tam da anlatılan gibi neye uğradığını şaşırıp, şoka girip, tam da sudan çıkmış balığa dönüverir.

İşte yazarınız kendisini zaman zaman tam da bu durumda hissediyor. Aslında her şey istenilen gibi gitmesine karşın bu duruma anlam veremiyor.

İnsan aslında basit bir varlıktır. Kendisini ilk bildiği andan itibaren Okumaya devam et “Sudan Çıkmış Balık Misali”

Benden Söylemesi…

Hiç büyüyüp de bir iş sahibi olacağımız aklımıza gelmezken, bir bakmışız ki kocaman olup iş güç sahibi olmuşuz. Aslında hikaye burada bitti diye düşünülebilir. Ancak asıl hikaye buradan başlar ve kişi için üç seçenekten biri geçerlidir.

Birinci yol çok zorludur; kişi sevmediği bir işi yapmak zorundadır. İnanın bana bunu yapmak zorunda olan bir insan için hayat bir eziyettir. Yaptığı her iş ona zor gelecek ve hayatı boyunca işinden nefret edecektir. Ve yaptığı işin ne kendisine ne de bir başkasına bir faydası olacaktır.

İkinci yol daha tercih edilebilir bir yoldur aslında; kişi isteyerek  seçmediği bir işten keyif almaya çalışıp keyif alır. Evet belki çoğumuz ideallerimizin peşinden gidemiyoruz. Çoğumuz çeşitli sebeplerle hayallerimizden vazgeçmek zorunda kalıyoruz. Ancak birinci yoldaki ‘eziyeti’ çekmemek için biraz da olsa çaba gösterip, yaptığımız işi sevmeye çalışıyoruz. İşte bu yolda gidenler içinse hayat çok daha mutlu edicidir aslında. Belki hayallerinin peşinden gidememiştir ama yeni hayaller kurup onlarla yeni bir başlangıç yapmıştır. Ve ilk yola göre çok daha mutlu edici bir hayat onu beklemektedir.

Üçüncü yol hayallerimizdir; kişi hayallerindeki işi yapar. Evet en mutlu edici yoldur hayatımızda karşımıza çıkabilecek. Yıllardır hayalini kurduğumuz bir yerdeyizdir, yıllardır olmak istediğimiz yerde. Kişi bu yoldan gidebilmişse eğer her şey onun için çok kolaydır. Çünkü yaptığı işi seviyordur. Hiçbir zorluk onun için engel değildir. Ve bence de en gidilesi yoldur.

İşte tam olarak da Okumaya devam et “Benden Söylemesi…”

‘O’ nunla!

Mutluluk herkese göre göreceli bir kavramdır belki ama, bazıları vardır ki mutluluk onlar için tektir. O bazıları için mutluluk ‘o’ nu mutlu etmek veya ‘o’ nunla mutlu olmaktır. ‘O’ nu mutlu etmek. Evet belki de mutluluk kavramının vücut bulduğu anları yaşamak, mutluluğu gerçekten hissetmek için ‘o’ na ihtiyacınız vardır. Belki de hayatınıza ‘o’ girmeden mutluluğun ne olduğunu anlamamışsınızdır. Siz hiç ‘Nasılsın?’ sorusuna, ‘Mutluyum.’ cevabı veren … Okumaya devam et ‘O’ nunla!

Fedakarlık…

Fedakarlık, birçok insana göre ne kadar ters bir kelime, hatta birçok insanın kelime haznesinden dahi çıkarttığı bir kelime değil mi? Fedakarlık, kelimesini bile duyduğumuzda hemen kendimizi beğenmişliğimiz, herkese yukarıdan bakmamız nasıl da gün yüzüne çıkıyor değil mi? Fedakarlık, artık bize ne kadar uzak bir kelime öyle değil mi? Oysa ki fedakarlığın bir yaşam tarzı, fedakarlığın bir kültür olduğu zamanlar o kadar da uzak değil ki. … Okumaya devam et Fedakarlık…

Nerede O Eski İnsanlar!

Hiçbir zaman devamlı ‘nerede o eski insanlar’ diye yakınanlardan olmamışımdır aslında. Ancak son zamanlarda bu klişeyi o kadar sık kullanmaya başladım ki, bu yazıyı yazmak zorunda kaldım adeta. Birkaç eski insan tanıdım son zamanlarda. Tabiî ki bahsettiğim kişilerin eskiliği yaşlarından değil, sadece kişilik ve karakterlerinden. O insanları dinledikçe huzur bulup mutlu oldum adeta, ki böyle insanlarla tanışmayalı, çevremizde böyle insanlar olmayalı bir hayli olmuştu. Bir … Okumaya devam et Nerede O Eski İnsanlar!

Kendimi De Sorgularım…

İnsanları tanımanın ve onlar hakkında belirli bir kanıya varmanın sanat olduğunu düşünüyorum. Evet evet sanat olmalı bu ve benim çok beceriksiz olduğum bir sanat. Beceriksizim; çünkü çoğu zaman tanıdığımı sandığım insanların bende yarattığı hayal kırıklıklarıyla uğraşmak durumunda kalıyorum. Beceriksizim; çünkü ben kendi düşüncelerimle kurduğum yapının defalarca altında kalmaktan yoruldum. Son zamanlarda kendi davranışlarımı, fikirlerimi sorguladığım her fırsatta karşıma çıkan tek sorunum diyebilirim belki de bu … Okumaya devam et Kendimi De Sorgularım…

Milli Heyecan: Basketbol

Son birkaç senedir çevremde çok duyduğum bir şeydi: ‘Artık milli maçları heyecanla izleyemiyoruz!’ İşte iki gündür basketbol dünya kupasını izlerken aklıma sık sık gelen bu cümleyi tebessümle anımsadım. Acaba, dedim kendimce, acaba birkaç sene önceki milli heyecanlarımız geri mi geldi? Çünkü iki gündür hop oturup hop kalktığımız, ufak kalp krizleriyle kendimizden geçtiğimiz anlar yaşadık bence. Özellikle Yeni Zelanda maçının son periyodu ve ABD maçının ilk … Okumaya devam et Milli Heyecan: Basketbol

Bir Kupadan Daha Fazlası

Ve Dünya kupası başladı. Hiç şüphesiz bir çoklarının iple çektiği o dört sene geçti ve zamanı geldi. Ama benim asıl ilgimi çeken olay bambaşka. Futbolun dışında Dünya kupasının bir başka özel olması. Çünkü futbolla pek ilgilenmeyen, pek takip etmeyen insanların bile bir şekilde Dünya kupasının o büyüsüne kapılması. Evet tam olarak doğru kelime bu sanırım; Dünya kupasının büyüsüne kapılmak… Düşündüğümüz zaman yıllardır efsane olarak bahsettiğimiz … Okumaya devam et Bir Kupadan Daha Fazlası