Karanlık Şehir

  Karanlık bir şehrin ıssız sokakları… Işıklar sönmüş, yalnız göğün aydınlığı düşüyor kente. Neyse ki ayın on dördü yeni geçti ve dolunay henüz çok şey kaybetmedi dolunaylığından… Gece seviyor bu kenti. O yüzden midir bilmem, karanlıkta düşüyor hep yağmur taneleri. Öyle narin ki gökten inenler, ıssız sokaklara şefkatli bir el olup okşuyor saçlarını. Sonra ıslanıyor artık adımlar, o adımlar ki ne bir ayak izi taşıyor, … Okumaya devam et Karanlık Şehir

Hayal Şehirden Terennümler

Güneşin kendini çekmesiyle beraber tüm kirlerin, sancıların ve acıların ortaya çıktığı, geceleri sarhoş naralarıyla şenlenen bir şehirden yazıyorum. Yazmak benim derdim. Güneş birazdan terk-i diyar edecek. İlkokul çocuklarının yanlış ezberi yeniden can bulacak. Güneş doğudan doğduğu gibi batıdan batacak. Saat mesai bitimi anını gösterdiğinde sinesine hüzün çökmüş, yorgun insanlar evlerine dolmak üzere makineleşmekten tiksinecekler. Kimi cebindeki anahtarla, kimi ona kapıyı açan umutlu, umutsuz, mutlu, mutsuz … Okumaya devam et Hayal Şehirden Terennümler

Fikrederken Lacivert Gecede…

Gerçek sevgi, karşındaki gibi, karşındaki yerine sevinmeyi ve üzülmeyi getirir yanında.

Ölüm her zaman ayrılık veya hasret demek değildir. Vuslatın da sonu olabilir.

İnsanın kendisine olan  saygısı arkadaşlarından, etrafındakilerden, ailesinden ve hatta büyüklerinden daha fazla olmalı. Bir ömrü aralıksız birlikte geçireceğin varlık kendindir. Kendi tercih ve isteklerini başkalarının fikirlerine göre daha az önemsemek esasında insanın benliğine büyük hakarettir. Tercihlerimizdeki en önemli önceliğimiz iç sesimiz olmalıdır. Okumaya devam et “Fikrederken Lacivert Gecede…”

İdrâk

Bazı çocukların okuldan kaçma mutluluğu yıllar geçse de azalmıyor. Lisedeyken okulu kırıp evimin sükunetine sığınmayı tercih ettiğim günleri hatırlıyorum da, yıllara rağmen hala okulu kırmaya, aynı masamda bir fincan çay eşliğinde kitaplarıma gömülmeyi sürdürmeye devam ediyorum. Lisenin üniversiteyle yer değiştirmiş olması, arkadaşlarımın ülkenin farklı yerlerine dağılması ve iki şehir arasına bölünen hayatım eskiden daha nadir gelen kendime kaçma ihtiyacımı oldukça arttırmış. Az ışıklı penceresiz amfiler, mavi gök ve yeşil çimen hasretini arttırmaktan ziyade pek de işe yaramamış. Okulu kırıp kendine kaçarak sükuneti arayan küçük kız sandığım gibi büyümemiş. Her şey değişse de, insan değiştiğini iddia etse de aslında kabuklarını kaldırdıkça içinden hep aynı yalın çocuk çıkıveriyor-muş. Özlemler, hayaller, umutlar, pişmanlıklar dolu küçük çocuk. Okumaya devam et “İdrâk”