Beni seçtiklerine hâlâ inanamıyorum.

“Beni seçtiklerine hala inanamıyorum. “ ********** “Beni seçtiklerine hala inanamıyorum.” ********** Kadın dalgın ve endişeli gözlerle dışarıyı seyrederken arka koltuğunda oturduğu taksi yavaşladı ve durdu. Dijital bir ses, “Nüfus kontrol ve planlama müdürlüğüne ulaşıldı. Lütfen ödeme yapmak için kimliğinizi ödeme yüzeyine yaklaştırın.” “Şu sürücüsüz araçlara hâlâ alışamadım. Her seferinde kaçırılıyormuşum gibi hissediyorum.” diye düşündü. Doğumu sırasında sol el bileğinin derisinin altına yerleştirilmiş kimlik kartını ödeme … Okumaya devam et Beni seçtiklerine hâlâ inanamıyorum.

Bay Nautilus

Bu akşam evimde beni orta yaşlı bir salyangoz karşıladı. Şasırsam mı, diye düşündüm ama hali hazırda o kadar yıpratıcı bir gün olmuştu ki, bir parça daha mücadeleye halim yoktu. Akışına bıraktım. Karşısına geçip oturdum. Bir yandan muhabbet ediyorduk ama bir yandan da düşünmeden edemiyordum: Diyelim balkondan girdi, odanın öbür tarafına nasıl geçti? Salyangozlar halıda ilerleyebilir mi? Yapışacağını varsaymıştım çünkü ama başka bir açıklama da getiremiyordum. … Okumaya devam et Bay Nautilus

Lütfen Yardım Edin

  Uyanmak istemiyorum. Uyanıp yeni güne başlamak, günlük koşuşturmacalara kapılıp boğulmak istemiyorum. Kalkmaktan başka çarem yok. Kalkıp günlük alışkanlıklarımı yerine getireceğim kuşkusuz. Duş almak, işe gitmek, gelince evi toparlamak, geriye kalan kısa zamanda okuyabilmek; işte her gün yaptıklarımız. Bunlar her insanın yaptığı ya da yapmak zorunda olduğu şeyler. Çoğu insan bu rutinleri severek yaptığını iddia ediyor. Aman ne hoş! Ben onlardan değilim. Mide ağrılarım başladı … Okumaya devam et Lütfen Yardım Edin

Kimsin Sen Dedi

KEŞKE ! Güneşin doğuşunda yüzmeli durgun sularda ya da tüm insanlardan ve ahlak kurallarından uzak bulutları seyretmeli o dingin ve beyaz ben ve sen Güneşin doğuşunda başka yerler başka insanlar başka zamanlar başka sen’ler yine de yorucu tüm bu yolculuklar Belki de güneşin ve denizin kesiştiği yere gitmeli sadece Ya da savaşın ve barışın ayrı tutulduğu o sınırlara olur da ölürüz belki ölür de kavuşuruz … Okumaya devam et Kimsin Sen Dedi

Merdiven Boşluğu 6

(Siyah mantolu, siyah pantolonlu, siyah ayakkabılı Selim, biteviye devam eden yolda, evmeden yalnız başına yürüyordu. Gözleri yerde, adımları gözlerinin ardındaydı. Yeknesak devam eden bu yürüyüş gökyüzünden gelen şiddetli bir gürültüyle sarsıldı.) Gök gürültüsü diyorlar buna, yıldırım, şimşek. Elektron, proton. Hep bilimsel, hep bilimsel. Ataların bize mirası, bir bu icatlar, bir de içimize işlemiş genetik ağlaklığımız. Ağlak doğmuşuz birader. Ağlak ve korkak. Kaç yüz metre tepedeki şimşeğin sesinden korkan insan, kendinden kaç kat küçük örümcekten korkan insan, kendinden kaç gönül uzak insanları kırmaktan korkan insan, kırılmaktan korkan insan, üzmekten çok üzülmekten korkan insan, evet, ben de korkuyorum. (Elleri cebinde adımlarına ara vermeden başını sesin geldiği yöne, havaya çevirdi. Siyah bulutlar beyazlarla iç içe geçmiş, güneş onların arkasına saklanmıştı. Hafif esen rüzgâr uzun saçlarını savuruyor, ince ince yağan yağmuru Okumaya devam et “Merdiven Boşluğu 6”

Söyle, Soğuk mu Oralar?

“İyi geceler” diye mırıldandı odanın boşu boşunalığına. Tüm o ses titreşimleri duvarların soğukluğuna çarpıp geri döndüğünde odada büyük bir gürültü koptu. Aldırış etmedi. Yatağın sağ yanına doğru kıvrıldı. Yorganı boğazına kadar çekti. Gecenin ölçü birimi neydi ki? Saniye, dakika, saat olamazdı, onlar çok kısaydı. Hafta mıydı? Haftada yedi gece vardı oysa. Gündü o zaman. Başka bir ihtimal kalmıyordu. Tüm günün birkaç an’ını gündüz olarak yaşıyor … Okumaya devam et Söyle, Soğuk mu Oralar?

Öldür Beni Kadın

Söyle bana vakit ne zaman, güzelsin, güzel sanki yok benzerin. Kadın söyle vakit ne zaman, hüzün bitmez mi bu gecelerde? Umut tükenmez mi geceleri? Şu geceler, tüketmez mi insanı? Alkol yakmazmış gibi yüreğimi, ruhum ısınmamış, hiç ısınmamış gibi. Başka bir hayaldi, bir an başladı, sonra bitti. Ne zaman başladı, ne zaman bitti, kestiremedim zamanı. Geldi yanıma oturdu, sigaramı yaktı. Anlattı, öyle gecenin ne kadar güzel … Okumaya devam et Öldür Beni Kadın

Yem

Zihninin en derin yeri karşı cinsinin bir anlık ilgisini çekmek için plan kuran yeri olan, derme çatma bulup buluşturduğu kelimenin derdini anlatmak için cümle oluşturmaya bile fırsat bulamadan can verdiği adamların bile düşünmek isteyene yol göstermeye kalktığı bir ortamdayız. Haksızlık olmasın diye her ‘Şuraya bak!’ diyenin gösterdiği yere bakacak olursak, apaçık bir şekilde yolun sonundaki kesin olan ölümü gösterene haksızlık etmiş olmaz mıyız? Ölüm varsa bu … Okumaya devam et Yem

Merdiven Boşluğu 4

Geç kaldım bugün, acele etmeliyim. Televizyonun fişini çektim. Fırın tamam. Anahtar cebimde. Çantamı aldım. Cüzdan. Telefon. Ceplerini yoklayarak çıktı kapıdan. Ayakkabılarını giydi, kapıyı kendine doğru çekerek kapattı. Cebindeki anahtarı çıkarıp iki kez kilitledi. Sabah erken uyanmam gerekiyordu. Saat de çaldı, duydum. Kapatıp tekrar uyudum. Alarmın sesini değiştirme vaktim geldi, bağışıklık sağladım, fark etmeden kapatıyorum. Merdivenleri hızlı hızlı iniyordu. İkişer ikişer inersem dengem bozulur. Denedim daha önce, daha hızlı inilmiyor. En hızlısı bu şekilde teker teker inmek. Şu hızımla bir de düşersem… -Selim! Eyvah. Aslı bugün konuşmasak, çok acelem var desem? Alınır, bir hafta konuşmaz sonra. Bir seferinde dinlememişim, öylesine bir cevapla geçiştirmişim, kaç gün küs gezdi. -Günaydın Aslı. Konuşursa da susmaz şimdi. Huyu kurusun, iyi, hoş konuşuyor ama zamanlamayı pek tutturamıyor. -Günaydın. Nasılsın? Ah, geç bunları Aslı, saat sabahın sekizi, iyiyim işte, gece görüştük daha, yine nasılsın demiştin, ondan önceki sabah da iyiyim demiştim, ondan önceki gün yine sormuştun, her zaman iyiyim demiştim, kötüyken de iyiyim demiştim. Ne zaman kötüyüm dedim ki? Niye hep böyle başlıyoruz ki? -İyiyim Aslı, sen nasılsın? -İyiyim ben de, bak ne anlatacağım sana. Oyh, acelem olduğu anlaşılmıyor sanırım. Saçlarımı yıkamadım mesela, dağınık. Kravatımı takmadım henüz, çantamda. Çantamda mı? Koydum mu ki? Unuttum. Hızlı da inmiştim, oradan bari anlamalıydı. Kravatı almak gerek. Geri dönmem lazım daha. Hadi Aslı. -Ne oldu, kötü bir şey yok değil mi? -Yok yok. Çok küçük bir şey. Dün gece önümde yine onlarca dosya var. Saat on iki gibi. Okunan ve okunması gereken onlarcası masanın etrafına dağılmış, oda dağılmış, kafam dağılmış, bin parça. O an bir müzik dinleme isteği geliyor içimden. Ama ne istek. Bunalan aklıma sığınak. Esrar müdaviminin yoksunluk Okumaya devam et “Merdiven Boşluğu 4”