Bir hayaldi bizlerde Formula 1

Yaşım 8 ya da 9. Misafirlikte uyandım ve küçük bir çocuğun sabah erken saatlerde tanımadığı bir evde yapacağı belki en kolay şeyi yaptım: en kısık seste televizyonu açtım. O zamanlar birçok kanalda sabahları çizgi film olurdu, ama ben hiç sevmezdim çizgi film izlemeyi. Kumandayı da bulamamıştım, tüplü bir televizyonda elimle düğmeye basarak kanalı değiştiriyordum. Cnn Türk’e denk geldim. Yemyeşil bir ekran vardı ve çok az … Okumaya devam et Bir hayaldi bizlerde Formula 1

B A S K E T B O L

Basketbol bir aşk;

Bu yazı ancak böyle başlayabilirdi. Birkaç gündür maruz kaldığım duygusal anlar ve bu spordan aldığım haz beni bunu yazmaya zorladı. Daha önce de sporla ilgili yazmıştım, ancak bu yazı farklı olacak. Çünkü bu yazı klasik bir spor metni değil, tamamen duygusal bir metin olacak.

Öncelikle dün geceye gitmeliyim. Bizim neslimiz için, yani Jordan’ı kıl payı kaçırmış ama basketbola karşı ilgisi olan nesilden söz ediyorum, işte bu nesil için yeni bir efsane gerekliydi. Basketbolu sevdirme, yaşatma ve yayma misyonu için biri gerekliydi. Kendisi kariyerinin başında bu misyon için yeterli görülmese de, o tüm otoriteleri yanıltıp son 20 yılın basketbol efsanesi olmayı başardı.

Evet ‘KOBE BRYANT’tan bahsediyorum. Bize basketbolu sevdiren, onun bir tutku olduğunu, bir aşk olduğunu öğreten ve geceler boyu bizleri uykusuz bırakan adamdan söz ediyorum.

Hala onun ismini yazarken tüylerimin diken diken olmasının bir nedeni var. Hala onu bir şekilde izlerken içimin ürpermesinin bir nedeni var. Aşk ve tutku.

Bu hisleri bize hissettiren, bizi buna zorlayan bir adam KOBE. Çünkü o bu oyunu seviyor. Çünkü o bu oyuna aşık. Çünkü o bu oyuna tutkuyla bağlı. İşte asıl mesele bu.

Aşk ve tutku. Bizi herhangi bir şeye bağlayabilecek iki şey belki de bu iki kelime. Ancak öyle gelişine olunca değil, aynı KOBE gibi içten ve gerçekten hissedince olacak iki kelime bunlar.

Ve bu kadar yoğun Okumaya devam et “B A S K E T B O L”