An’da kal…

Geçenlerde yine düşüncelerimle baş başa kalmışken, aktör Will Smith’in bir konuşmasına denk geldim. Şöyle diyordu: Bir gün arkadaşlarıyla skydiving yapmaya karar verirler, skydivingten bir gece öncesi yaşadığı anksiyete, uçaktan atlayana kadar aklında uçuşup duran ‘ya paraşüt açılmazsa’ diye olumsuz düşünceler silsilesi ve korkunun, heyecanın yerini aldığı anlar… Sonra şöyle devam ediyor: ‘Bir gece önce arkadaşlarımla sarhoşken aldığımız kararın bir gün sonrasında, gerçeğe dönüşmemesini umarak atlayacağımız … Okumaya devam et An’da kal…

Vazgeçme Yetisi

Hayal kurmakla başlıyor her şey, hayal kurmayı bıraktığımızı fark ettiğimizde bitiyor. Aslında hayal kurmayı bıraktığımızda bitiyordur belki esasen. Hayal kurmayı bıraktığımızı fark ettiğimiz zamana kadar ise devam ettiğini sanıyoruz ve çabalamayı bırakmıyoruz. Bunun sebebi, temelde hayalini kurduğumuz şeyleri gerçekleştirmek için canla başla çabalamamızın bir süre sonra alışkanlık haline gelmesi. Alışkanlık haline getirdiğimiz şeyleri ise zihinsel bir süzgeçten geçirmeksizin yapar hale geliyoruz. Yapılması zorunluymuş gibi bir … Okumaya devam et Vazgeçme Yetisi

Gölgesine Razı Bir Fesleğen Olmak

“keşke gölgesine razı bir fesleğen olaydım” Didem Madak Ne zaman biraz umutsuz ve melankolik bir ruh hali içinde olsam zihnimin derinliklerinden yankılanarak gelir bu dize. Neden bu dize diye soracak olursanız, henüz benim buna bir cevabım yok. Belki de sadece ruh hali ortaklığı… Şiir, beni daha melankolik yapmıştır her zaman. Ne zamanki şiirden ve hatta bazen tümüyle edebiyattan, okumaktan ve yazmaktan uzaklaşsam, daha dingin bir … Okumaya devam et Gölgesine Razı Bir Fesleğen Olmak

Seni Beklerken

Ne kadar tükenmiş hikaye varsa aklımda, o kadar satır başı var bu kağıtta. Güzel gülüşünden mi hikaye kopmalı yoksa tutkulu sevemeyişinden mi? Uzun soluklu filmlerin duygusal sahnelerinden tut da, yüksek sesle dinlenen müziklerin en acı tonlarına kadar sevdim seni. Anladım ki filmlerde, şarkılarda noktanın bile bitiremediği cümlelerde sevmek değil sevilmek önemli. Okumaya devam et Seni Beklerken

Ben Gidip Biraz Asfalt Üzerinde Uyuyacağım

Keyfe kafi suretler benimsedik. Durumu kanıksamakta gecikmedin ya da durumlar varlığınla yokluğun arasında mekik dokuyuşumda toplandı kaldı. Bilemiyorum. Şartellerim atarsa sebebi Tedaş’ta arasan diye kendimi ayakta tutuyorum. Bir yerden sonra ayaklarım da uyuşuyor. Pozisyon güncellemem falan lazım geliyor. Neyse ki bu işlerde iyiyim. İçim kıpır kıpır yerimde duramıyorum. Çocukken hiç anlamamışlardı bu hallerimi de kurt mu var içinde, diye paylarlardı beni her fırsatta. Azıcık sabit … Okumaya devam et Ben Gidip Biraz Asfalt Üzerinde Uyuyacağım

En Sevdiğim Şeyler

Bu dünyadan geçerken, her insan gibi kendimce yaşarken beni mutluluktan havalara uçurmasa da gülümsetecek şeyleri not alayım, diye düşündüm geçen günlerde. Yazdıkça o anları yaşıyor gibi hissettim. Okudukça yeniden mutlu oldum. Eklenecek bir sürü şey var hala fakat şimdilik bu kadarı toparlandı. Acaba senin küçük mutlu anıların nerelerde saklı? Bir beyin fırtınasına ne dersin? Hadi, erteleme ve bu güzel ilkbahar günün daha güneşli, daha sevimli olsun.

İşte benim minik mutluluklarım;

*Sabahları pencereleri açıp odama dolan temiz havayı koklamak

*Uyandığımda kendisini şapka zanneden kedim Ihlamur’u kafama dolanmış bir vaziyette bulmak

*İçinde ne olduğunu bilsem dahi kargo paketlerini açmak

*Sevdiğim insanlara bir şeyler hediye ettiğimde yüzlerindeki mutluluğu seyretmek

*Turuncu stateskopum

*Renkli küpelerim

*Eve geldiğimde Okumaya devam et “En Sevdiğim Şeyler”

Görünmezlik Pelerini vs. Mesafeler

Vintage-Letters“Dear Friend, I like to start my notes to you as if we’re already in the middle of a conversation. I pretend that we’re the oldest and dearest friends, as opposed to what we actually are, people who don’t know each other’s names… and met in a chat room where we both claimed we’d never been before. What will NY152 say today, I wonder. I turn on my computer, I wait impatiently as it connects, I go online, and my breath catches in my chest until I hear three little words: ‘You’ve got mail.’ I hear nothing, not even a sound on the streets of New York, just the beat of my own heart. I have mail. From you.”*

Şimdi girdim eve. Sabah nasıl bırakıp çıktığımı unutmuşum. Bu aralar hep bir acele etmeler… Yapacak o kadar çok işim de yok, yani bazen düşünüyorum, çok bir şey halletmemişim bu telaşlarda ama nedense hiçbir yere, hiç kimseye yetişemiyorum.

Neyse, deyip balkona çıktım. Amacım evi bari biraz havalandırmakmış gibi davranıyorum ama bana lazım hava. Bu zamanların hafif akşam esintilerini öyle seviyorum ki. Üşütmeyen ama sıcak bir şey içesinin geldiği ya da omzuna annenin ördüğü şalı atıp tolere edebildiğin, belki hiçbir şey yapmayıp öylece durup biraz üşüyerek hala canlı olduğunu hissetmeye çalıştığın…

Biliyorsun, elinde kırmızı balon tutan o çocuğu her görüşümüzde kalbimiz ısınacak. Dikenlerin arasında bulduğumuz uğur böceklerinin nesli tükenmeyecek. O dikenler ne zaman batsa bir yerimize, ufacık kanayacak ama geçecek. Bazen başkalarının uçurduğu uçurtmaları arabanın camından izlemek zorunda kalacağız. Bir gün gerçekten balık tutmayı başaracağız. Onu da suya geri bırakacağız. Bazen bir şarkıyı bir türlü sevemeyeceğiz diğerini sevmekten asla vazgeçemezken. İstesek de istemesek de kendimizinkiler gibi ebeveynler olacağız ama yine de onlara kızmaya devam edeceğiz. En çok da onlara benzediğimiz için. Bazı insanlar Beatles’ı Okumaya devam et “Görünmezlik Pelerini vs. Mesafeler”

Biteceklere ahdım olsun sizin için başlatacağım yeni günü

Her bitiş bir yeniden doğuş, her yeniden doğuş bir bitiştir. Öylesine iç içedirler ki ayrımına varamazsın. Başlarken bitiyordur bir şeyler. Yeni gün “bu” olurken eskisi düne evriliyor. Bir daha bu olamayacak kadar uzaklara geçiriyor zaman günleri. Yaşadığımızın faydası yok. Geçen gidenlerin yaşanmış olması avutmuyor bizi. Umutlarla yaşayan bir tür olarak insanlık, geçmişle avunamıyor. Soyu sopu belli olmayan bir arsızlıkta kelimeler fısıldıyoruz gecelere. Bir resim çiziyoruz; … Okumaya devam et Biteceklere ahdım olsun sizin için başlatacağım yeni günü

Aşağılık

Sorular sormayı kenara bırakıp dinlemeyi öğrenmelisin. Rezillikler insanların kıyılarına vurduğu vakit, kulaklarını tıkayamazsın. Hayatına da son veremezsin bunun imkansızlığını senden daha iyi kimse bilmiyor. Ancak evli adamlara aşık olmanın kepazeliğini, mutlu insanları yıkmanın acizliğini, eline geçen güzellikleri tuzla buz etmenin arsızlığını herkes biliyor. Ve sen hala utanmadan nefes alıyorsun. Bu sebepten dünyanın en aşağılık kadınısın. Okumaya devam et Aşağılık