*

‘Bizim için sorun budur – dijital bir dünyada sıcaklık yaratmak. Bunu yapacak çok insan yok. Harika görünen bir sürü şey görüyorsunuz ama sizi baştan çıkarmıyor. Sintizayzırla şarkı yapmak gibi bir şey bu. Bir drum machine ile gerçekten iyi, heyecan verici ritimler çıkarmak cidden zordur – belki gerçek davulda şansınız daha bile yüksek. Bizler hâlâ analog varlıklarız. Beyinlerimiz ve gözlerimiz analog.’ ( Erik Spiekermann) -Tam Benim … Okumaya devam et *

İkilem

Adım. Adım. Adım. Bir adım. Bir adım daha. İşte. Tamam. Bir adım. Bir adım. Adam. Adım adım. Bir adım daha. Adam. Karanlık. Işık yok. Ses yok. Renk yok. Karanlık. Adam karanlık. Adım adım. Karanlık. Kör gece. Kör pencere. Kör karanlık. Kör adam. Adım. Adım. Adım. Kör adam. Kadın. Parlak. Mavi. Pir-ü pak. Kadın. Parlak. Renk. Renk. Renk. Kadın. Işık. Işık. Işık. Kadın. Kahkahalar. Şen şakrak. … Okumaya devam et İkilem

Sessizliğe Yergi

Dili çözülseydi kelimeler kusacaktı yumulu dudaklarından Etle kemik birbirine batacaktı kan akacaktı ve kelimeler Kırmızı. Bir başlasaydı söylemeye Sözler an’lar gibi bir görünüp bir kaybolacaktı Geçenler giden olacak ardında tek bir zerre bırakmayacaktı. Ölümüne verilen bir savaşta esir olmaktı dünya yaşamı Savaşın anlam bulduğu gizli satırlarda Kim bilir kimler doğacak ve solacaktı. Soluk benizliler doluşacaktı etrafa Et sarıya çalacak, kırmızı göğü yaracak, gökkuşağının renklerinden geriye … Okumaya devam et Sessizliğe Yergi

Duymasan da Olur

Şimdi kaldırılmış kaldırım taşlarının üzerinde ağlayan bir kadın görsem ölmek isterim. Çünkü hayat onu benden daha çok kandırmıştır. Buna eminim. Çünkü daha az önce tanıştığım kadın henüz yirmi bir yaşında ve beş sene içerisinde zaten duymakta sorun yaşadığı kulakları tüm işlevini yitirecek. Ve bir daha duyamayacak. Duş aldığım zaman suyun sesini duyamazsam vücudumun temizlendiğini nasıl hissedebilirim? Yağmurun ya da dalgaların sesini… Sabahları bahçedeki ağaçlara konan kuşların şarkılarını duyamadan kahvaltı yapmak, en sevdiğiniz filmlerin sesini kapatarak izlemek gibi. Her şey inatçı, siyah ve beyaz, 1930’lardan kalma bir kamerayla hayatı filme almak gibi, üstelik yirmi birinci yüzyılda. Belki kolaylıkla yola atlayıp sırtımı döndüğüm tüm arabaların korna seslerini duyamayacağım için ve zaten çoktan kapattığım gözlerimi Okumaya devam et “Duymasan da Olur”

“Bir birey olarak yetiştirmek istiyorum on elimden geldiğince. Neye yeteneği varsa onu bulsun hayatta. Balet olacaksa balet, mühendis olacaksa mühendis… Önüne birtakım şeyler koyup, fırsatlar tanıyıp, kendi seçimlerinde serbest bırakmak niyetim. O koruma güdüsü var ya, orda işte, insan çuvallayabiliyor. Ben Leon’un biraz özgür ruhlu olmasını arzu ediyorum. Kendi endişelerimi dizginleyip çocuğa da fırsat vermek gerektiğini hatırımdan çıkarmamaya çalışacağım. O da kendi hatalarını yapsın. İnşallah … Okumaya devam et

Konçinalar Üzerine

Giriş Haldun Taner hikayeciliği gerek üslup, gerek muhteva anlamında hiç şüphesiz Türk hikayeciliğinin zirve noktalarından bir tanesidir. Tiyatrolarıyla dünyaca ünlü olan, hatta bu özelliğiyle “The Ecyclopedia of World Drama” adlı ansiklopedide diğer dünyaca ünlü tiyatrocular arasına girmeyi başarmış bulunan Haldun Taner’in hikayeciliğinin de tiyatroculuğuyla at başı gittiği görülür. “Şişhane’ye Yağmur Yağıyordu” , “Ayışığında Çalış Kur” gibi ismi herkesçe malum hikayelerin muharriri olan Haldun Taner, hikayelerini … Okumaya devam et Konçinalar Üzerine

Üç Nokta

ı. ANLATICI: KAYIP KADIN Geceyi sever misiniz? Siz bayım, gecenin karası gözlerinizde, dumanı geceye üfler misiniz? Beni tanımıyorsunuz, hala… Satırlarım var benim üstünü karaladığım. Kilometrelerce uzaktasınız değil mi? Üstünü karaladığım yollar var benim. İki satır yazsam karalar mısınız üstünü, kalbinizle? Yo bekleyin, kalbinizi emanet alabilir miyim kısa bir süreliğine? Avuçlarıma bırakın usulca, söz, aldığım gibi geri vereceğim. Sadece biraz hayal kurmamız lazım. Bir deniz kenarındayız. … Okumaya devam et Üç Nokta

Acımız Büyük

Kendi küçük dünyamda hadsizce büyük addettiğim dertlerimde boğulurken esaslı bir tokat yedim tam suratımın ortasına. Ya Rabbi şükür! Dün akşam haberlerinde, henüz dört gün önce parasını zor denkleştirip aldığı hurda sayılabilecek arabası aniden yanmaya başlayınca, çocuklar gibi nefes alamadan ağlayıp arabasının yanışını seyreden o ‘amca’yı gördüm. Sonra bu sabah, elinde sigarası, hastane bahçesinde telefondakine derdini anlatırken dizlerinin dermanı kesilip yerlere kapanarak ağlayan başka bir ‘amca’. … Okumaya devam et Acımız Büyük