Duvarlar, sesler ve saire – Monotonluk

Dünyanın en gereksiz parçasına dönüşüyorum sokaktan arabalar geçtikçe, köşeyi dönen fren sesleri sokakta yankılandıkça… Uzaklardan duyulan kahkahalar odanın içini kapladıkça, odanın demirbaşı haline gelmiş keder duvarları zorladıkça… Artık canımın bile acımadığını fark ettikçe… Bir karadeliğe kapılmış gibiyim. Düşüyor muyum yoksa savruluyor muyum?  İstesem durabilir miyim, boşlukta asılı kalabilir miyim? Herkesin yapılacak işleri var. Benimse yapılacak işler listem. Upuzun. Önce yazıyorum tek tek, bir süre listeyi … Okumaya devam et Duvarlar, sesler ve saire – Monotonluk

Leylaklardan Birinin Gölgesi

Leylaktan yana şansım var. Lisemin bahçesinde de yan yana açardı leylaklar, toplar toplar bitiremezdik. Şimdi yaşadığım mahallede de öyle. Mutlu bir renk, ballı bir koku. Gördüğüm yerde rengiyle, kokladığım zamanda kokusuyla neşeliyim. Öyle de olsun zaten.  Hüzünlü biri sayılmam esasen, gözlerimde buğu yoktur. Çoğu kez yüzüm güler sanki içimde şakıyan bir kuş vardır. Ne iyidir ne kötüdür bilemem, ancak taşıveren neşemi severim. Bu neşe muzır … Okumaya devam et Leylaklardan Birinin Gölgesi

Satılık Fikirler Dünyası

Söylenen her şeyin doğru olduğuna inandığımız bir yaş dilimi vardı hani. Sorgulama ihtiyacı hissetmediğimiz, daha doğrusu insanların niye yalan yanlış konuştuğunu/yaşadığını anlamadığımız bir zaman dilimi… Şimdi o günleri özlüyor muyuz? Konumuz biraz bu durumun ortadan kalkmasıyla ortaya çıkan şüphecilik. Bir şeylerin gerçekliğini sorguladığımız zaman şüphe kaçınılmaz olarak gelecektir. Fakat bir yerden sonra insan bu durumun ilk durumdan daha korkunç olduğunu fark ediyor. Neden mi? Çünkü … Okumaya devam et Satılık Fikirler Dünyası

Hafif Bi’ Yazı

Artık albümlerin rafa kalktığı bir çağdayız malum. Spotify, Youtube gibi birçok platforma ister istemez dahil olduk ve çoğunlukla karmakarışık listelerimizi dinliyoruz. Tabi hal böyle olunca Kurşuni Renkler çaldıktan sonra birden Zilli De Maşa Darbuka çalmaya başlayabiliyor. Yani en azından benim listelerim böyle. Fakat ben bazen albümleri çok özlüyorum ve bu özlemi evdeki kaset çalarımla gidiyorum. Arada bilmediğim bazı şarkıları da öğreniveriyorum hatta. Bugün de döne … Okumaya devam et Hafif Bi’ Yazı

Yaşamın Tek “Rengi” Yok: Siyahlara Yönelik Irkçı Saldırılar

Geçtiğimiz günlerde Ohio eyaletinde 16 yaşında bir genç kız, Makiyah Bryant, polisin “uyarmadan” 4 el ateş etmesi sonucu katledildi! Geçtiğimiz sene de George Floyd’un polis şiddeti ile katledilmesi sonucu hayatını kaybetmiş ve bu olay yalnızca Amerika’da değil, dünya genelinde büyük bir yankı uyandırmıştı. Nefes alamadığını söyleyen 46 yaşındaki adamın cümlesi sloganlaşmış ve pankartlar üzerinde “I can’t breathe” sloganları ile vurgulanmıştı. Gün geçmiyor ki Amerika Birleşik … Okumaya devam et Yaşamın Tek “Rengi” Yok: Siyahlara Yönelik Irkçı Saldırılar

Tahammül

“Seviyorum” diyor, “Ben de böyle seviyorum, n’apayım?” Düşününce hak verir gibi oluyorum, insanlar da sevmekler de çeşit çeşit neticede. Konuşurken gözümün ta içine bakıyor. Nasıl da kendinden emin durmaya çalışıyor, şaşkınım. “Tamam belki benim sevdiğim kadar sevmiyor ama benim sevgim yeter!” diyor bu kez de. Böyle uç uca ekliyor cümlelerini, iki cümlenin arasına giremiyorum, gerçi girmek de istemiyorum. Öyle bir konuşma ki, ana fikri mütemadiyen … Okumaya devam et Tahammül

“Mercimek Ayıklamayı Seçen” İşçi ve Emekçiler İçin Bir Yazı

“İnsanlar senin kim olduğunu düşünürse düşünsün, senin için ne derlerse desinler, sen her kimsen; o’sun!” Merhaba sevgili okur, güzel bir alıntı ile başlamak istedim, bol bol alıntı bulacaksın bu yazıda. Ve tabii ki, 1 Mayıs kutlu olsun!  Bahar, tüm canlıları olduğu gibi biz insanları da fizyolojik bir uyanışa geçirmiş olacak, serotonin, dopamin kış uykusundan uyandırdı, içimiz karantinanın tüm kasvetine rağmen neşe ile kaplı, iyi ki … Okumaya devam et “Mercimek Ayıklamayı Seçen” İşçi ve Emekçiler İçin Bir Yazı

Boş Vermişim Dünyaya

Temmuz, ağustos, eylül, her mevsimde durma gül, hayat inan çok kısa, belki çıkmayız yaza. Şarkıyı bilenler baharı kucaklar gibi okumuştur sözlerini. Ben de yazıya başlarken öyle bir hisle başladım. Güneşin ısıtırken rüzgarın tatlı tatlı okşadığı günlerdeyiz. Ve en sevdiğim mevsim geldi; bahar. ️Kışın o gri, hoyrat günlerini geride bırakıp kombiyi kapatıp, balkon kapılarını açabilmenin saadetini yaşıyorum. Bu hislerimi bahar insanları çok çok iyi anlayacaktır. Bahar … Okumaya devam et Boş Vermişim Dünyaya

Kişisel Gelişime Bakış

Kişisel gelişim denilince aklımıza genelde günümüzde oluşturulan ifade gelir. Nedir bu ifade? Yani ne olursa olsun ‘Sen çok güçlüsün, başına birçok şey gelmiş olabilir ama bunları bir kenara bırak hayatını yaşa.’ gibi sözler çok çıkar oldu karşımıza. İlk başta bu sözler bize iyi geliyor gibi olabilir. Ama kendimizi hala çok güçlü ya da aşırı iyi hissetmediğimizde kötü hissetmeye başlıyoruz. Hatta çoğumuz kişisel gelişimin psikolojiyle bağlantısı … Okumaya devam et Kişisel Gelişime Bakış

Ağrıyı Yakalamak

Sizce sırt ağrısının sebebi duruş bozukluğu mudur? Tatlı tatlı süzülerek pencerenin aralığından sıcak vücuda çarpıveren esinti midir? Ters bir hareket yapmak, kanepede uyuyakalmak? Bir pembe terlikli ayaklarıma bakıyorum bir ocağın üstündeki çaydanlığa, bir de bunları düşünüyorum işte. Önce kürek kemiklerimi olabildiğince yaklaştırıyorum, bir aşağı bir yukarı oynatıyorum kaslarımı. Ağrı tutulabilecek olsa bir ucundan yakalardım, eminim. Bir elime süngeri bir elime demliği alıyorum. Önce dışını, sonra … Okumaya devam et Ağrıyı Yakalamak

Pazar ve Kek

Gözümü ekrandan ayırıp karşıdaki pencereye bakıyorum, güneş batıyor. İçimi o tanıdıkhuzursuzluk yokluyor. Kollarımı kaldırıp kavuşturuyorum, esnetiyorum kendimi sağa sola amane çare. Devam edemeyeceğim, anladım. Ekranı, kapat komutu olmadan indiriveriyorum.Kabullenişimi de alıp mutfağa yöneliyorum. İki yumurtayı kırıp göz kararı şeker ekliyorum. Kakao yokmuş evde, olsun, gelir. Minik birtencereye biraz süt, bir kaşık tereyağı, tereyağı eriyince de bolca çikolata… Kapıya yürürkeniçeri sesleniyorum: “Bir animasyon film bul olur … Okumaya devam et Pazar ve Kek

Yalnızlığı Seven İnsanlar Üzerine Bir Fikir

Yalnızken mutlu olan insanlara dikkat edin. Onlar iyi insanlardır. Kendi kendine kaldığında vicdanı rahat olanlardır. Kendi kendine iyi gelen ve daha da önemli yetebilen… İlgi düşkünü değillerdir, başkalarının ilgisine muhtaç da… İstediklerini yaptırmak için kimsenin ayağının altını öpmezler, şekilden şekle girmezler. Omurgalıdırlar yani, hem de semsert ve dimdik. Dürüsttürler, çünkü kendilerinden hiçbir şey saklayamayacaklarını en iyi onlar bilir. Kafalarını kuma gönüp sorumluluklarından kaçmazlar, kaçtıklarının daha … Okumaya devam et Yalnızlığı Seven İnsanlar Üzerine Bir Fikir

Çiçeklerin ve Füsun’un Şair Annesi: Didem Madak

Daha önce de bir yazıma Didem Madak dizeleri ile başlayıp, yine onun dizeleriyle bitirmiştim. (Bkz. https://dilemmadergi.com/2020/08/01/golgesine-razi-bir-feslegen-olmak/) Adını sürekli anamasam da dizelerini her zaman alıntılamasam da satırlarıma her zaman etki ettiğini biliyorum. Bu sebeple Didem Madakla ilgili yazmak istiyorum bu sefer. En sevdiklerimden, en sevdiklerimizden ve hep seveceklerimizden… Çiçek kokulu dizeleriyle, baştan sona her satırını sevdiğim bir kadın. Yazdığı tüm bu dizelere sadece şiir nazarında bakmak … Okumaya devam et Çiçeklerin ve Füsun’un Şair Annesi: Didem Madak

Maviye Teşekkür

Biraz renklerden bahsedelim, haydi. Önceliği maviye verelim ve mavinin tonuna karar kılalım başlamadan. Göğün mavisini seçelim, lütfen. Hani o emektar mavi, çalıştığım odanın penceresinden bana gülümseyen, yaşadığımı ve umudu hatırlatmak üzere orada olan. Kavuşmak üzere yollara düştüğümde, rayların üzerinde, güneşin altında ipekten bir fon perde gibi serili olan mavi. Köpük gibi beyaz kayaların üzerinde hiç derdimiz yok gibi gülüşürken arkadaşımla, yürürken çıplak ayak, sanki yolun … Okumaya devam et Maviye Teşekkür

Bahar, Ev ve Kedi

Bahar güzel… Bahar neden güzel? Benim için, mesaiden koşar adım çıktığımda, akşamın taşıdığı “gün bitiverdi huzursuzluğu” içimi sarmıyor diye her halde.  Zaten yokuşu inip Eskişehir Yolu’nu da atladım mı Emek’teyim. Sonrası kolay, Dördüncü Cadde’den hangi sokağa girsem karşıma ağaçlar çıkar. Ağaçlar ve ağaçların gür yeşil saçları…  Marketten sonra sola doğru kıvrılıyorum, evet bahsi geçen ağaçlar buradalar, okulları geçiyorum, mahallenin köpeklerini de, yurdu da… Emek’in yaşlı … Okumaya devam et Bahar, Ev ve Kedi

Küçüğüm Farkındayım

Hepimizin çok iyi bildiği iki Sezen Aksu şarkısının isimlerini yan yana getirdim. Hayatım boyunca kafamda fonda hep çaldılar çünkü. Bazen aylarca birinin bir cümlesi öylece asılı durdu aklımda hatta. Üzerine düşündüm, ister istemez düşündüm. Neden bu şarkı, bu cümle, bu an? Bu ara nerede olduğumu sorarsanız hemen söyleyeyim: “Geçici oyuncak zaferler” cümlesindeyim. Ve şu an aklımdan o kadar çok şey geçiyor ki bunları nasıl anlatacağımı … Okumaya devam et Küçüğüm Farkındayım

Pozitiflik Kavramının Anti Maddesi – Toksik Pozitiflik Üzerine Bir Yazı

Bu yazıda biraz iç dünyamıza yönelelim, yakıtımızı tazeleyelim istedim. Pozitif olmak için kendini zorlayan insanlar görüyorsun veya sürekli pozitif insanlar görüyorsun. Herkes gülüyor. Kimsenin suratı asık değil. Aynanın karşısına geçiyorsun, “Herkes yolunu bulmuş bir biz mi kaldık?” diyorsun. Duyuyorum, biliyorum… İşte bu yazı, bu tarz soruların için gönlüne su serpmek için yazıldı. Özetle tek cevap veriyor, sevgili okur. Sen sağlıklı bir bireysin. Aksine karşındaki insanlar, … Okumaya devam et Pozitiflik Kavramının Anti Maddesi – Toksik Pozitiflik Üzerine Bir Yazı

Ayçiçeğinin Söyleyecekleri Var

Havayı görüyor musunuz? Sanki daha geçen hafta soğuğuyla ellerimi, burnumu hatta ciğerimi kesmemiş gibi. Bir bahar ışıltısı var gökte, görüyor musunuz? Ben karanlığı sevmem, puslu havaları bile sevmem. Hani insanlar ile bitkilerin DNA’larının yüzde bilmem kaçı aynıymış diye haberler olur ya… Heh! O insan benim, bitki ise ayçiçeği. Besbelli DNA’larımızın aynı olan yüzde bilmem kaçı, başlarımızı kaldırmaya ve yüzlerimizi güneşe dönmeye yarıyor ve belki de … Okumaya devam et Ayçiçeğinin Söyleyecekleri Var

En Büyük İhanet

İhanetlere içmeyelim artık, ihanetleri konuşalım bugün. En büyüklerini konuşalım. Toz konduramadığımız birinin ihanetini mesela. Her ihaneti bir sevda doğurur madem, sevdalarımızı konuşalım. Toz konduramadığımız birinin sevdasını mesela. Bilinçaltımdaki tüm hainliklere koştuğum bir gecede, sağa sola sataşarak sevdayla nereden tanıştığımı kovalıyordum. Üstadı andım. Ve gençliğimde benden aldığı her şeyden daha büyük olan aşkını andım. Daha sonra da ihanetini. Üstadla konuşmamız gerekliydi. İhaneti masaya yatırıp, parmaklarının arasından … Okumaya devam et En Büyük İhanet