Hadi Biraz Kitap Konuşalım

Aslında yine kitaplı ama başka türlü bir yazıya niyetliydim. Kitaplarımı neye göre seçtiğimden bahsedecek ve hatta size de aynı soruyu yöneltecektim – ki hâlâ yapmayı düşünüyorum. Bunun üzerinde düşünürken, aklıma farklı bir yöntem geldi. Beni mutlaka başka bir kitaba götüren kitaplar var ve bu hiç de azımsanmayacak bir sıklıkta oluyor. Bugün bunun bir örneğini konuşacak; bir kitap zincirinden bahsedecek, o arada da zincirdeki her kitabı … Okumaya devam et Hadi Biraz Kitap Konuşalım

3 Kitap

“…normal şartlar altında anlarsınız, kaşa göze gerek kalmaz, tanır, kim ne ister bilirsiniz, sağa mı, sola mı, Buridan’ın eşeği gibi kararsızlıktan ölmezsiniz, sağ ya da sol, net, kim susadı, sağ, sağ bardağa uzanır, kim kanadı, sol, dudak solu emer, yüzüğü kim takacak, yine sol, sol sola yüzüğü takar, net, hep net, şimdi bakın, bir el kaş göz yapıyor, iki el çok gürültücü…” Cem Kızıltuğ’un ilk … Okumaya devam et 3 Kitap

Şanzelize Düğün Salonu

adsızSpoiler içerebilir.

Okuduğum son kitaptan bahsedeceğim bugün. İlk çıktığından beri haberim vardı kendisinden. Özellikle kapağı çok hoşuma gitmişti, o önemli. Ama ancak sipariş verebildim. Biraz da merakıma yenilip; çünkü uzun bir ara verdiğim roman okumalarına dönmek istediğim gibi, Tarık Tufan’ı da beğenerek okuyan ve bana öneren arkadaşlarım olmuştu. Evet, Şanzelize Düğün Salonu’ndan bahsediyorum.

Kitabın konusundan başlamak gerekirse, çok merak etmesem de, ilgimi çekmedi desem yalan olur. Başladım okumaya. Evet, zaten arka kapağı okuyan herkes içeride bizi bir iç hesaplaşmasının karşılayacağını tahmin edebilir. Öyle de oluyor. Hatta ben, bu hesaplaşmaların, geri kalan her şeyin önüne geçtiğini düşünüyorum. Amacın bu olması da ihtimaller dahilinde… Konu aslında Eda değil, Okumaya devam et “Şanzelize Düğün Salonu”

Franz Kafka: Milena’ya Mektuplar

Artık Kafka’nın eserlerini klasik olarak sayabiliriz, diye düşünüyorum. Diline ve edebiyatına edebileceğim bir lafım yok. Bu tür insanlar hakkında yorum yaparken çok dikkatli olunmalı. Eleştirilerimiz kendi eksikliklerimizi ortaya çıkarabilir. Nitekim bu yazıyı yazmadan önce okuduğum kitapla ilgili başkaları neler düşünmüş, diye internette dolaşırken dikkatimi çeken şeylerden biri de bu oldu. Birbirlerine neredeyse zıt yorumlamalar yapılmış. Yüzeysel ve fazla derin çıkarımlar yapılmış. Bir bakıma, kendi fikrimizi … Okumaya devam et Franz Kafka: Milena’ya Mektuplar

“Çağımızda geçmiş yüzyılların bilmediği, kısa ömürlü bir yaratık yaşıyor. Sinemadan çıkmış insan. Gördüğü film ona bir şeyler yapmış. Salt çıkarını düşünen kişi değil. İnsanlarla barışık. Onun büyük işler yapacağı umulur. Ama beş-on dakikada ölüyor.” Aylak Adam, Yusuf ATILGAN Okumaya devam et

Andronikos’u Anlamak

İçindekiler

1-Giriş

2-Andronikos

2.1-Serüven Seven Adam

2.2 – Andronikos’un Dilemması: Sanatta ve Dinde Doğu-Batı İkilemi

2.3- Andronikos Özelinde Bireyselleşme Çabası

3-İoakim

3.1-Genç Keşiş

3.2-İnfaza Tanıklık Etmek

3.3- Hesabı Kapattı İoakim

4-Sonuç

Sunuş

Bilge Karasu’nun “Uzun Sürmüş Bir Günün Akşamı” isimli hikayesini incelediğimiz bu çalışmada, hikayelerin karakterlerine sosyolojik ve psikolojik açılardan yaklaşmaya çalıştık. Bu sebeple, giriş kısmında istifadeli olabileceğini düşündüğümüz hikayenin konusuna denk düşen psikoloji disiplinine dair birkaç meselenin üzerinde durduk ve bu bilgiler ışığında hikayelerin iki temel karakterini tahlil etmeye uğraştık. İkinci bölüm ilk hikayenin ana karakteri olan Andronikos üzerinde durmaktadır. Bu bölümün ilk kısmında Andronikos’un, ikinci kısmında hikayenin temelini oluşturan değişimin ve hemen akabinde de buna karşılık Andronikos’un bireyselleşme çabasının üzerinde durduk. Çalışmanın üçüncü kısmı da “Dağ” isimli ikinci hikayenin ana karakteri İoakim’e dairdir. Hikayenin genel bir değerlendirmesini yapan ve sonuca bağlayan sonuç kısmıyla da çalışmamızı sona erdirmiş olduk. İstifadenize sunuyoruz.

1-Giriş

Bilge Karasu hikayelerinde gözümüze ilk çarpan şey sağlam karakter oluşumlarıdır. En ince ayrıntısına kadar tasarlanmış karakterler onun hikayeciliğinin sağlam birer kaleleri gibidirler. “Onun hikayelerinin bir diğer temel özelliği sergilediği postmodern duruştur” (Alan 2005, syf.26).

Alan (2005), değişik dünyalara ve kültürlere açık olma, bu kültürün eserleri ile metinlerarasılık oluşturma, Okumaya devam et “Andronikos’u Anlamak”

İyi Bir Roman Kahramanı İle Eski Bir Dost Arasındaki Üç Temel Benzerlik -3 “Paylaşılan Özel Anlar”

“Paylaşılan Özel Anlar” Gecenin bu geç saatinde aklımda bir filmin –hangisi olduğunu hatırlayamayacağım- aynı sahnesini çevirip duruyorum… Filmin ana karakteri, gerçekten değer verdiği refikinin kulağına bir cümle fısıldıyor: Ey dost, keşke seninle içinde sonsuza kadar yaşayacağımız ve içimizde sonsuza kadar yaşatacağımız daha fazla anıyı paylaşabilseydik. Ne güzel bir dilek! İçinde dostun muhabbetine doyamamanın verdiği bir arzu, az sonra istasyondan uzaklaşacak trenle ayrılacak olmanın verdiği hüzün, … Okumaya devam et İyi Bir Roman Kahramanı İle Eski Bir Dost Arasındaki Üç Temel Benzerlik -3 “Paylaşılan Özel Anlar”

İyi Bir Roman Kahramanı İle Eski Bir Dost Arasındaki Üç Temel Benzerlik -2

VEFA Derginin bu yayını ne mutlu ki bayram neşesi ile buluştu. Bu bayram yine bisküviler arasına sıkıştırılacak lokumlara, evlatlar anne-babalara, kardeşler kardeşlere, 5 liralar  -çocuklara verilecek asgari meblağ olma gururunu yaşayarak- zar zor sığdıkları ufacık ellere kavuştu ve en önemlisi de ramazan içerikli koka kola reklamları nihayete erişti. Evvela hepinizin bayramını en içten dileklerimle kutlarım. Bayram dediğin trafik zamanıdır, yollara düşmüş onlarca araba belli ki … Okumaya devam et İyi Bir Roman Kahramanı İle Eski Bir Dost Arasındaki Üç Temel Benzerlik -2

Seni Seviyoruz Savrulan Adam*

“Büyük insanların lekesi de mi büyük olur? Yalnızlık ancak kendini de ortadan kaldırdıktan sonra mümkün olmaz mı? Ben küçükken büyük yazardım; şimdi küçülüyor mu yazdıklarım?”  Lisedeki ‘etüd saatleri‘ni hatırlıyorum. Her akşam iki tanelerdi ve katılmak zorundaydım. Çok şikayetçi olduğumdan değil, sonuçta ne yapmak istiyorsam, etüd saatinde etüd salonunda devam ediyordum onu yapmaya. Bunun, defterimi önüme alıp yazılar yazmak olduğu zamanlar da az değildi. Sorgulayan yazılar… … Okumaya devam et Seni Seviyoruz Savrulan Adam*