Vazgeçme Yetisi

Hayal kurmakla başlıyor her şey, hayal kurmayı bıraktığımızı fark ettiğimizde bitiyor. Aslında hayal kurmayı bıraktığımızda bitiyordur belki esasen. Hayal kurmayı bıraktığımızı fark ettiğimiz zamana kadar ise devam ettiğini sanıyoruz ve çabalamayı bırakmıyoruz. Bunun sebebi, temelde hayalini kurduğumuz şeyleri gerçekleştirmek için canla başla çabalamamızın bir süre sonra alışkanlık haline gelmesi. Alışkanlık haline getirdiğimiz şeyleri ise zihinsel bir süzgeçten geçirmeksizin yapar hale geliyoruz. Yapılması zorunluymuş gibi bir … Okumaya devam et Vazgeçme Yetisi

Öldür Beni Kadın

Söyle bana vakit ne zaman, güzelsin, güzel sanki yok benzerin. Kadın söyle vakit ne zaman, hüzün bitmez mi bu gecelerde? Umut tükenmez mi geceleri? Şu geceler, tüketmez mi insanı? Alkol yakmazmış gibi yüreğimi, ruhum ısınmamış, hiç ısınmamış gibi. Başka bir hayaldi, bir an başladı, sonra bitti. Ne zaman başladı, ne zaman bitti, kestiremedim zamanı. Geldi yanıma oturdu, sigaramı yaktı. Anlattı, öyle gecenin ne kadar güzel … Okumaya devam et Öldür Beni Kadın

Sonbahar

Sarı turuncu savrulan yapraklar, rüzgarlar, uçuşan saçlar, adımlanan yollar, yağmurlar, trençkotlar, hüzünlü sokak kedileri…
Sekiz tane kuş uçuyor gökyüzünde. İkisi geride kalmış. Altısı önde.
Dilimde ismini unuttuğum eski bir şarkı. Gün batmak üzere.
İçimde bir minnet duygusu.
Sanki aynı yol, aynı yaprak, aynı melodi değil hiçbiri. Sanki her şey daha bir anlamlı.
Sanki her şeyin anlamı sonbaharla
Sanki her şeyin anlamı Okumaya devam et “Sonbahar”

Çığrışım

Durgun bir geceydi. Gökyüzü alabildiğine karanlık ve alabildiğine ışıl ışıldı. Bulutlar belli ki balayındaydı. Huzurun en derin, en kuytu noktasındaydık… diye devam eden cümleler yazıp, güzel beyinlerinizi sinsice uyuşturmak isterdim ama bu etik olmazdı. Hem ben çağlayarak akıyorsam, kimseyi mışıl mışıl uyutmam. Durgun bir geceydi… diye konuşuyor olsaydım bir kere, kandırıyor olurdum sizi bariz ama onu da yapmam mesela. Hem, bir gece, nasıl durgun olabilir? … Okumaya devam et Çığrışım

Seni Seviyoruz Savrulan Adam*

“Büyük insanların lekesi de mi büyük olur? Yalnızlık ancak kendini de ortadan kaldırdıktan sonra mümkün olmaz mı? Ben küçükken büyük yazardım; şimdi küçülüyor mu yazdıklarım?”  Lisedeki ‘etüd saatleri‘ni hatırlıyorum. Her akşam iki tanelerdi ve katılmak zorundaydım. Çok şikayetçi olduğumdan değil, sonuçta ne yapmak istiyorsam, etüd saatinde etüd salonunda devam ediyordum onu yapmaya. Bunun, defterimi önüme alıp yazılar yazmak olduğu zamanlar da az değildi. Sorgulayan yazılar… … Okumaya devam et Seni Seviyoruz Savrulan Adam*

Yaşamın Kıyısında

Bir köşede yaşanmayı bekleyen hayat. O bekliyorsa eğer, şu anki var olan ne? Bu yürüdüğüm yol, yanımdaki insanlar, önünden geçtiğim evler; beklerken hayat bir yanda, ne oluyorlar? Neden yanımdalar ve benimleler… Ne dersiniz hayat mı yanlış yerde duruyor, yoksa ben mi? Kimin yanlış yerde olduğunu bilmiyorum ama ben hep yaşamın kıyısında duruyorum. Tam ortasında olamadım hiç, ciğerlerim yanana kadar nefes alamadım ve yaşadım diyecek kadar … Okumaya devam et Yaşamın Kıyısında

Kötülük

Kötülük 101 dersimize başlıyoruz. Kötülük nedir? Bence kötülük normalde düşünüldüğünde olmaması gereken, oluşumuna zamanında anlam veremediğim bir kavramdır. Yani düşünüyorum (istemeden yapılanları şimdilik saymazsak) bir insan nasıl kötülük yapabilir? Özellikle bedensel/ruhsal olarak can yakabilir. Göz göre göre yani insanın temel doğasında kötülüğün olmadığını hala düşünüyorum. Kötülük yok ama şekil değiştiren başka kavramlar var. İnsanlar normalde ne yapar, elbet kendisi için bir faydası olan işleri yaparak … Okumaya devam et Kötülük

Gol Olur

            Hiçbir şey yapasım gelmiyor bazen. İnsan her zaman bir şey istemez mi oysa ki? Dinleneyim, eğleneyim, çalışayım, annemi arayayım, yemek yiyeyim, su içeyim, oyun oynayayım, film izleyeyim, uyuyayım. Sanki mutlaka bir istek olmalı gibi insanın aklında. İnsan her zaman olduğu halden daha iyi bir halde olmak istiyor bence. İstekler de o yüzden gibi, yani şimdi açım, yemek yiyip daha iyi … Okumaya devam et Gol Olur

Işık

Çook uzunca bir hikaye yazmıştım ama baktım çok çılgın (azıcık da uzun), dedim yazmayayım. Sonra insanlar okuyacak, bu çocuk nepiçim, insan mıdır, psikopat mıdır, diyeceksiniz 😦 ben de vazgeçtim. Onun yerine yine klasik, saçma ama mantıklıyken güldüren, güldürürken düşündüren, düşündürtürken de ‘amaan’ deyip sayfayı kapattıracak başka bir yazı daha yazayım, dedim. Tabii yetişir mi onu da bilmiyorum bakalım nasip. Küçükken babaannemgilde duvarda çizgiler vardı. Her … Okumaya devam et Işık