Eskiler Kokarsa

“Yazmalısın!” dedi. “Ne yazayım?” dedim. “Minder kokusu.” dedi. *** Bir kokunun yazılacak nesi var? Hele ki bir minder kokusunun. Demedim. Bir koku birçok şey olabilirdi, bilirsiniz tahminimce. *** Duvarları alçak, pencereleri yere yakın bir ev. Duvarları simler değil; duvarları kerpiçten, duvarları beyaz toprak sıvalı bir ev. Duvarları muazzam tabloların, yalan tebessümlerin çerçevelediği fotoğraflar değil;  duvarları gerçek kahkahalar taşıyan bir ev. Duvarları insan yalnızlıklarını saklayan değil … Okumaya devam et Eskiler Kokarsa

Ya da Gökkuşağından Kaymak Mesela

“Papatyalardan taç yapmak ilk günki anlamına bürünür, masum ve beyaz. ‘Nutuklar irad etmesi gereken kaza kaymakamı’nı nihayet anlarsınız. Hani şu kırlara çıkan… Ceketinin düğmelerini çözmüş, boyun bağını gevşetmiş. Otlara yüzü koyun uzanmış da çimen sapı çiğneyerek şiirler yazmaktadır. Bir yerlerde homurtulu ve ciddi bir kalabalık onu beklemektedir.” (*) Herhalde gecenin bu vaktinde önümde kendilerini beynime kazımamı bekleyen ders notları, iki gün sonra sınav varken, “O … Okumaya devam et Ya da Gökkuşağından Kaymak Mesela