Kısa Bir Şey

Uzun yazılara vakit ayrılamadığını fark ettim. Hatta uzun uzun konuşulmak bile unutuldu. Kısa mesajlar girdi aramıza. Mektupların kıymeti varmış bence. İçindekini betimleyerek ve gerçekten ne hissettiğini hissederek yazmak sence de karşıdaki kişiye verdiğin değeri göstermez mi? Kısa tutacağım bu sefer çünkü içimdekini betimlemeyi uzun uzun yazmayı hatırlamaya çalışıyorum. Kısa bir şeylerle vakit geçirmeyi değil vaktimi uzun ve kıymetli şeylere yöneltmeye gidiyorum. Belki o yerlerde buluşuruz. Okumaya devam et Kısa Bir Şey

Spontan Radyo Yayını

Sanki bazı insanlar bazı şeylere çok kolay ulaşıyormuş gibi gelir ya bazen. Şanslı doğanlar falan. Belki gerçekten öyle olduğu durumlar da vardır. Ama ben artık şuna eminim; hangi kategoride, hangi alanda öne çıkmış olursa olsun; o kişi kesinlikle çok ÇALIŞMIŞTIR/ÇALIŞMAKTADIR. Başarının tesadüf olmayışı! Ama esas konuşmak istediğim, bakış açısının önemi. Yakın zamanda daha çok farkında vardığım bir şey, hayatım boyunca yapmak istediğim/isteyebileceğimi düşündüğüm her şeyin … Okumaya devam et Spontan Radyo Yayını

Sorumluluklarımız

Kelimeyi biraz daha uzatmak istedim aslında. Yeterince uzun değil mi, diyebilirsiniz, bence değil. Bazen bazı kelimelerin manasının ağırlığını fiziksel olarak da yansıtmasını isteyebiliriz. Çünkü çok uzun cümlelerdense o tek kelime her şeyi anlatsın isteriz. İşte tam da buna ihtiyaç duyuyorum şu an. Omuzlarımdaki sorumlulukları cümlelerce anlatmayayım da “sorumluluklarım” kelimesine birkaç tane daha -lu,luk hecesi ekleyeyim yetsin, istiyorum. Şikayet ediyorum gibi başladım ama etmiyorum aslında. Öyle … Okumaya devam et Sorumluluklarımız

Sessizliğimin Dünyası

Yalnız kalmanın nasıl olduğunu ya da sakin bir yerde yaşamanın verdiği huzuru anlatacağımı düşünmeyin. Çoğu kişinin deneyimlemediği bir durum benim anlatacağım. Aslında belli bir süre sonra bunu anlatmayı bırakmıştım. Yazıya da ilk defa geçireceğim. Çoğunuz benim işitme kaybım olduğunu bilmiyordur. Hatta işitme cihazı yardımıyla duyduğumu söylemek isterim. Merak etmeyin bu durumu dramatikleştirmeyi hiçbir zaman sevmedim. Bunu yapmak da istemem. İçimi dökmek gibi düşünün. Size bunun … Okumaya devam et Sessizliğimin Dünyası

İç Mahkemem

Ah sevgili okurum, çok dertliyim bu aralar! Günler hiç geçmezmiş gibi gelirken, aslında bir o kadar da çabuk geçtiğini fark ettim. Benim için biraz hayal kırıklığı oldu bu durum. Diyeceksin ki; ‘Bu mu dert ettiğin, başka neler var bu dünyada’. Farkındayım ama dünyada olup bitenler de çok fazla ve değişken, zaten dünyayla birlikte biz de evrilir olmuşuz. Evde tek başıma kaldığım zamanlar çok fazla düşündüm. … Okumaya devam et İç Mahkemem

Ah Muhsin Ünlü, Bağzıları ve Eh Tutianna

Alt Başlık 1: Yaşasın! Ne Kadar da İdeolojik Yaklaşıyoruz BirbirimizeAlt Başlık 2: Zaten Kırılmış Bir KızsınAlt Başlık 3: T. Sadece başlıklardan ibaret bir yazı olabilir bu. Çünkü neden olmasın? Zaten başlık, yazı içeriğini anlatması için seçilmiyor mu?Tamam tamam, uzatmadan bu başlıkların ne anlattığı hakkında biraz sohbet edelim, kabul buyurursanız efendim. Önce Ah Muhsin Ünlü’den başlayayım. Ah Muhsin Ünlü aslında hepimizin Onur Ünlü olarak bildiği bir … Okumaya devam et Ah Muhsin Ünlü, Bağzıları ve Eh Tutianna

Nasılsın Kızım?

Ön Not: Şimdiki yazıma başlarken ben Hümeyra’dan “Tutsana Ellerimi” şarkısını birden açmış buldum kendimi, belki okurken siz de açarsanız, birbirimize daha yakın hissederiz sevgili okuyucu, hem de bu ara müzik yazıları yazmamamın bir kefareti olur. Tek şarkıda yazıyı bitiremezseniz ya da biraz daha Hümeyra dinleyeyim, derseniz; “Kirli Beyaz Kedi” ile devam edebilirsiniz. Bugünlerde kafamın yoğunluğundan kendimi kaçıramıyorum. Öyle çok şey dolaşıyor ki aklımda, gözlerimi kapatıp … Okumaya devam et Nasılsın Kızım?

İstediğim İşte Bu!

Malum eskiden herşeyi Facebook’ta paylaşıyorduk; fotoğraflar, müzikler, fikirler, anlık durumlar, hissettiklerimiz… Whatsapp, Instagram bu kadar aktif değildi. Bir sürü grubumuz vardı; Facebook’ta sınıf grupları, duyuru grupları, ortak zevk ve fikirler için açılmış etkileşim grupları… O zamanlar yakın arkadaşlarımızla keşfettiğimiz yeni şarkıları, yazıları paylaştığımız küçük bir grubumuz vardı ‘Açıl Heybem Açıl.’ Heybemizde ne varsa dökelim, diye. Birden aklıma geldi, neler vardı, bakayım, diye girdim, kayboldum tabii … Okumaya devam et İstediğim İşte Bu!

Deneysel Şiirler 1 – Kör Yargı

Eskiden masamın rafında ortaokuldan kalma bir TDK sözlüğü bulunurdu. O sözlük şimdi nerede bilmiyorum. Muhtemelen taşınırken falan bir koliye girmiş ve oradan bir daha çıkmamıştır. Veya annem artık kullanmadığımızı düşündüğü ortaokul seviyesi Türkçe sözlüğü bir ortaokul öğrencisine falan vermiştir. Bilemiyorum. Neyse… Ders çalışırken sıkıldığımda elime bu sözlüğü alır, rastgele sayfalar açar, açtığım sayfalarda ilk gözüme çarpan kelimeyi bir yere not eder, yaklaşık 8-10 kelime biriktirirdim. … Okumaya devam et Deneysel Şiirler 1 – Kör Yargı

Bu Ne Biçim Dizi Böyle (!)

Ben bir dizi ya da film eleştirmeni değilim. Bunun için bir eğitim de almadım, bir tecrübem de yok. Ancak, on dört yaşındaki kardeşimin izlediğim diziye birkaç bölüm eşlik etmesinden sonra aramızda geçen bir sohbetten bu yazıyı yazmak istedim. Sanırım çoğu kişi 7 Numara dizisini bilir. Bilmeyeler de rahatlıkla erişebilir. Üç yahut dört bölüm kardeşimle izledik. Sonraki sohbet şöyle: Abla bu ne biçim dizi böyle  ! … Okumaya devam et Bu Ne Biçim Dizi Böyle (!)

İnceleme Cover IV: Unutama Beni

İncelemelerimize biraz ara vermiştik. Umarım özlemişsinizdir bu sürede. Ben yine dayanamayıp eskimeyen bir esere doğru yol aldım. Bu şarkıların gönlümdeki yerini artık sizler de fark etmişsinizdir. Sözleri, besteleri beni alıp götürüyor. Listenin bundan sonraki gidişatı nasıl olacak bilmiyorum ama şarkımız 1974’lere uzanıyor. Toplu İğne Beste Yarışması ile keşfedilmiş öğrendiğim kadarıyla, tahmin edersiniz ki birinci olmuş. İlk söyleyeni olan Esmeray ile başlayalım incelemelere; Esmeray Benim ilk … Okumaya devam et İnceleme Cover IV: Unutama Beni

Salgında Özlediklerim ve Minik

Bu ara hava hep kapalı ve İstanbul çok gri. Sonbahar melankolisinin dibine vurmuş durumdayım. Bunu, artık yedi aydan fazla zamandır uğraştığımız salgına ve biraz da son günlerde karnımı gözle görülür şekilde şişirmeye başlamış minik tırtıla bağlıyorum. Kendisi 18 haftalık haliyle artık bahse değer bir birey bence. Bu yazı da, zamanında korebenin karantinada neleri özlediğimden bahsettiğim bir resim altı yazısını okuyup, bu konseptte yazmamı ve BKnın … Okumaya devam et Salgında Özlediklerim ve Minik

İtirafımdır…

Sorsanız “Edebiyat dergisinde yazıyorum.” diyeceğim. Baksanız “Bu adam edebiyat dergisinde yazıyor.” dersiniz. Şiirden, edebiyattan, yazıdan, çizgiden, sanattan falan anlar yani. Fakat işin aslı öyle değil. Daha önce de hem yazdım, hem söyledim. Yazmak mesele değil, işin kolay kısmı. Hapşurdun mu? Git onunla ilgili yaz. Ayağını masaya mı çarptın? Git onu yaz. Asıl mesele başka birinin duygu ve düşüncelerini içine katarak, yazdığı eseri sindirerek anlayabilmek. Şu … Okumaya devam et İtirafımdır…

‘Kelimeler ve Şeyler’ Notları

Bugün size çok sevdiğim bir programdan bahsetmeye geldim. Yine, bir kere daha sıcağı sıcağına! TRT2’nin Kelimeler ve Şeyler programına bayılıyorum. TRT2’nin Instagram hesabını bayadır takip ediyorum, programı ilk orada görmüştüm (Kınamayın evimde televizyon yok). Baştan aldım. İlk iki bölümü izledim. İzlerken öyle keyif aldım ve beslendim ki notlar aldım. İki bölüm için de bunları kendi blogumda paylaşmıştım hatta. Oradan hareketle alıp okuduğum kitaplar oldu. Hala … Okumaya devam et ‘Kelimeler ve Şeyler’ Notları

Yazacak Bir Yazım Yok

Derginin yeni sayısının yayınlanması kalmış 3 gün. Peki benim elimde yeni sayıya içerik var mı? Yok. Konu bulamadığım zaman aklıma gelen ilk konu “konu bulamamakla ilgili yazı yazmak” oluyor. Bu dergiye, ufak tefek şeyler yazmaya başlamadan önce de zaten kendi çapımda kafamdaki sesleri susturmak için bir şeyler karalıyordum. Hem o zaman hem de şimdiki zaman olsun çevreme “böyle böyle işte ben de kendi çapımda bir … Okumaya devam et Yazacak Bir Yazım Yok

Korkma!

İnsan dediğimiz şeyi bugünkü konumuna getiren iki önemli yeteneği var: ortam koşullarına uyum sağlayabilme ve ortam koşullarını kendisi için uyumlu hale getirebilme. Bu iki özellik hem her koşulda hayatta kalmasına, hem de her koşulda dünyayı büyük bir açgözlülükle yok etmesine yol açtı. Asıl konumuza gelecek olursak insanlar günlük konuşmada ‘Nasılsın?’ diye sorduklarında arada sırada verdiğim cevap şu oluyordu: ‘Domates gibi.’ Yazıda domates sebze mi, meyve … Okumaya devam et Korkma!

Neden Yazıyorum?

Bu defa arşivden çekip çıkardığım bir yazıyla karşınızdayım. Çünkü konu güncel. Çünkü bu soru zaman zaman tekrar hatırlanması ve cevaplanması gereken, muhtemel cevapları içinde bir sürü katmanı barındıran bir soru. Şöyle buyurun: Daha önceki bir blogumda WordPress kendiliğinden küçük bir kurs önermişti diye hatırlıyorum: Everyday Inspiration. Belki de ben yardım bölümünde araya araya bulmuşumdur, emin değilim. Çünkü bu defa öyle oldu. Düzenli yazmakta zorlananlar için … Okumaya devam et Neden Yazıyorum?

yıldızlı atlas hissi

ya anlatmak istediğim o kadar çok şey var ki mesela önceden sanal diyerek ötekileştirdiğimiz bu hayatın herkes için ama önce benim için nasıl daha gerçek olduğu mesela karantinama devam ederken gezemiyorum zannedeceğimiz şehri Instagram’dan nasıl gezdiğim herise açılır açılmaz keşkek siparişi verişim birçok tanıdık hısım akrabayla yapamadığım samimi konuşmayı tanımadığım bir aşçıyla yapışım mesela bugün işte başka hiçbir şeye tahammül edemeyeceğimi anlayınca açıp son iki … Okumaya devam et yıldızlı atlas hissi

İnceleme Cover I: Hasret

Bu inceleme derleme serisinde birden fazla söyleyeni olan şarkıları kendimizce yorumlamak istedik. İlk listede biraz geçmiş yıllara ait şarkıları inceledik. Sonunu getirmenin zor olacağı bir liste olması bile bizi heyecanlandırdı. Umarım keyifle okursunuz.       İlk şarkımız; HASRET Seyyan Hanım(Seyyan Oskay) Şarkımız, hiçbir hüznü olmayan bir insana bile hafif ve tatlı bir hüzün verebilen, hareketsizce sadece dinlemek isteyeceğiniz bir eser. Benim de en sevdiğim … Okumaya devam et İnceleme Cover I: Hasret