Editör’den ;)

Merhabalarrrr, Bir yandan nihayet düşen cemrelerin mutluluğunu yaşarken, diğer yandan Dilemma için planladığımız işleri halletmeye çalışmanın telaşıyla yuvarlanıyorum ve bir de tabir yerindeyse, kazan kaldıran birtakım arkadaşlarla uğraşıyorum ki yaptığınız şey ‘koltuk sevdası’ olarak nitelendirildiğinde, karşı tarafa yeniçeri muamelesi yapmak caizdir heralde. 🙂 Bugünlerde sosyal medyada sürekli tahriklerle uğraşıyorum sevgili okur, sorma. Pek değerli bir arkadaşımız, her cepheden savaş açmış şahsıma ki, cevabımı köşemden vermek … Okumaya devam et Editör’den 😉

Doğanın Oyunu

Doğa… Bugün dışa vurdu duygularını haykıra haykıra. İçindeki fırtınalar kopup geldi uzaklardan, yağmur yüklü bulutlarını bıraktı gök yüzüne. Sonra tüm ırmaklarını boşalttı içine akıttığı, tutarsızca ağladı. Gözyaşları hırçın esintileriyle birleşti, yorulana dek akıttı.

Çok geçmeden içine sakladığı güneşi çıkardı ortaya, öyle yumuşak ve naifti ki inanamazdınız az önceki celalli tavrına. Islak sokaklar ve toprak kokusu şahit olabilirdi ancak kopan fırtınaya. Derken bir yenisi daha mı geliyor ne? Bir anda güneşin önünü örten kara bulutlar, oradan oraya kaçışmaya çalışan ağaçlar ve rüzgarın uğultusu… Yine ıslanmaya mahkum şehirler.

Ne kadar da bana benziyor bugün tabiat; değişken duygular, haykırışlar, umutlar ve gözyaşları. Bu kadar hızlı essem öfkem diner miydi ya da boşaltsam tüm pınarlarımı gözlerimin buğusu gider miydi? İçimdeki güneşi çıkarmak kolay olsaydı keşke ve fırtınanın izi ıslak sokakların kuruması kadar çabuk kaybolsaydı…

Bugün dışarıda yağan sadece yağmur değildi, iç dünyamın hava koşulları yaşanıyordu. İzlemem için olup bitenleri doğa küçük bir skeç hazırlamıştı bana. Her doğrultuda gökyüzünden inen damlalar; zihnime yönelttiğim sorular, kafa yorduğum  düşünceler gibiydi. Kimi zaman sırılsıklam oluyordum fikir sağanağında. Saati bilmem kaç km’yi bulan rüzgar geçmişten kopup geliyordu. İçine tüm yaşanmışlıkları da alıp Okumaya devam et “Doğanın Oyunu”

Bob Dylan’ın Nergis Sevgisi

Geçenlerde Üsküdar’a bahar gelmişti. Gökyüzünü elimizden alan perdeleri sonuna kadar açmıştık. Pencerelerin açılacak sadece iki kanadı olması çok acıklıydı. Coşku insanın damarlarına bir kere doldu mu, hep daha fazlasını istetiyor. Sonra tüm aile pencereden atlamıştık. Tüm aile dediysem pencere kanadından sığabilen kadarımız. İlk coşku anının geçmesiyle, sıranın, arkada atlama sırasını bekleyen kişiye gelmesi aynı sürede oluyor olsa gerek, yarımız pencereden atlamamıştı. Korkmuş olduklarını söylemeyeceğim. Heyecanın alışkanlığa dönüşmesi sınırındaydılar ne de olsa. Korkacak bir şey yoktu, yukarısı pamuk aşağısı nergis doluydu. Nergisler bayıltıcı kokular saçarken bu paragrafın bitmesi gerektiğini düşünüyordum. Okumaya devam et “Bob Dylan’ın Nergis Sevgisi”

Ya da Gökkuşağından Kaymak Mesela

“Papatyalardan taç yapmak ilk günki anlamına bürünür, masum ve beyaz. ‘Nutuklar irad etmesi gereken kaza kaymakamı’nı nihayet anlarsınız. Hani şu kırlara çıkan… Ceketinin düğmelerini çözmüş, boyun bağını gevşetmiş. Otlara yüzü koyun uzanmış da çimen sapı çiğneyerek şiirler yazmaktadır. Bir yerlerde homurtulu ve ciddi bir kalabalık onu beklemektedir.” (*) Herhalde gecenin bu vaktinde önümde kendilerini beynime kazımamı bekleyen ders notları, iki gün sonra sınav varken, ” … Okumaya devam et Ya da Gökkuşağından Kaymak Mesela