Pandemi Gölgesinde Formula 1 2020 Sezonu

Sayın okuyucular, bir felsefi akım olan stoacılığı muhtemelen hepiniz bilirsiniz. Stoacılar tüm evrenin kutsal bir otorite tarafından yönetildiğini düşünürler. Çok yakın zamana kadar tıpkı böyle bir kutsal otorite tarafından yönetilen bir spordan bahsedeceğim sizlere. Bernie Eccleston’un günümüze kadar sahibi olduğu motor sporlarının en büyük organizasyonu Formula 1, artık günümüzün görece kapitalizm kurallarına göre başka bir grup tarafından yönetilmekte, fakat hala emektar Bernie’nin zamanındaki kadar mükemmel … Okumaya devam et Pandemi Gölgesinde Formula 1 2020 Sezonu

Şiirler – 6

Kalbime vurdum kelepçeCenazeye gittim dönmeyeceğim, bilinmeli herkesçe.Orada, mehter takımı bile beni bekler, inan“Desdur, Allah Allah İlallah Hicaz Humayun Peşrevi Hasdur Haydi Ya Allah”Duyulan top sesi değil kös sesi çünkü Türk oğlu Türk’tü vuran! Cenazeye giden Muhammet’tiCenazede ceset olan Muhammet’tiEvet, kesindiBelki de çok beklediMehterli karşılama töreniMezar bile ayağıma hemen geldi… Çok parlak bir ışıktıGözlerime sızanUyan, Muhammet, uyan!Bu rüya karanlık içindeki aydınlıktı. Okumaya devam et Şiirler – 6

Jane Austen’ın Emma’sı

Yıllar önce kitabın 2006 yapımı dizisini izlerken o kadar çok sevmiştim ki, sıkıcı geçen tüm kışı Emma’nın etrafına yaydığı sıcaklıkla ve samimiyetle atlatmıştım. Okuyucuya bu biraz abartılmış bir cümle olarak gelebilir ancak hislerimin yanında fazlasıyla sönük bir cümle kurabildiğimi tekrar okurken anlıyorum. Bu yazımın kitap özeti niteliği taşımadığını da belirtmek istiyorum. Daha çok kahramanların analizi üzerinde durmak istedim.   Kitabı okumayı hep daha sonraya bırakmıştım ancak … Okumaya devam et Jane Austen’ın Emma’sı

Bıdıdı Dıp Dıbıdı

Hayatımızda çokça yer edinmiş, diğerlerine kıyasla daha popüler olan 3 sanat dalı sayabiliriz: Sinema, resim, ve müzik. Bunları tüketiyor olmamızın sebebi bize çeşitli duygular hissettiriyor olması. Kiminde ağlarken, kiminde gülüyoruz; kiminde aşkı hissederken, kiminde nefreti duyuyoruz. O veya bu şekilde bu 3 sanat dalı da duygusal açıdan bize ulaşıp farklı deneyimler yaşamamıza sebep oluyor. Bu yazıda bahsetmek istediğim şey komedinin sadece belirli sanat dallarına ait … Okumaya devam et Bıdıdı Dıp Dıbıdı

İnsanlığın Ortak Bilgisi – 1: Devler

On kişiyi bir araya gelip bir objenin resmini çizse, kişi sayısı kadar objeden ve birbirinden farklı resim elde edilecektir, yani insan sayısı kadar farklı bakış açısı vardır, yani dış dünyaya ait bir bilgi, objektif olarak içselleştirilip aktarılamaz. Bir şekilde elde edilen bilgi (isterse yazılı metin haline getirilmiş olsun) ilk hali ile nesilden nesile aktarılamaz, dinler ve mezhepler tarihi ya da mitoloji buna örnektir. Agatha Christie … Okumaya devam et İnsanlığın Ortak Bilgisi – 1: Devler

Sana el uzatıyorum, tutar mısın gelecekteki ben?

Merhaba müstakbel okuyucu, istikbalinde öngördüğüm okumak eylemli davranışını şu an gerçekleştiriyor olmanla müstakbel sıfatını çok hızlı kaybettin. En hızlı kaybedişin değildir eminim, sıkma canını. Hoşbeşli, havalı sulu, gündemli girişlere yeğleyeceğin bir giriş yaptığımı kabul etmelisin. Bilerek olmadı, klavyenin parmaklarım arasındaki akışını özgür bıraktım. Parmaklara özgürlük! İzninle, girişte daha fazla vakit kaybetmeyip yavaştan yazma tetikleyicime, ilham dopingime doğru ilerliyorum. Günlerdir yoğun bir tempoda çalışıyorum. Bu günler … Okumaya devam et Sana el uzatıyorum, tutar mısın gelecekteki ben?

Sevmek Ne Uzun Kelime*

Sevmek ne mutlu, ne umutlu, ne güzel ve ne uzun bir kelime! Eminim sevmek deyince herkesin aklından geçen bir iki cümle hatta belki bir iki dize vardır. Hiçbiri yoksa da en azından bir hissiyatı, bir tanıdıklığı vardır herkesin sevmeye.  Şimdi yazıma başlar gibi yapıp, bir parantez açmak istiyorum. Ve biraz yazmayı sevmek konusundan bahsetmek istiyorum. Bazı zamanlarda içerik bulmak, yazmaya başlamak hatta ilk cümleyi kurmak … Okumaya devam et Sevmek Ne Uzun Kelime*

Aralığın Kapısını Müzik ile Arala – Ne Dinleyeyim? Sorusuna Başkaldırı: Öyle Bir Şey Dinlemeliyim ki – II

DİKANDA Herkese selam. Bu yılı tamamlıyoruz, ne de çabuk geçmiş 11 ay. Ortak olarak bu yıldan gelecek yıla yanımızda ne götürelim? Güzel şeyler tabii ki. Herkes kendi list’ini hazırlasın ama bence ortak bir şeyler de götürelim. Ne mesela, ”Gelecek yıl bol su içeceğim, gece yemek yemeye son vereceğim, sigarayı bırakacağım, günde iki bardak yeşil çay içeceğim.” Aman listeyi tamamlayamadan sıkıldım. Yıl olmuş 2021, hala gece … Okumaya devam et Aralığın Kapısını Müzik ile Arala – Ne Dinleyeyim? Sorusuna Başkaldırı: Öyle Bir Şey Dinlemeliyim ki – II

Tartışma: Kafka’nın Dönüşüm’ü

kirmizibisikletim: Çok geç kalınmış bir Dönüşüm okumasının ardından, belki de Gregor Samsa’yla tanışıklığımızın takribi on beş yıl öncesine dayanmasının getirdiği bir şartlanmışlıkla, kitap bittiğinde düştüğüm boşluk nedeniyle bu tartışmayı başlatıyorum. Bazı kitapları, bazı filmleri ve diğer eserleri anlamak için zaman zaman ileri okumalar/ön okumalar, araştırmalar yapmamız gerektiğini hepimiz biliyoruz. Ancak bu defa, kendimi tutup, bu araştırmaları öteleyip, bu tartışmada boşluklarımı doldurmaya niyetliyim. Büyük bir linç … Okumaya devam et Tartışma: Kafka’nın Dönüşüm’ü

Incendies – Şarkı Söyleyen Kadının Çocukları

Merhaba sevgili okuyucu, ben korebe, Dilemma Dergi ekibi olarak hazırladığımız ortak bir çalışma ürünü olan Incendies filmini tanıttığımız yazıyı okuyorsunuz. Bu bir tanıtım yazısıdır, çok sayıda spoiler içermektedir. Filmi izleme niyetiniz varsa (dram seviyorsanız kaçırmayın, diyoruz) film hakkında bu yazı da dâhil hiçbir şey okumadan önce filmi izlemenizi tavsiye ederim. Türkçe’ye İçimdeki Yangın adıyla çevrilen, 2010 Kanada yapımı olan bu film, IMDB tarafından dram, gizem, … Okumaya devam et Incendies – Şarkı Söyleyen Kadının Çocukları

Bir Kitapseverin Edebiyat Notları

Edebiyat nedir? Kitap sevmek bir tutkudur. Ardından at koşuyor gibi olursun bazen. Her şeyi okumak, hepsini sindirebilmek ve daha çok okumak istersin. Suyun ve kitapların yanındaysa huzurlusundur. (İki yaşamsal ihtiyaç benim için.) Peki, hangi kitapları okumalı? Klasikler mi, post modern edebiyat mı? Bu sorunun cevabı çok zor zira hepsinin ayrı tadı, ayrı işleyişi var insan ruhu üzerinde. Tsundoku var bir de. Kitap toplama, biriktirme ama … Okumaya devam et Bir Kitapseverin Edebiyat Notları

Kapanımdaki Umudum

Bu aralar kendimi kapana kısılmış fare gibi hissediyorum. Debeleniyorum ama kimse beni kurtarmak istemiyor. Ne yapmaya kalkışsam elimde kalıyor sanki. Bununla beraber kendimde yeni bir şeye başlama gücü bulamaz oldum. Karamsarlıktan uzak kalmayalı o kadar zaman oldu ki, huzurlu ve umutlu geçen günlerimi unuttum. Bir gün kahvemi yudumlarken insanların en zor zamanlarında nasıl ayakta kalabildiğini düşündüm. Umut ederek… İkinci Dünya Savaşı’nda en zor toplama kampından … Okumaya devam et Kapanımdaki Umudum

Karışık Kaset Günleri – 40 Yılın Liste Başı Şarkıları

Dergide yazmaya başladığım günden beri müzik içerikli yazılara daha doğrusu müziğe olan ilgimi fark etmişsinizdir. Ofiste bir pikap, evde bir kasetçalar radyo ve çağın getirdiği bilumum müzik uygulaması ile beraber hayatımın her alanında müzik var. Dinlediğim müzikleri size tanıtmaktan ayrı bir keyif duyuyorum. Şimdiye kadar hep cover incelemeleri yazdım. Ama bu sefer doğrudan bir albüm incelemesi ile karşınızdayım. 2000 yılında çıkan bu albümün yeri bende … Okumaya devam et Karışık Kaset Günleri – 40 Yılın Liste Başı Şarkıları

Charles Dickens / Büyük Umutlar

Kitabı ilk elime aldığım zaman taşra hayatının her zaman olduğu gibi bu defa da ilgimi çekeceğini düşündüğüm için direkt satın aldım. Sevdiğim bir yayınevinin yeni basım kitabı olduğu için daha da ilgimi arttırdığını söylesem yalan söylemiş olmam. Kitabın baş karakteri Pip’in çocukluğundan başlıyor yazar anlatıma. İnsan Pip’in içinden geçen düşünceleri okurken, onu yakın bir dostuymuşçasına tanıma fırsatını yakalıyor. Kitabı okumaya devam ettikçe baş kahramanımızın önce … Okumaya devam et Charles Dickens / Büyük Umutlar

Şiirler – 5

Şiirimi yazdımKelimelerden taç aldımHayır, çalmadım!Bana hırsız demeyin, çünkü bu dünyada azdım.Hayır, sapık değilim, bilsem öyle yazmazdım!Kırık kalemim ellerimle kalbimde ne kuyular kazdımHayır, güldüğümü görsen ağlarsın.Belki de ellerim kuru toprak içinde sazdım.Hayır, tıngırdarken görsen ağlarsın.Muhammet hiçlikte çalan bir cazdımHayır, suyu duysan çağlarsın. Okumaya devam et Şiirler – 5

Refah İçinde Yaşatan Kent – Tralleis

Sizlerle bu sefer tarih üzerine konuşmak istedim. Bundan sonra belirli aralıklarla bir tutam uygarlık tarihi, bir tutam mimarlık tarihi ekleyeceğim zihinlerinize. Anlatacağım birçok antik kentin ya verimli ovalara ya da savunulması kolay dağ eteklerine kurulduğunu göreceksiniz. Bir Aydınlı olarak ilk yazımda Tralleis Antik Kenti’nden bahsetmek istiyorum. Kuzeyinde Aydın dağları, güneyinde Aydın ovası, bir yanında Küçük Menderes nehri, bir yanında Büyük Menderes nehri… Verimli ovaları ile … Okumaya devam et Refah İçinde Yaşatan Kent – Tralleis

ilk şiyir

Bu da benim ilk şiirim olsun Şimdilik kenarda dursun ama Yavaş yavaş dolsun içi Ne dolacağına hem ben, hem zaman karar versin Biraz o kendinden bi şeyler katsın, biraz da ben   İyilik olsun mesela içinde, şirinleri görelim Sonra biraz baharat, tuz, karabiber falan Barış Abi de ekler bir şeyler belki domates, biberi, patlıcan Bir tutam eğlence olsun içinde zaten biraz ben tutam, biraz sen … Okumaya devam et ilk şiyir

Manolyalar ve Yanılmalar

Çıkagelişler yordu beniAniden gelmelerin yorduSana uzun uzun bakmalarım-Pencere önündeyim yineYine çıkagelirsin veYine yorulurum diyeBu sefer farklı amaHiç olmayacak dalganınHiç olmayacak kıyısınaVuruşunu bekliyor gibiyimSanki tüm duygularım kıyıya vurmuş daSana varamamış gibiSanki hep varsın daHiç hissettirirsin gibiPenceremdeki manolyaya seni anlattımİnanmadı banaSeni görene kadarŞiirlerimin güzel olduğunu sanardımHatırlattı bana manolyaSanmalarAslındaYanılmalardırSevgilim Okumaya devam et Manolyalar ve Yanılmalar