Ustalık Eserim Selimiye

11721743_10206525811640001_575051163_nMimar Sinan, “Şehzade Mehmet Paşa Camii çıraklığımın, Süleymaniye Camii kalfalığım, Selimiye Camii ustalığımın eseridir.”  der ve Edirne’deki bu kıymetli yapının nasıl bir şaheser olduğunu özetler aslında.

Selimiye Camii Osmanlı padişahı 2. Selim tarafından Mimar Sinan’a yaptırılmıştır. Mimar Sinan camii yapıldığında bazı kaynaklara göre 80, bazılarına göre ise 90 yaşındadır. Camii 1568-1574 yılları arasında tamamlanmıştır.

Camii ile ilgili en çok kafayı karıştıran soru caminin neden İstanbul’da değil de Edirne’de olduğudur. Bu konu günümüzde de halen tam olarak aydınlanmış değil. Evliya Çelebi’nin Seyahatname’de bahsettiği açıklamaya göre, 2. Selim rüyasında Peygamber Efendimiz(sav)’in Kıbrıs’ın fethi anısına bir cami yapılmasını istediğini görür ve cami bunun üzerine Edirne’de yapılır. Lakin, Kıbrıs’ın fethi 1571’de yani caminin yapımının başlamasından 3 yıl sonra olduğu için, sebebin bu olmadığı konusunda tarihçiler ittifak halindedirler. Akla daha çok yatan diğer açıklamaya göre ise, İstanbul o dönemde artık camiye doymuştur, zira Süleymaniye, Ayasofya gibi büyük eserlere sahiptir ki ayrıca 2. Selim, babası Kanuni Sultan Süleyman’ın yaptırdığı Süleymaniye’nin karşısına, ona meydan okurcasına büyük bir cami yaptırmak istemez. Bunun üzerine Anadolu’nun Avrupa’ya açılan kapısı olan Edirne’ye yapılır camii.

Mimar Sinan, ustalık eserimdir, dediği bu yapının inşaatına başlamadan önce, inşaatta kullanacağı bütün taş malzemeyi araziye yerleştirmiş. İki yıl süresince tonlarca taş, zeminin üzerinde beklemiş. Böylece zeminin iyice oturması sağlanmış.

Selimiye Camii’nin 31.25 m çapındaki tek kubbesi, Allah’ın tek olduğuna işaret eder. Benzer şekilde, Selimiye Camii’nin pencerelerinin 5 kademeli oluşu İslam’ın 5 şartını, 4 vaaz kürsüsü 4 hak mezhebi, Selimiye Külliyesi’ndeki toplam 32 kapı İslamiyetin 32 farzını, arka minarelerde 6 yolun olması imanın 6 şartını, 12 şerefesi ise onikinci padişah tarafından yaptırıldığını ifade etmekte.

Selimiye Camii’nin kubbesi 31,25 m ve yerden yüksekliği ise 43 metre. Ayasofya’nın kubbesi ise Okumaya devam et “Ustalık Eserim Selimiye”

İdam

Ölüm cezası, bir devletin suçun karşılığı olarak bir mahkumun hayatına son vermesidir. Cezanın infaz edilmesine ise ‘idam’ denir sözlüksel anlam olarak. Son dönemde yaşanan olaylar sonucu idam cezasının varlığı ve  yokluğu ülke gündemimizi çokça meşgul etmekte. Özellikle bir dönem Abdullah Öcalan’a karşı bu cezanın uygulanmamasını çokça eleştirmiştik toplumca… Tarih boyunca çok farklı şekillerde uygulanmış idam cezası. Protestanların kılıçla isyancıların kafalarını uçurmaları, Mısır’da Firavun’un bu amaçla … Okumaya devam et İdam

Kara Fatma

Savaşçı kadınlar her zaman hayran olduğumuz yerlerinde olmayı hayal ettiğimiz insanlardır. Jan Dark, Zeyna… Peki kendi kadın kahramanlarımız? Onlardan söz edilmez hiç neredeyse… Üstelik tarihimiz kahraman Türk kadınlarıyla doluyken… Kara Fatma kimdir bilir misiniz hiç? Kurtuluş Savaşı milletçe verdiğimiz, kahramanlığımızı ortaya koyduğumuz bir destandır, evet. Ama hiç Kurtuluş Savaşı’nda kadın bir komutan hayal ettiniz mi? Sizi bilmem ama ben etmedim. İşte Kara Fatma olarak bilinen … Okumaya devam et Kara Fatma

Lethe

Bir müzik, bir şiir, bir efsane… Müzikle başlayalım. İnsanı yogaya meylettiren, Dark Tranquility’nin Lethe’sinin piano coverı. Buyurun, kenardan köşeden eşlik etsin. Efsanenin özeti şöyle: Yunan Mitolojisi’nde yeraltı dünyasında akan nehirlerden biri olarak tabir edilirdi Lethe Nehri. Bu nehrin suyundan içenler, dünyada yaşamış oldukları geçmiş hayatlarına dair her şeyi unuturlardı. Bu konuda araştırma yaparken gözüme birçok şarkı, şiir, karalamalar, sanat eserleri çıktı. Bunlardan biri Charles Baudelaire’in … Okumaya devam et Lethe

Göze Göz Dişe Diş

Bazen çok kullandığımız bu sözün nereden geldiğini bilir miyiz? Cevap evet, olabilir. Hammurabi kanunlarından gelmekte bu ünlü söz. Kısasa kısas yönteminin uygulandığı ünlü yasalar… Hammurabi, Babil hanedanlığının 6. kralı. Başa geçtikten sonra Sümer ve Akadları da kendisine bağlayıp Babil’in imparatorluk olmasını sağlamış. Yani aslında Babil imparatorluğunun ilk kralı kendisi. Ülkeyi M.Ö. 1793-1750 yılları arasında yönetmiş. Ülke M.Ö. 1770 yılı civarında Mezopotamya topraklarında, Fırat ve Dicle … Okumaya devam et Göze Göz Dişe Diş

Ne ki Bu Nobel?

Nobel’i çok duyduk elbet. Dünyanın en önemli ödüllerindendir, dünyanın önemli adamlarına verilir, çok da prestijlidir. Lakin bunun dışında pek bir şey bilmeyiz genel olarak hakkında. Bakalım bir araştırayım, neymiş, neyin nesiymiş şu ünlü Nobel Ödülü dedim. İsmi tahmin edildiği üzre mucidinden geliyor; Alfred Berhard Nobel… Kendisi 1833’te Stockholm’de doğan, 1896’da da ölen, İsveçli bir kimyacı. Dinamitin mucidi olarak da bilinebilir. Kalp krizinde verilir olarak bildiğimiz … Okumaya devam et Ne ki Bu Nobel?

Tıbbın Babası İbn-i Sina

İbn-i Sina adını beşikten itibaren duymaya başlarız. İslam dünyasının gururla bildiği, övündüğü bir hekimdir; hakkıdır da. Lakin sadece bu kadardır onun hakkında bildiğimiz genel olarak. Tıp alanında çalışmıştır, büyük işlere muvaffak olmuştur ve adı bu zamanlara kadar gelmiştir. Biraz daha zorlarsak, batıda tıp alanında yüzyıllarca kitapları okutulmuş diye de biliyoruzdur. Peki bu kadar övündüğümüz bu zatı aslında ne kadar tanıyoruz? Tıp fakültesine başladığım ilk vakitlerde … Okumaya devam et Tıbbın Babası İbn-i Sina

Tam Tahıl Derken?

  Bugünkü yazımda uzun süredir üzerinde düşündüğüm fakat eyleme geçmek için zamana ihtiyaç duyduğum bir alana adım atıyorum. Devamının gelip gelmeyeceği de henüz belli olmayan bu alanı ‘beslenme’ başlığıyla mı anmalıyız, ‘sağlık’ mı; ‘gündem’ mi demeliyiz ona, ‘popüler başlık’ mı, bilemiyorum 🙂 Ama her koşulda, bilimselliğinden zerre ödün verilmemiş, samimi anlatımlar olacak. Bu yazıda bahsetmek istediğim konu; ‘Tam Tahıllar’. Konuyla ilgili bilgilerim okuduklarımdan ve geçen sene … Okumaya devam et Tam Tahıl Derken?

Bir Şehir, Bir Kasaba, Ben ve Sebepsiz Sevmelerim :)

İnsan bir şehri çok sevebilir. Sebepsiz. Zaten ben hep derim; bazı şeyleri, bazı kişileri, bazı şehirleri sevmek için sebep olmayabilir. Bir şeye duyduğunuz sevgi için neden aramıyorsanız, dokunun kalbinize hiç kaçırmadan, gerçek sevgi elinizin altındadır. İddialıyım. *** Yeni döndüm Ankara’dan. Okuldan, dost dediğim insanlardan. Zihnimde hatıralar. İz bırakmayı seviyorum hayatta. Dokunduğum yerler belli olsun isterim hep. Lakin bazı izler var ki akla dahi gelmesin ister … Okumaya devam et Bir Şehir, Bir Kasaba, Ben ve Sebepsiz Sevmelerim 🙂