Son Kez

Farkında mısın bilmem ama doğduğun andan itibaren zaman senin için ileri değil, geri olarak akmaya başlıyor. İlk nefesinden itibaren sana olan zamanı tüketmeye başlıyorsun. Zaman geriye doğru akarken, büyüdüğünü zannederken aslında ölüme yaklaşıyorsun. Her nefesinden sonra. Yeni şeyler öğrenirken, bir şeyleri unutuyorsun. Belki de asla unutmam dediğin şeyleri. Sevdiğin şeyler sonucunda bazı şeyleri sevmemeye başlıyorsun. Belki de bunu sevmekten asla vazgeçmem dediğin şeyleri. Yaşadığın olaylardan … Okumaya devam et Son Kez

Neresindeyiz Hayatın?

Ufuklarımızı sonuna kadar açtık, gözlerimizi kıstık, en uzağı görmeye çalışıyoruz. Dağların birleştiği yerde ve gökyüzü ile yeryüzünün ayrımının net olarak seçilemediği o noktada, ilk cümleye dönüyorum, ufukta, bir şeyler var. Ne olduğunu sormayın, ne olduğunu anlamaya da çalışmayın. Beyhude çaba olacak! Uzak diyarlara duyduğumuz özlem ne kadar büyük olsa da, otostopla başlayan maceralara atılamayacak kadar güven düşkünü olduğumuzdan mıdır bilmiyoruz bu durgunluğumuz. Bir şeylerin içimizde … Okumaya devam et Neresindeyiz Hayatın?

Yıl Başlarken

Bu yazıyı yıl bitmek üzereyken yazıyorum. Yılın son günlerinde genellikle başımızdan geçenleri düşünürüz. Sadece bu yüzden severim yeni yılın gelişini. Çoğumuz duygusal olarak en yoğun yılımızı yaşadık. Belki çok gezemedik, fazla yer değiştiremedik ama ‘evde neler yapılabilir’ deneyimini yaşadık. Yılın ocak ayında Elazığ’da ve ekim ayında İzmir’de depremle karşılaştık. Bir kez daha binaların sağlam yapılması gerektiği gerçeğiyle yüzleşmiş olduk. Ama maalesef bunun yaşadıktan sonra söylenmesi … Okumaya devam et Yıl Başlarken

Sana el uzatıyorum, tutar mısın gelecekteki ben?

Merhaba müstakbel okuyucu, istikbalinde öngördüğüm okumak eylemli davranışını şu an gerçekleştiriyor olmanla müstakbel sıfatını çok hızlı kaybettin. En hızlı kaybedişin değildir eminim, sıkma canını. Hoşbeşli, havalı sulu, gündemli girişlere yeğleyeceğin bir giriş yaptığımı kabul etmelisin. Bilerek olmadı, klavyenin parmaklarım arasındaki akışını özgür bıraktım. Parmaklara özgürlük! İzninle, girişte daha fazla vakit kaybetmeyip yavaştan yazma tetikleyicime, ilham dopingime doğru ilerliyorum. Günlerdir yoğun bir tempoda çalışıyorum. Bu günler … Okumaya devam et Sana el uzatıyorum, tutar mısın gelecekteki ben?

Sevmek Ne Uzun Kelime*

Sevmek ne mutlu, ne umutlu, ne güzel ve ne uzun bir kelime! Eminim sevmek deyince herkesin aklından geçen bir iki cümle hatta belki bir iki dize vardır. Hiçbiri yoksa da en azından bir hissiyatı, bir tanıdıklığı vardır herkesin sevmeye.  Şimdi yazıma başlar gibi yapıp, bir parantez açmak istiyorum. Ve biraz yazmayı sevmek konusundan bahsetmek istiyorum. Bazı zamanlarda içerik bulmak, yazmaya başlamak hatta ilk cümleyi kurmak … Okumaya devam et Sevmek Ne Uzun Kelime*

Kapanımdaki Umudum

Bu aralar kendimi kapana kısılmış fare gibi hissediyorum. Debeleniyorum ama kimse beni kurtarmak istemiyor. Ne yapmaya kalkışsam elimde kalıyor sanki. Bununla beraber kendimde yeni bir şeye başlama gücü bulamaz oldum. Karamsarlıktan uzak kalmayalı o kadar zaman oldu ki, huzurlu ve umutlu geçen günlerimi unuttum. Bir gün kahvemi yudumlarken insanların en zor zamanlarında nasıl ayakta kalabildiğini düşündüm. Umut ederek… İkinci Dünya Savaşı’nda en zor toplama kampından … Okumaya devam et Kapanımdaki Umudum

Yaş Aldık Ama Bir Yana İtilip Kakıldık

Kaçmak bana hiç yaramadı. Anlık tatminden sonra çok daha fazla canımı yaktı. Savurdu, bir yandan da usandırdı. Bezdiren günler, bezdiren insanlar, bezdiren hayat. Ne zaman çıkabileceğiz yokuşların en ucuna? Seyredebilecek miyiz yukarıdan yürüdüğümüz yolları, düştüğümüz çukurları, battığımız çamurları? Umudu yitirenlerin kavgası değil miydi bu verdiğimiz kavgamız? Biz istemez miydik bir başımıza tüm o engelleri aşmayı? Yalanların köşesinden ne zaman dönüp tutacağız hakikatlerin kollarını? Oysa çocukken … Okumaya devam et Yaş Aldık Ama Bir Yana İtilip Kakıldık

Mandalina

Bas bas bağırmak fikri var aklımda ama kulaklarım sessizliğe iyice alıştı. Gürültüyle başa çıkamayacak gibiyim. Kelimeler zamansız gelir. Ne zaman mecalsiz kalsam, gücüm tükense, bedenimi atacak bir zemin arasam, bileğim yazmaktan yorulsa, aklımda kelimeler… İpe dizilir gibi diziliyor. Unutulacak, yok olup gidecek olmalarına yanıyorum. Ama soruyorum bazen kendime, düşünülen kelimeler yok olur mu diye. Geceleri kediler de uyuyor ya, merak ediyorum nerede uyuyor? İzmir’de arabaların … Okumaya devam et Mandalina

Ben Hala O Kasabadayım

Ne zaman hüzünlense yüreğim kendimi bir balıkçı kasabasının sahilinde yalın ayak hayal ederdim… Tekneler balığa çıkar, kadınlar kıyıda nar ekşisi kaynatır, çocuklar dağlardan kekik toplardı… Yağmurlar yağdırır, sonra bir güzel ıslanır, yüzümü bulutlara kaldırıp gözlerimi kapatırdım. Üzerimde basma elbise, saçlarım kına işte tüm kasaba beni böyle tanırdı… Okumaya devam et Ben Hala O Kasabadayım

Ah şu zamane aşkları…

“Edebiyat sevdalısı”sınız ama vaktiniz mi yok? Sosyal medya hesabınızda edebiyat ile ilgili şeyler paylaşıp havalı mı görünmek istiyorsunuz? Veya edebiyattan hiç anlamadığınız halde anlar gibi mi gözükmek istiyorsunuz? Artık hiç sorun değil! İşte sizin için muhteşem fırsat! Sadece havalı bir başlık ve kapak görselinden oluşan yazı. (Overlok makinesi ayağınıza geldi.) Edebiyat derginizden ısrarla isteyiniz. Resim Jose Antonio Alba tarafından Pixabay‘a yüklendi Okumaya devam et Ah şu zamane aşkları…

Güzel – Çirkin

Hani her gün duyuyoruz hatta söylüyoruz da; “Dünya çok kötü bir yer.”, “Bu dünyada yaşanmaz!”, “Böyle bir dünyaya çocuk getirmek saçmalık!”; hatta daha da özelleştiriyoruz, “Bu ülkede yaşanmaz!”. Şu aralar geçirdiğimiz dönemi de katarsak ‘Kötü Dünya Sendromu’ yaşıyoruz diyor uzmanlar… Toplumsal depresyondan payını alan ben de kendi kaçış yollarını ararken sabah yürüyüşüne çıkmaya karar verdim.. Yıllardır yapmayı planladığım ve çok heves ettiğim bu eylem uykuya … Okumaya devam et Güzel – Çirkin

İnsanlar, Olaylar ve Beklentiler Üzerine Bir Düşünce

Bugün bir arkadaşımla insanlar ve ilişkiler üzerine konuştuk. Epey yaralı olduğumuz konular olmalı ki günün koşturmacası içinde bulduğumuz 5 dakikalık telefon konuşmasında derinlere dalmamız saniyeler aldı. İnsanlar neden böyle, sorularının başımız tacı olduğu, hala şaşırabildiğimiz ve bir o kadar da bizi etkilemeye devam eden insanlardan ve olaylardan konuştuk. İşin aslı onun yarası tazeydi, benimse yaşanmışlığım fazla. Dengelttik tecrübelerimizi. Şöyle bir şey söyledi: Uzaklaşamadığımız şartlar ve … Okumaya devam et İnsanlar, Olaylar ve Beklentiler Üzerine Bir Düşünce

Kasvet Kasavet Keder

Hayatımızda hep doldurulması mümkün olamayan boşluklar üretmiştik kendimize. Yaşadığımız süreç boyunca bu boşluğu inançlarımızla doldurmuştuk birçoğumuz ve zamanla da bu boşlukları dolduran inançları bir bir halının altına itmiştik diğerleri gibi. Yıllar önce bu boşluğu inançla doldurduğumu zannettiğim zamanlarda cümlelerimle devrime gittiğimi düşünürdüm hayatımda. ‘Ama şunu bilmelisin ki, kimin kimsen olmadığı zamanlarda bile inançların var.’ derdim ufak devrim girişimlerimde. Yıllar geçtikçe görüyorum ki inancını kaybeden insan … Okumaya devam et Kasvet Kasavet Keder

Hayata Bakan Pencerelerimiz

Evlerimizde, iş yerimizde, okullarımızda, arabamızda daha sayamadığım birçok yerde pencereler vardır. Dışarıya bakmamızda fayda sağlayan pencereleri hayata olan bakış açımıza benzetiyorum. Bahar aylarına girerken evimizde genel bir temizlik yaparız. Özellikle evimizin güneş almasını sağlayan pencerelerimizi silmemiz gerekir ki evimiz daha iyi aydınlansın. Dışarıya daha temiz bir şekilde bakmaya başlayalım. Hayata bakış açımızı da sürekli temizlemeye çalışırız ya da biz fark etmeden de hayata olan bakışımızı … Okumaya devam et Hayata Bakan Pencerelerimiz

Zaman Yönetimi ve Diğer Şeyler

Merhaba sevgili okur, sana hitap ederek yazdığım bu ilk yazı. İç dehlizlerimde kaybolmalı yazılardan fırsat ancak bu kadar yılın sonunda sana gelebildi desem üzülmezsin inşallah. Öncelikle bir çekince koyarak yazıma başlayayım. Ben bir kişisel gelişim uzmanı falan değilim. Bu da esasında benim uzmanlığım ile yakından uzaktan alakası olmayan bir alan. Hiçbir kaygı gütmeden sadece deneyim paylaşımı niteliğinde yazıyorum (Böylece daha en baştan tüm eleştirileri kendimden … Okumaya devam et Zaman Yönetimi ve Diğer Şeyler

Zamanın Yorgunluğu

  Aslında çocukken gördüğümüz çoğu rüyayla meğer seyahat ediyormuşuz uçsuz bucaksız diyarlara. Çocukluğun verdiği bu başka diyarların inancı ve sıcaklığı sarıyorken her yanımızı oysa ne masum insanlarmışız… Zaman geçti, inançlar yitirildi. Pembe bulutların varlığı, sonsuzluğa akan derelerin ışıltısı rüyalara bile girmez oldu. Algılarımız açıldı. İyi ve kötü lügatımıza girdi. Gerçek ve yalan. İlk olarak böyle kalbimiz kırıldı, diyebilirim. Daha sonra ölümler, eziyetler, savaşlar, ağlayan çocuklar … Okumaya devam et Zamanın Yorgunluğu

Kelime Akışı – Sarıgül vs. VIP Taksiler

“Dergi için falan filan var mı sıkıntı yok keyfi yerinde de aynı şekilde yürütülmüyor maalesef bu kadar durgun bir gün birlikte uçağa binersek mutlaka yap veya kayıt ol başkan adayı Mustafa Sarıgül VIP taksileri kaldıracağım.”                Okuduğunuz şey sizi rahatsız edecek kadar anlamsız geldiği için yarıda kesmiş olabilirsiniz. Bu yüzden bir açıklama borçluyum size. Bu yazının ilk kelimesi bana ait ve geriye kalan kısmı tamamen … Okumaya devam et Kelime Akışı – Sarıgül vs. VIP Taksiler

Eylülün Savruluşu

İki yanı ağaçlarla bezeli bir yolda kahve ve sarının her tonunu arkanda bırakarak yürüyorsun. Ellerin ceplerinde, rüzgar esiyor. Ama üşümüyorsun. Yılın tüm hüznünü omuzlarında taşıyıp birçok şaire ekmek yediren bir ayı geride bırakıp, sevinçlerini kucaklayıp gelmiş bir ayda yapılabilecek en güzel aktivite olmalıydı bu. Kendilerine bu kadar önyargılı olunup şiirlerin yüreklerde ağırlık yaptığı bu aylar; boynu bükük eylül ve onu teselli eden bir omzu aşağıda … Okumaya devam et Eylülün Savruluşu

Belki de En Güzeli Böyle*

Bu gece sana Ünsal Kaptan’ı anlatabilirdim. Sönük hayatımıza ışıl ışıl giren teknesini… Zaten buydu aradığımız, birkaç dakikalığına unutmak. Uzaklaşmak, bazı şeyler yokmuş gibi davranmak. Sonra değirmenler çıktı yolumuza, Değirmenler’i açtım,  birinci sınıftaki halimi düşündüm. Bazen işler göründüğünün tam tersidir ya. Öyle bir seneydi. Öyle bir seneydi ki foyası sonunda ortaya çıktı. Sonra değişti bazı şeyler, bazı şeylerse hiç değişmedi. Çok fark da etmedi. Eksen sapmasını … Okumaya devam et Belki de En Güzeli Böyle*

Acıyan Mumlarım

Hepimizin mumları var yandıkça içimizi mahveden. Mumlarım çoğaldıkça içim acıyor. Onlar aynı zamanda kıymetlimizdir. Birisini kırdığımda veya üzdüğümde ben de çok üzülebiliyorum. Bir şey yaptığımda bana acı bir sonuç verdiyse, bu durumdan kendime ders çıkarıyorum. Bu mumlarımı yakıp söndürmüş oluyorum. O mumlarıma baktıkça da tecrübelerimi tekrar fark ederek bana güç kattıklarını düşünüyorum. Yani bir insanı kırmadan kendimi durdurmayı öğreniyorum.  Onlar benim acılarımı, aynı zamanda başkalarına … Okumaya devam et Acıyan Mumlarım