Selam, yeniden!

Bir varmış, bir yokmuş. Yolu kalemle, kitapla kesişmiş, sonra da hep öyle devam etmiş bir grup öğrenci varmış. Sokakta görseler birbirlerini bilmezler, ama herkes birbirini kaleminden tanırmış. Nereden baksan bir beş yıl, hepsinden biraz kelime; Dilemma ne güzel sığınakmış. Sonra bir şey olmuş. Biraz parçalı bulut, biraz yağmur. Sıcak iklimler lazımmış. Göçmüş kelimeler. Ama sığınak hep oradaymış. Mobilyaların üstü beyaz çarşaflarla örtülü. Şimdi yeniden bir … Okumaya devam et Selam, yeniden!

Uyuyamayan Kurabiye*

Bella’ya çok kızmıştım. Birini seçmeliydi. Tam olarak nereden seslendiğimi bilemiyorum bu sefer. ‘Araf’ diyebiliriz belki çünkü final sürecine(Süreç?) girmiş bulunup, şimdiden plaj fotoğrafı paylaşanlardan nefretle(Nefret?) bahsederken, ani bir çağrıyla İzmir’e gelip, kendimi Ege’nin masmavi sularına bıraktığım doğrudur. Havamı da attığıma göre devam edebilirim. Eve döndükten sonra 22.00 gibi yemek yiyip, 23.00 gibi derse oturup, bayağı konu bitirdim. Yaşadığım kavram/kimlik/falan/filan karmaşasını sen hesap et: Şimdi ben … Okumaya devam et Uyuyamayan Kurabiye*

Skype*

Hepinizin malumatı üz’re, güneşin ‘Bunun ortası yok mu?’ dedirttiği bir devirden sesleniyorum. Her şeye rağmen bu günler, güzel günler (‘Şey’ kelimesini, ‘Her’ kelimesinden kim ayırdıysaa…) Çünkü ben şimdi bu güzel gecenin yazısını yazarken, camdan hafif serin bir rüzgâr odaya doluyor tüm zarafetiyle. Zarafet, çünkü hafif serin hava sıkmaz. Huzur verir. Tenini okşar. Yalnızlığını giderir. Şikayetçi olunacak hiçbir yanı yoktur. Gördüğünüz gibi keyfim yerinde. Nasıl oldu … Okumaya devam et Skype*

The Girl With April In Her Eyes*

Yine geldik bir yayın gecesine daha. Yine telaşlar, panikler… Bazı seferler yazılarımı aşurenin bulunuşuna benzetiyorum (aşure kadar güzeller diyemem elbet ama). O anda elde avuçta ne varsa, on beş gün boyunca ne zaman akın edecekleri belli olmayan, geldikçe zihnimin orasına burasına fırlattığım (zihnim odama benzedi bir an) ilhamlarım ne kadar tutuyorsa, o kadar bir yazı çıkıyor, yalan değil. Zaten ne kazanırsam, ne kaybedersem; doğallığımdan olacak. … Okumaya devam et The Girl With April In Her Eyes*

Editör’den ;)

Merhabalarrrr, Bir yandan nihayet düşen cemrelerin mutluluğunu yaşarken, diğer yandan Dilemma için planladığımız işleri halletmeye çalışmanın telaşıyla yuvarlanıyorum ve bir de tabir yerindeyse, kazan kaldıran birtakım arkadaşlarla uğraşıyorum ki yaptığınız şey ‘koltuk sevdası’ olarak nitelendirildiğinde, karşı tarafa yeniçeri muamelesi yapmak caizdir heralde. 🙂 Bugünlerde sosyal medyada sürekli tahriklerle uğraşıyorum sevgili okur, sorma. Pek değerli bir arkadaşımız, her cepheden savaş açmış şahsıma ki, cevabımı köşemden vermek … Okumaya devam et Editör’den 😉

Uzay Yolu.

Sınav ertesi ve sınav arefesi bir geceden daha herkese merhabalar! Dünyaya çok uzak diyarlardan sesleniyorum. Ciddi manada ayrı bir aleme geçiş yaptım. Bugün sözlü de diyebileceğimiz sınavlardan birinde, hocanın yanından çıktıktan sonra, önüme çıkan ilk arkadaşımın yüzüne aptalca sırıtıp, “N’aber?” dedim. Beni her gördüğü her yerde o yazık halimi hatırlayıp gülmeye başlıyor. Düşün işte. Bu harika (!) girişten sonra, esas konulara gelebilirim artık. Öncelikle, Dilemma … Okumaya devam et Uzay Yolu.