Nasılsın Kızım?

Ön Not: Şimdiki yazıma başlarken ben Hümeyra’dan “Tutsana Ellerimi” şarkısını birden açmış buldum kendimi, belki okurken siz de açarsanız, birbirimize daha yakın hissederiz sevgili okuyucu, hem de bu ara müzik yazıları yazmamamın bir kefareti olur. Tek şarkıda yazıyı bitiremezseniz ya da biraz daha Hümeyra dinleyeyim, derseniz; “Kirli Beyaz Kedi” ile devam edebilirsiniz. Bugünlerde kafamın yoğunluğundan kendimi kaçıramıyorum. Öyle çok şey dolaşıyor ki aklımda, gözlerimi kapatıp … Okumaya devam et Nasılsın Kızım?

İstediğim İşte Bu!

Malum eskiden herşeyi Facebook’ta paylaşıyorduk; fotoğraflar, müzikler, fikirler, anlık durumlar, hissettiklerimiz… Whatsapp, Instagram bu kadar aktif değildi. Bir sürü grubumuz vardı; Facebook’ta sınıf grupları, duyuru grupları, ortak zevk ve fikirler için açılmış etkileşim grupları… O zamanlar yakın arkadaşlarımızla keşfettiğimiz yeni şarkıları, yazıları paylaştığımız küçük bir grubumuz vardı ‘Açıl Heybem Açıl.’ Heybemizde ne varsa dökelim, diye. Birden aklıma geldi, neler vardı, bakayım, diye girdim, kayboldum tabii … Okumaya devam et İstediğim İşte Bu!

Deneysel Şiirler 1 – Kör Yargı

Eskiden masamın rafında ortaokuldan kalma bir TDK sözlüğü bulunurdu. O sözlük şimdi nerede bilmiyorum. Muhtemelen taşınırken falan bir koliye girmiş ve oradan bir daha çıkmamıştır. Veya annem artık kullanmadığımızı düşündüğü ortaokul seviyesi Türkçe sözlüğü bir ortaokul öğrencisine falan vermiştir. Bilemiyorum. Neyse… Ders çalışırken sıkıldığımda elime bu sözlüğü alır, rastgele sayfalar açar, açtığım sayfalarda ilk gözüme çarpan kelimeyi bir yere not eder, yaklaşık 8-10 kelime biriktirirdim. … Okumaya devam et Deneysel Şiirler 1 – Kör Yargı

Bu Ne Biçim Dizi Böyle (!)

Ben bir dizi ya da film eleştirmeni değilim. Bunun için bir eğitim de almadım, bir tecrübem de yok. Ancak, on dört yaşındaki kardeşimin izlediğim diziye birkaç bölüm eşlik etmesinden sonra aramızda geçen bir sohbetten bu yazıyı yazmak istedim. Sanırım çoğu kişi 7 Numara dizisini bilir. Bilmeyeler de rahatlıkla erişebilir. Üç yahut dört bölüm kardeşimle izledik. Sonraki sohbet şöyle: Abla bu ne biçim dizi böyle  ! … Okumaya devam et Bu Ne Biçim Dizi Böyle (!)

İnceleme Cover IV: Unutama Beni

İncelemelerimize biraz ara vermiştik. Umarım özlemişsinizdir bu sürede. Ben yine dayanamayıp eskimeyen bir esere doğru yol aldım. Bu şarkıların gönlümdeki yerini artık sizler de fark etmişsinizdir. Sözleri, besteleri beni alıp götürüyor. Listenin bundan sonraki gidişatı nasıl olacak bilmiyorum ama şarkımız 1974’lere uzanıyor. Toplu İğne Beste Yarışması ile keşfedilmiş öğrendiğim kadarıyla, tahmin edersiniz ki birinci olmuş. İlk söyleyeni olan Esmeray ile başlayalım incelemelere; Esmeray Benim ilk … Okumaya devam et İnceleme Cover IV: Unutama Beni

Salgında Özlediklerim ve Minik

Bu ara hava hep kapalı ve İstanbul çok gri. Sonbahar melankolisinin dibine vurmuş durumdayım. Bunu, artık yedi aydan fazla zamandır uğraştığımız salgına ve biraz da son günlerde karnımı gözle görülür şekilde şişirmeye başlamış minik tırtıla bağlıyorum. Kendisi 18 haftalık haliyle artık bahse değer bir birey bence. Bu yazı da, zamanında korebenin karantinada neleri özlediğimden bahsettiğim bir resim altı yazısını okuyup, bu konseptte yazmamı ve BKnın … Okumaya devam et Salgında Özlediklerim ve Minik

İtirafımdır…

Sorsanız “Edebiyat dergisinde yazıyorum.” diyeceğim. Baksanız “Bu adam edebiyat dergisinde yazıyor.” dersiniz. Şiirden, edebiyattan, yazıdan, çizgiden, sanattan falan anlar yani. Fakat işin aslı öyle değil. Daha önce de hem yazdım, hem söyledim. Yazmak mesele değil, işin kolay kısmı. Hapşurdun mu? Git onunla ilgili yaz. Ayağını masaya mı çarptın? Git onu yaz. Asıl mesele başka birinin duygu ve düşüncelerini içine katarak, yazdığı eseri sindirerek anlayabilmek. Şu … Okumaya devam et İtirafımdır…

‘Kelimeler ve Şeyler’ Notları

Bugün size çok sevdiğim bir programdan bahsetmeye geldim. Yine, bir kere daha sıcağı sıcağına! TRT2’nin Kelimeler ve Şeyler programına bayılıyorum. TRT2’nin Instagram hesabını bayadır takip ediyorum, programı ilk orada görmüştüm (Kınamayın evimde televizyon yok). Baştan aldım. İlk iki bölümü izledim. İzlerken öyle keyif aldım ve beslendim ki notlar aldım. İki bölüm için de bunları kendi blogumda paylaşmıştım hatta. Oradan hareketle alıp okuduğum kitaplar oldu. Hala … Okumaya devam et ‘Kelimeler ve Şeyler’ Notları

Yazacak Bir Yazım Yok

Derginin yeni sayısının yayınlanması kalmış 3 gün. Peki benim elimde yeni sayıya içerik var mı? Yok. Konu bulamadığım zaman aklıma gelen ilk konu “konu bulamamakla ilgili yazı yazmak” oluyor. Bu dergiye, ufak tefek şeyler yazmaya başlamadan önce de zaten kendi çapımda kafamdaki sesleri susturmak için bir şeyler karalıyordum. Hem o zaman hem de şimdiki zaman olsun çevreme “böyle böyle işte ben de kendi çapımda bir … Okumaya devam et Yazacak Bir Yazım Yok

Korkma!

İnsan dediğimiz şeyi bugünkü konumuna getiren iki önemli yeteneği var: ortam koşullarına uyum sağlayabilme ve ortam koşullarını kendisi için uyumlu hale getirebilme. Bu iki özellik hem her koşulda hayatta kalmasına, hem de her koşulda dünyayı büyük bir açgözlülükle yok etmesine yol açtı. Asıl konumuza gelecek olursak insanlar günlük konuşmada ‘Nasılsın?’ diye sorduklarında arada sırada verdiğim cevap şu oluyordu: ‘Domates gibi.’ Yazıda domates sebze mi, meyve … Okumaya devam et Korkma!

Neden Yazıyorum?

Bu defa arşivden çekip çıkardığım bir yazıyla karşınızdayım. Çünkü konu güncel. Çünkü bu soru zaman zaman tekrar hatırlanması ve cevaplanması gereken, muhtemel cevapları içinde bir sürü katmanı barındıran bir soru. Şöyle buyurun: Daha önceki bir blogumda WordPress kendiliğinden küçük bir kurs önermişti diye hatırlıyorum: Everyday Inspiration. Belki de ben yardım bölümünde araya araya bulmuşumdur, emin değilim. Çünkü bu defa öyle oldu. Düzenli yazmakta zorlananlar için … Okumaya devam et Neden Yazıyorum?

yıldızlı atlas hissi

ya anlatmak istediğim o kadar çok şey var ki mesela önceden sanal diyerek ötekileştirdiğimiz bu hayatın herkes için ama önce benim için nasıl daha gerçek olduğu mesela karantinama devam ederken gezemiyorum zannedeceğimiz şehri Instagram’dan nasıl gezdiğim herise açılır açılmaz keşkek siparişi verişim birçok tanıdık hısım akrabayla yapamadığım samimi konuşmayı tanımadığım bir aşçıyla yapışım mesela bugün işte başka hiçbir şeye tahammül edemeyeceğimi anlayınca açıp son iki … Okumaya devam et yıldızlı atlas hissi

İnceleme Cover I: Hasret

Bu inceleme derleme serisinde birden fazla söyleyeni olan şarkıları kendimizce yorumlamak istedik. İlk listede biraz geçmiş yıllara ait şarkıları inceledik. Sonunu getirmenin zor olacağı bir liste olması bile bizi heyecanlandırdı. Umarım keyifle okursunuz.       İlk şarkımız; HASRET Seyyan Hanım(Seyyan Oskay) Şarkımız, hiçbir hüznü olmayan bir insana bile hafif ve tatlı bir hüzün verebilen, hareketsizce sadece dinlemek isteyeceğiniz bir eser. Benim de en sevdiğim … Okumaya devam et İnceleme Cover I: Hasret

Hadi Biraz Kitap Konuşalım

Aslında yine kitaplı ama başka türlü bir yazıya niyetliydim. Kitaplarımı neye göre seçtiğimden bahsedecek ve hatta size de aynı soruyu yöneltecektim – ki hâlâ yapmayı düşünüyorum. Bunun üzerinde düşünürken, aklıma farklı bir yöntem geldi. Beni mutlaka başka bir kitaba götüren kitaplar var ve bu hiç de azımsanmayacak bir sıklıkta oluyor. Bugün bunun bir örneğini konuşacak; bir kitap zincirinden bahsedecek, o arada da zincirdeki her kitabı … Okumaya devam et Hadi Biraz Kitap Konuşalım

En Sevdiğim Şeyler

Bu dünyadan geçerken, her insan gibi kendimce yaşarken beni mutluluktan havalara uçurmasa da gülümsetecek şeyleri not alayım, diye düşündüm geçen günlerde. Yazdıkça o anları yaşıyor gibi hissettim. Okudukça yeniden mutlu oldum. Eklenecek bir sürü şey var hala fakat şimdilik bu kadarı toparlandı. Acaba senin küçük mutlu anıların nerelerde saklı? Bir beyin fırtınasına ne dersin? Hadi, erteleme ve bu güzel ilkbahar günün daha güneşli, daha sevimli olsun.

İşte benim minik mutluluklarım;

*Sabahları pencereleri açıp odama dolan temiz havayı koklamak

*Uyandığımda kendisini şapka zanneden kedim Ihlamur’u kafama dolanmış bir vaziyette bulmak

*İçinde ne olduğunu bilsem dahi kargo paketlerini açmak

*Sevdiğim insanlara bir şeyler hediye ettiğimde yüzlerindeki mutluluğu seyretmek

*Turuncu stateskopum

*Renkli küpelerim

*Eve geldiğimde Okumaya devam et “En Sevdiğim Şeyler”

Görünmezlik Pelerini vs. Mesafeler

Vintage-Letters“Dear Friend, I like to start my notes to you as if we’re already in the middle of a conversation. I pretend that we’re the oldest and dearest friends, as opposed to what we actually are, people who don’t know each other’s names… and met in a chat room where we both claimed we’d never been before. What will NY152 say today, I wonder. I turn on my computer, I wait impatiently as it connects, I go online, and my breath catches in my chest until I hear three little words: ‘You’ve got mail.’ I hear nothing, not even a sound on the streets of New York, just the beat of my own heart. I have mail. From you.”*

Şimdi girdim eve. Sabah nasıl bırakıp çıktığımı unutmuşum. Bu aralar hep bir acele etmeler… Yapacak o kadar çok işim de yok, yani bazen düşünüyorum, çok bir şey halletmemişim bu telaşlarda ama nedense hiçbir yere, hiç kimseye yetişemiyorum.

Neyse, deyip balkona çıktım. Amacım evi bari biraz havalandırmakmış gibi davranıyorum ama bana lazım hava. Bu zamanların hafif akşam esintilerini öyle seviyorum ki. Üşütmeyen ama sıcak bir şey içesinin geldiği ya da omzuna annenin ördüğü şalı atıp tolere edebildiğin, belki hiçbir şey yapmayıp öylece durup biraz üşüyerek hala canlı olduğunu hissetmeye çalıştığın…

Biliyorsun, elinde kırmızı balon tutan o çocuğu her görüşümüzde kalbimiz ısınacak. Dikenlerin arasında bulduğumuz uğur böceklerinin nesli tükenmeyecek. O dikenler ne zaman batsa bir yerimize, ufacık kanayacak ama geçecek. Bazen başkalarının uçurduğu uçurtmaları arabanın camından izlemek zorunda kalacağız. Bir gün gerçekten balık tutmayı başaracağız. Onu da suya geri bırakacağız. Bazen bir şarkıyı bir türlü sevemeyeceğiz diğerini sevmekten asla vazgeçemezken. İstesek de istemesek de kendimizinkiler gibi ebeveynler olacağız ama yine de onlara kızmaya devam edeceğiz. En çok da onlara benzediğimiz için. Bazı insanlar Beatles’ı Okumaya devam et “Görünmezlik Pelerini vs. Mesafeler”

Şanzelize Düğün Salonu

adsızSpoiler içerebilir.

Okuduğum son kitaptan bahsedeceğim bugün. İlk çıktığından beri haberim vardı kendisinden. Özellikle kapağı çok hoşuma gitmişti, o önemli. Ama ancak sipariş verebildim. Biraz da merakıma yenilip; çünkü uzun bir ara verdiğim roman okumalarına dönmek istediğim gibi, Tarık Tufan’ı da beğenerek okuyan ve bana öneren arkadaşlarım olmuştu. Evet, Şanzelize Düğün Salonu’ndan bahsediyorum.

Kitabın konusundan başlamak gerekirse, çok merak etmesem de, ilgimi çekmedi desem yalan olur. Başladım okumaya. Evet, zaten arka kapağı okuyan herkes içeride bizi bir iç hesaplaşmasının karşılayacağını tahmin edebilir. Öyle de oluyor. Hatta ben, bu hesaplaşmaların, geri kalan her şeyin önüne geçtiğini düşünüyorum. Amacın bu olması da ihtimaller dahilinde… Konu aslında Eda değil, Okumaya devam et “Şanzelize Düğün Salonu”

Anladık Prens Küçük.

Son bir iki yıldır olan şu Küçük Prens çılgınlığı hakkında bir şeyler söylemeden duramayacağımı fark ettim. Geç kaldığımı biliyorum ve bunu çoktan yapan sayısız kişi olduğuna da eminim. Ama gerçekleşmek zorunda. Nöropsikiyatriden yeni çıktım: İçimize atmayacağız, her şeyi ifade edeceğiz. Mümkünse sağlıklı şekilde. En başta belirtmem gerekiyor, ben Küçük Prens’i severim. Abartının da ötesindeki popülaritesini bazen anlamakta güçlük çeksem de. Çünkü ben bir sürü kitap … Okumaya devam et Anladık Prens Küçük.

Dış Dünya

Doğanın zarafetiyle bak dünyaya, göreceğin çok şeyi gözden kaçırmışsın bu güne kadar. Gözlerini kapattığın her gece ardında görmeyi düşlediğin neleri erteliyorsundur bir sonraki güne.

Dön bir bak doğaya; bir bak kuştaki özgürlük aşkına, çiçekteki güneş tutkusuna, ağaçtaki yağmur açlığına.

Çöllere sor susuzluğu ve açlığı ağustos böceğine. Belki dağlardır seni kavuşturacak olan, belki ormandır zamanını beklediğin büyük sürpriz. Ve dünyadır en cüretkâr haliyle mutluluğa çağıran seni.

Bir başkası için harcadığın tüm o enerjiyi Okumaya devam et “Dış Dünya”