Yalnızlığı Seven İnsanlar Üzerine Bir Fikir

Yalnızken mutlu olan insanlara dikkat edin. Onlar iyi insanlardır. Kendi kendine kaldığında vicdanı rahat olanlardır. Kendi kendine iyi gelen ve daha da önemli yetebilen… İlgi düşkünü değillerdir, başkalarının ilgisine muhtaç da… İstediklerini yaptırmak için kimsenin ayağının altını öpmezler, şekilden şekle girmezler. Omurgalıdırlar yani, hem de semsert ve dimdik. Dürüsttürler, çünkü kendilerinden hiçbir şey saklayamayacaklarını en iyi onlar bilir. Kafalarını kuma gönüp sorumluluklarından kaçmazlar, kaçtıklarının daha … Okumaya devam et Yalnızlığı Seven İnsanlar Üzerine Bir Fikir

Çiçeklerin ve Füsun’un Şair Annesi: Didem Madak

Daha önce de bir yazıma Didem Madak dizeleri ile başlayıp, yine onun dizeleriyle bitirmiştim. (Bkz. https://dilemmadergi.com/2020/08/01/golgesine-razi-bir-feslegen-olmak/) Adını sürekli anamasam da dizelerini her zaman alıntılamasam da satırlarıma her zaman etki ettiğini biliyorum. Bu sebeple Didem Madakla ilgili yazmak istiyorum bu sefer. En sevdiklerimden, en sevdiklerimizden ve hep seveceklerimizden… Çiçek kokulu dizeleriyle, baştan sona her satırını sevdiğim bir kadın. Yazdığı tüm bu dizelere sadece şiir nazarında bakmak … Okumaya devam et Çiçeklerin ve Füsun’un Şair Annesi: Didem Madak

Bahar, Ev ve Kedi

Bahar güzel… Bahar neden güzel? Benim için, mesaiden koşar adım çıktığımda, akşamın taşıdığı “gün bitiverdi huzursuzluğu” içimi sarmıyor diye her halde.  Zaten yokuşu inip Eskişehir Yolu’nu da atladım mı Emek’teyim. Sonrası kolay, Dördüncü Cadde’den hangi sokağa girsem karşıma ağaçlar çıkar. Ağaçlar ve ağaçların gür yeşil saçları…  Marketten sonra sola doğru kıvrılıyorum, evet bahsi geçen ağaçlar buradalar, okulları geçiyorum, mahallenin köpeklerini de, yurdu da… Emek’in yaşlı … Okumaya devam et Bahar, Ev ve Kedi

Küçüğüm Farkındayım

Hepimizin çok iyi bildiği iki Sezen Aksu şarkısının isimlerini yan yana getirdim. Hayatım boyunca kafamda fonda hep çaldılar çünkü. Bazen aylarca birinin bir cümlesi öylece asılı durdu aklımda hatta. Üzerine düşündüm, ister istemez düşündüm. Neden bu şarkı, bu cümle, bu an? Bu ara nerede olduğumu sorarsanız hemen söyleyeyim: “Geçici oyuncak zaferler” cümlesindeyim. Ve şu an aklımdan o kadar çok şey geçiyor ki bunları nasıl anlatacağımı … Okumaya devam et Küçüğüm Farkındayım

Pozitiflik Kavramının Anti Maddesi – Toksik Pozitiflik Üzerine Bir Yazı

Bu yazıda biraz iç dünyamıza yönelelim, yakıtımızı tazeleyelim istedim. Pozitif olmak için kendini zorlayan insanlar görüyorsun veya sürekli pozitif insanlar görüyorsun. Herkes gülüyor. Kimsenin suratı asık değil. Aynanın karşısına geçiyorsun, “Herkes yolunu bulmuş bir biz mi kaldık?” diyorsun. Duyuyorum, biliyorum… İşte bu yazı, bu tarz soruların için gönlüne su serpmek için yazıldı. Özetle tek cevap veriyor, sevgili okur. Sen sağlıklı bir bireysin. Aksine karşındaki insanlar, … Okumaya devam et Pozitiflik Kavramının Anti Maddesi – Toksik Pozitiflik Üzerine Bir Yazı

Ayçiçeğinin Söyleyecekleri Var

Havayı görüyor musunuz? Sanki daha geçen hafta soğuğuyla ellerimi, burnumu hatta ciğerimi kesmemiş gibi. Bir bahar ışıltısı var gökte, görüyor musunuz? Ben karanlığı sevmem, puslu havaları bile sevmem. Hani insanlar ile bitkilerin DNA’larının yüzde bilmem kaçı aynıymış diye haberler olur ya… Heh! O insan benim, bitki ise ayçiçeği. Besbelli DNA’larımızın aynı olan yüzde bilmem kaçı, başlarımızı kaldırmaya ve yüzlerimizi güneşe dönmeye yarıyor ve belki de … Okumaya devam et Ayçiçeğinin Söyleyecekleri Var

En Büyük İhanet

İhanetlere içmeyelim artık, ihanetleri konuşalım bugün. En büyüklerini konuşalım. Toz konduramadığımız birinin ihanetini mesela. Her ihaneti bir sevda doğurur madem, sevdalarımızı konuşalım. Toz konduramadığımız birinin sevdasını mesela. Bilinçaltımdaki tüm hainliklere koştuğum bir gecede, sağa sola sataşarak sevdayla nereden tanıştığımı kovalıyordum. Üstadı andım. Ve gençliğimde benden aldığı her şeyden daha büyük olan aşkını andım. Daha sonra da ihanetini. Üstadla konuşmamız gerekliydi. İhaneti masaya yatırıp, parmaklarının arasından … Okumaya devam et En Büyük İhanet

Sorumluluklarımız

Kelimeyi biraz daha uzatmak istedim aslında. Yeterince uzun değil mi, diyebilirsiniz, bence değil. Bazen bazı kelimelerin manasının ağırlığını fiziksel olarak da yansıtmasını isteyebiliriz. Çünkü çok uzun cümlelerdense o tek kelime her şeyi anlatsın isteriz. İşte tam da buna ihtiyaç duyuyorum şu an. Omuzlarımdaki sorumlulukları cümlelerce anlatmayayım da “sorumluluklarım” kelimesine birkaç tane daha -lu,luk hecesi ekleyeyim yetsin, istiyorum. Şikayet ediyorum gibi başladım ama etmiyorum aslında. Öyle … Okumaya devam et Sorumluluklarımız

Sessizliğimin Dünyası

Yalnız kalmanın nasıl olduğunu ya da sakin bir yerde yaşamanın verdiği huzuru anlatacağımı düşünmeyin. Çoğu kişinin deneyimlemediği bir durum benim anlatacağım. Aslında belli bir süre sonra bunu anlatmayı bırakmıştım. Yazıya da ilk defa geçireceğim. Çoğunuz benim işitme kaybım olduğunu bilmiyordur. Hatta işitme cihazı yardımıyla duyduğumu söylemek isterim. Merak etmeyin bu durumu dramatikleştirmeyi hiçbir zaman sevmedim. Bunu yapmak da istemem. İçimi dökmek gibi düşünün. Size bunun … Okumaya devam et Sessizliğimin Dünyası

Medeniyet Yanılgısı

Son zamanlarda yalnız kalıp, düşüncelerimle daha fazla vakit geçirme fırsatım oldu. Sürekli aklımda “Hayatımın bundan sonraki evresi nasıl olacak?” ve “Hayatım nasıl ilerleyecek?” soruları vardı. Acaba Muğla’da kalıp müzikle mi devam etsem, yoksa bir şirkete girip orada çalışmaya mı başlasam? Her gün bu ikilem ile uğraşırken aklıma lise zamanlarında bolca düşündüğüm bir konu geldi. Sadece müziği seçersem insanların beni çok fazla eleştireceği ve bana deli … Okumaya devam et Medeniyet Yanılgısı

İç Mahkemem

Ah sevgili okurum, çok dertliyim bu aralar! Günler hiç geçmezmiş gibi gelirken, aslında bir o kadar da çabuk geçtiğini fark ettim. Benim için biraz hayal kırıklığı oldu bu durum. Diyeceksin ki; ‘Bu mu dert ettiğin, başka neler var bu dünyada’. Farkındayım ama dünyada olup bitenler de çok fazla ve değişken, zaten dünyayla birlikte biz de evrilir olmuşuz. Evde tek başıma kaldığım zamanlar çok fazla düşündüm. … Okumaya devam et İç Mahkemem

Jazz Altında Korona

Bir jazz müziğinin notaları ardınca dökülüyor bu satırlar. Notalar kulağımda bir köşeden öbür köşeye koşturuyor. Dans ediyorlar sanki, limitleri kafamla sınırlı bir dans. Bu dansa eşlik etmek istiyorum. Ve bir hayal tutuyorum -dilek değil-.   Gözlerini kapatıyorsun. Müzik kulaklarında yankılanmaya ve dans etmeye devam ediyor. Gözlerin açık ama bilincin kapalı. Neredesin?    Üsküdar sahile doğru gidiyorum. Selami Ali’den aşağı vurdurmuşum. Orkideci yahut salepçi yok artık … Okumaya devam et Jazz Altında Korona

Geçmişten Gelen Yazı

Ufak bi şey fırlatıp kaçacağım. Çok vaktinizi almam muhtemelen. Diyelim ki yolda yürürken kafanızı kaldırdınız ve çarpacağınız şeye doğru yürüdüğünüzü fark ettiniz. Refleks olarak eğildiniz, sağa kaçtınız, sola kaçtınız vs. Şimdi gelin, bu süreçte tam olarak neler yaşandı adım adım inceleyelim. Öncelikle görebilmemiz için şu adımların sırası ile takip edilmesi gerekiyor: Işık göreceğimiz cisme çarpacak ve bize doğru yol alacak Işık gözünüze ulaştıktan sonra beyninize … Okumaya devam et Geçmişten Gelen Yazı

Son Kez

Farkında mısın bilmem ama doğduğun andan itibaren zaman senin için ileri değil, geri olarak akmaya başlıyor. İlk nefesinden itibaren sana olan zamanı tüketmeye başlıyorsun. Zaman geriye doğru akarken, büyüdüğünü zannederken aslında ölüme yaklaşıyorsun. Her nefesinden sonra. Yeni şeyler öğrenirken, bir şeyleri unutuyorsun. Belki de asla unutmam dediğin şeyleri. Sevdiğin şeyler sonucunda bazı şeyleri sevmemeye başlıyorsun. Belki de bunu sevmekten asla vazgeçmem dediğin şeyleri. Yaşadığın olaylardan … Okumaya devam et Son Kez

Neresindeyiz Hayatın?

Ufuklarımızı sonuna kadar açtık, gözlerimizi kıstık, en uzağı görmeye çalışıyoruz. Dağların birleştiği yerde ve gökyüzü ile yeryüzünün ayrımının net olarak seçilemediği o noktada, ilk cümleye dönüyorum, ufukta, bir şeyler var. Ne olduğunu sormayın, ne olduğunu anlamaya da çalışmayın. Beyhude çaba olacak! Uzak diyarlara duyduğumuz özlem ne kadar büyük olsa da, otostopla başlayan maceralara atılamayacak kadar güven düşkünü olduğumuzdan mıdır bilmiyoruz bu durgunluğumuz. Bir şeylerin içimizde … Okumaya devam et Neresindeyiz Hayatın?

Yıl Başlarken

Bu yazıyı yıl bitmek üzereyken yazıyorum. Yılın son günlerinde genellikle başımızdan geçenleri düşünürüz. Sadece bu yüzden severim yeni yılın gelişini. Çoğumuz duygusal olarak en yoğun yılımızı yaşadık. Belki çok gezemedik, fazla yer değiştiremedik ama ‘evde neler yapılabilir’ deneyimini yaşadık. Yılın ocak ayında Elazığ’da ve ekim ayında İzmir’de depremle karşılaştık. Bir kez daha binaların sağlam yapılması gerektiği gerçeğiyle yüzleşmiş olduk. Ama maalesef bunun yaşadıktan sonra söylenmesi … Okumaya devam et Yıl Başlarken

Sana el uzatıyorum, tutar mısın gelecekteki ben?

Merhaba müstakbel okuyucu, istikbalinde öngördüğüm okumak eylemli davranışını şu an gerçekleştiriyor olmanla müstakbel sıfatını çok hızlı kaybettin. En hızlı kaybedişin değildir eminim, sıkma canını. Hoşbeşli, havalı sulu, gündemli girişlere yeğleyeceğin bir giriş yaptığımı kabul etmelisin. Bilerek olmadı, klavyenin parmaklarım arasındaki akışını özgür bıraktım. Parmaklara özgürlük! İzninle, girişte daha fazla vakit kaybetmeyip yavaştan yazma tetikleyicime, ilham dopingime doğru ilerliyorum. Günlerdir yoğun bir tempoda çalışıyorum. Bu günler … Okumaya devam et Sana el uzatıyorum, tutar mısın gelecekteki ben?

Sevmek Ne Uzun Kelime*

Sevmek ne mutlu, ne umutlu, ne güzel ve ne uzun bir kelime! Eminim sevmek deyince herkesin aklından geçen bir iki cümle hatta belki bir iki dize vardır. Hiçbiri yoksa da en azından bir hissiyatı, bir tanıdıklığı vardır herkesin sevmeye.  Şimdi yazıma başlar gibi yapıp, bir parantez açmak istiyorum. Ve biraz yazmayı sevmek konusundan bahsetmek istiyorum. Bazı zamanlarda içerik bulmak, yazmaya başlamak hatta ilk cümleyi kurmak … Okumaya devam et Sevmek Ne Uzun Kelime*

Kapanımdaki Umudum

Bu aralar kendimi kapana kısılmış fare gibi hissediyorum. Debeleniyorum ama kimse beni kurtarmak istemiyor. Ne yapmaya kalkışsam elimde kalıyor sanki. Bununla beraber kendimde yeni bir şeye başlama gücü bulamaz oldum. Karamsarlıktan uzak kalmayalı o kadar zaman oldu ki, huzurlu ve umutlu geçen günlerimi unuttum. Bir gün kahvemi yudumlarken insanların en zor zamanlarında nasıl ayakta kalabildiğini düşündüm. Umut ederek… İkinci Dünya Savaşı’nda en zor toplama kampından … Okumaya devam et Kapanımdaki Umudum