Aklın Yolu Birdir

Şeyh Sa’dî (k.s.) buyurdular:

‘Gönlüm, yârin sevgisinin hanesidir. Ve yeter ki, ondan hiçbir kimse incinmesin. Düşmanlık bir meşguliyettir. Allah’ın aslanı Ali (k.v.)’nin sözlerindendir.

“Düşmanlık meşguliyettir!”

Yani düşmanlıkla meşgul olan ve düşmanı olan kimseler, faydalı ve menfaatli işlerle meşgul olmaktan kesilirler. Çünkü kalp, birbirine meşgul olan iki işi birden içine alamaz.

Ne güzel buyurmuşlar:

“Her kim ki işinin başı, halkın düşmanlığı ise; o kişi, bütün iş­lerden ayrılmıştır. Onun gönlü hastadır. İşsiz olarak bağlanılmıştır. O, çalışmaktan mahrumdur.

Yukarıdaki metin İsmail Hakkı Bursevi Hz.’nin Ruh-ül Beyan isimli Kur’an-ı Kerim tefsirinden, Maide Suresi’nin ilk birkaç ayetinin tefsiri şerifi içerisinde geçiyor. Tefsir, anlamı itibariyle Kur’an’ın ayrıntılı manası demek. Yani müfessirler ayetleri açıklamak için bazı Okumaya devam et “Aklın Yolu Birdir”

Benden Söylemesi…

Hiç büyüyüp de bir iş sahibi olacağımız aklımıza gelmezken, bir bakmışız ki kocaman olup iş güç sahibi olmuşuz. Aslında hikaye burada bitti diye düşünülebilir. Ancak asıl hikaye buradan başlar ve kişi için üç seçenekten biri geçerlidir.

Birinci yol çok zorludur; kişi sevmediği bir işi yapmak zorundadır. İnanın bana bunu yapmak zorunda olan bir insan için hayat bir eziyettir. Yaptığı her iş ona zor gelecek ve hayatı boyunca işinden nefret edecektir. Ve yaptığı işin ne kendisine ne de bir başkasına bir faydası olacaktır.

İkinci yol daha tercih edilebilir bir yoldur aslında; kişi isteyerek  seçmediği bir işten keyif almaya çalışıp keyif alır. Evet belki çoğumuz ideallerimizin peşinden gidemiyoruz. Çoğumuz çeşitli sebeplerle hayallerimizden vazgeçmek zorunda kalıyoruz. Ancak birinci yoldaki ‘eziyeti’ çekmemek için biraz da olsa çaba gösterip, yaptığımız işi sevmeye çalışıyoruz. İşte bu yolda gidenler içinse hayat çok daha mutlu edicidir aslında. Belki hayallerinin peşinden gidememiştir ama yeni hayaller kurup onlarla yeni bir başlangıç yapmıştır. Ve ilk yola göre çok daha mutlu edici bir hayat onu beklemektedir.

Üçüncü yol hayallerimizdir; kişi hayallerindeki işi yapar. Evet en mutlu edici yoldur hayatımızda karşımıza çıkabilecek. Yıllardır hayalini kurduğumuz bir yerdeyizdir, yıllardır olmak istediğimiz yerde. Kişi bu yoldan gidebilmişse eğer her şey onun için çok kolaydır. Çünkü yaptığı işi seviyordur. Hiçbir zorluk onun için engel değildir. Ve bence de en gidilesi yoldur.

İşte tam olarak da Okumaya devam et “Benden Söylemesi…”

‘Ugh, comfortable shoes?’

Kendimden çok uzaklaştığımı, bunun anlık gelişen bir şeyden öte hayatımın içinde çözünmüş bir zehir olduğunu ve ara ara bunu fark ediyor olmama güvenmeyip, iş işten geçmeden gereken önlemleri almam gerektiğini, böyle uzun cümlelerin sağlığa zarar verdiğini derinden hissediyorum. Bildiklerimi, gördüklerimi, okuduklarımı, dinlediklerimi kim, nereye sakladı?? Bazen on yıl sonrasını düşünüp, kendimi nerede gördüğümü sorguluyorum. Her zaman olmasa da, bu aralar gözüme şu sahne geliyor: Sevdiğim … Okumaya devam et ‘Ugh, comfortable shoes?’

Seni Seviyoruz Savrulan Adam*

“Büyük insanların lekesi de mi büyük olur? Yalnızlık ancak kendini de ortadan kaldırdıktan sonra mümkün olmaz mı? Ben küçükken büyük yazardım; şimdi küçülüyor mu yazdıklarım?”  Lisedeki ‘etüd saatleri‘ni hatırlıyorum. Her akşam iki tanelerdi ve katılmak zorundaydım. Çok şikayetçi olduğumdan değil, sonuçta ne yapmak istiyorsam, etüd saatinde etüd salonunda devam ediyordum onu yapmaya. Bunun, defterimi önüme alıp yazılar yazmak olduğu zamanlar da az değildi. Sorgulayan yazılar… … Okumaya devam et Seni Seviyoruz Savrulan Adam*

Yaşamın Kıyısında

Bir köşede yaşanmayı bekleyen hayat. O bekliyorsa eğer, şu anki var olan ne? Bu yürüdüğüm yol, yanımdaki insanlar, önünden geçtiğim evler; beklerken hayat bir yanda, ne oluyorlar? Neden yanımdalar ve benimleler… Ne dersiniz hayat mı yanlış yerde duruyor, yoksa ben mi? Kimin yanlış yerde olduğunu bilmiyorum ama ben hep yaşamın kıyısında duruyorum. Tam ortasında olamadım hiç, ciğerlerim yanana kadar nefes alamadım ve yaşadım diyecek kadar … Okumaya devam et Yaşamın Kıyısında

Eşik

Bir eşikte beklemektir hayat Güzel,çirkin,iyi ya da kötü öylesine bir şeylerin eşiğinde Adım adım gidilir kapılara Huzura ya da hüzüne açılan nice kapılara. Yol açık olsun, Varsın her yer taşla dolsun. Yolun sonu aydınlık olsun, Varsın karanlık yoldaşımız olsun. Dertsiz saadet olur mu, Hazansız bahar,hasretsiz vuslat Manaya kavuşur mu? Bir çiçekte kalır bahar, Bir deniz parıltısında yaz, Bir bankta soğuk geçen ayaz, Elde ne kalır … Okumaya devam et Eşik

Yaşama Sevdası

Bir sevdayla başladı yaşamak Ağacın toprağa, toprağın yeşile Yeşilin yağmura sevdasıylaydı Tohumu meyve yapmak Bahar vardı arka plandaki resimde Bu sefer doğa sevdalıydı gökyüzüne Demet demet çiçeklerden buket yaptı Kurdelasını da yedi renkle süsleyip, gökkuşağı taktı Hayat böyle sevdalara gebeydi her seferinde Mesela zaman geçmeliydi ansızın ve birdenbire Çocuklar büyümeli, insanlar ölmeliydi Akrebin yelkovana sevdasındandı hepsi Sevip de kavuşamamasından. İlla ki imkansız olmalıydı aşklar Öyle … Okumaya devam et Yaşama Sevdası

Üç Nokta

Hayat o kadar farklı bir kavram ki, alakasız anlamların aynı anlamda toplanması gibi. Duygu, gerçeklik, yalan, disiplin… Yaşanan zamanın dışında yaşanmayan kısımları da içeriyor başlı başına. Bugün ‘nefret ediyorum, asla yemem’ dediğin yemeği, ertesi gün öyle güzel yediriyor ki sana. Fark edip bunun nasıl olduğunu sorgulamaya başladığında tek bir cevapla karşılaşıyorsun: ‘Hayat’. Zamanlamanın getirdikleri mi, yoksa biz mi şekillendiriyoruz hayatı? Bu soruya ‘ikisi de’ diye … Okumaya devam et Üç Nokta

Bir Dakika Gülmeye Bedel, On Saat Ağlıyorsun

Belki bilirsiniz bir menkîbe anlatılır padişahın biri ve âlim bir zâtla ilgili. Kısaca özet geçeyim; zamanın birinde kendince hayr yapmak isteyen keyfine düşkün bir padişah, halk cihetinde âlim bir zata haber gönderir. Fermanında âlim zâta hazinelerden ne kadar isterse alabileceğini ve tüm ihtiyaçlarını giderebileceğini söyler. Âlim zat geriye bir cümlelik bir mektupla mukabelede bulunur. Padişah mektubu alınca çok sinirlenir ve derhal âlimin huzuruna getirilmesini emreder. Mektupta ‘bir köleden almak, bize yakışmaz’ yazıyordur. Padişah, âlim zâta gürler ve sorar; ‘Sen ki ihtiyacı çok, fakir bir adamsın. Ben ki tüm bu zenginliklerin hükmedicisiyim. Nasıl olur da benim yüceliğimi, zenginliklerimi küçümsersin?’ der. Âlim zât, âlimliğinin hakkını verircesine şu düşündüren sözlerle cevap verir ‘Sen heva ve isteklerinin kölesisin. Ben ise onlara hükmediyorum. Senin köleliğinin yaptıklarının ben efendisiyim. Benim kölelerime kölelik edenden ben alamam.’

Bir aralar çok istikrarlı bir insan olduğumu düşünürdüm. Bunu kendime her sene istikrarla verdiğim aynı sözlerden biliyorum. “BU SENE ÇOK ÇALIŞACAĞIM? O GÜNÜN KONULARINI MUHAKKAK TEKRAR EDECEĞİM” Sanırım 5. sınıftan beri her yaz bu kararı alıp, her eylül bunu bir kez daha dillendirip, sene ortasında bir dahaki sene teessürle hatırlamak üzere rafa kaldırdım. Allah’a şükür hep yüksek derecelerle okulda yeri sağlam bir öğrenci de olsam, finallerden ve deneme sınavlarından bir önceki gece salya sümük bir sürü şey ezberlemeye çalıştığım hiç de nadir değildir. N’olur sanki Okumaya devam et “Bir Dakika Gülmeye Bedel, On Saat Ağlıyorsun”