Skype*

Hepinizin malumatı üz’re, güneşin ‘Bunun ortası yok mu?’ dedirttiği bir devirden sesleniyorum. Her şeye rağmen bu günler, güzel günler (‘Şey’ kelimesini, ‘Her’ kelimesinden kim ayırdıysaa…) Çünkü ben şimdi bu güzel gecenin yazısını yazarken, camdan hafif serin bir rüzgâr odaya doluyor tüm zarafetiyle. Zarafet, çünkü hafif serin hava sıkmaz. Huzur verir. Tenini okşar. Yalnızlığını giderir. Şikayetçi olunacak hiçbir yanı yoktur. Gördüğünüz gibi keyfim yerinde. Nasıl oldu … Okumaya devam et Skype*

Satın Alınan Kumbaradaki İroni

Şehirlere renk verecek olsam eğer,

İzmir gri olurdu.

Ama yine de penceremde kuşlar ötüyor sabahları. 

Ne mutlu bana ki bu defa yazıma uykudan yana şikayetlerle başlamadım. Şiircik yazdım. Devamında da yine bir parça ben: Yaz tatiline ertelenen planların akıbeti. Ve Snoopy!

Sene içinde, bu defa gerçekten çok yoğundum. Zaten hepiniz şahit olmak durumunda bırakıldınız önceki yazılarımla. Neyse. Yani, yaz için mutlu ve verimli olacağını hayal ettiğim planlar yapmam hoş karşılanabilirdi. Hele tatilden önceki son iki ay, ‘ömrümden ömür gitti’ sözünün gerçekte ne olduğunu, bu mahalde ‘ilmel yakin’den ‘aynel yakin’ e terfi edecek şekilde öğrendiğimden şüpheniz olmasın. Bu yüzden, yaz, beni bekleyen yoğun bir araştırma-üretme-hedeflerime ulaşma zamanıydı. Öyle hayal etmiştim. Sonra başladı tatil. Geldim İzmir’e. Ev ‘dandini’. Tadilat vardı ve ben yaklaşık bir ay boyunca çantalardan çıkamadım. Gerçek anlamda. Hiçbir eşyamı çıkaramadım yanımda getirdiğim çantalardan. Dolabım yok! Pencerelerde perde, yerde halı yok. Daha fazla anlatamaya dayanamayacağım, gerisini hayal gücünüzle doldurun.

Durum böyle olunca, erteleme davranışım devam etti. ‘Tadilat bitince başlarım’lar başladı. Ama tadilatlar bitmedi. Siz siz olun, evinizde tadilat Okumaya devam et “Satın Alınan Kumbaradaki İroni”

İzmir’de Bir Otobüs Yolculuğu

Otobüse bindiğimde zar zor bulduğum ters koltuğa kendimi bırakıveriyorum. Normalde belki midem bulanır diye ters gitmeye cesaret edemesem de, bugün fena yorulmuşum ki hiç tereddütsüz oturuyorum. Aynı yüzey alanı ve hacmi kaplayacakken, şu koltukları ters koyma sebeplerini bile sorgulamıyorum bu defa. Yanlışlıkla eski bir Türk filminin içine düşmüş gibi hissediyorum. Arka fonda yükselen “şiki şiki babaa” melodisi, kokan pazar torbaları, dedikoducu teyzeler de olsa tam … Okumaya devam et İzmir’de Bir Otobüs Yolculuğu