Hadi Biraz Kitap Konuşalım

Aslında yine kitaplı ama başka türlü bir yazıya niyetliydim. Kitaplarımı neye göre seçtiğimden bahsedecek ve hatta size de aynı soruyu yöneltecektim – ki hâlâ yapmayı düşünüyorum. Bunun üzerinde düşünürken, aklıma farklı bir yöntem geldi. Beni mutlaka başka bir kitaba götüren kitaplar var ve bu hiç de azımsanmayacak bir sıklıkta oluyor. Bugün bunun bir örneğini konuşacak; bir kitap zincirinden bahsedecek, o arada da zincirdeki her kitabı … Okumaya devam et Hadi Biraz Kitap Konuşalım

Seni Seviyoruz Savrulan Adam*

“Büyük insanların lekesi de mi büyük olur? Yalnızlık ancak kendini de ortadan kaldırdıktan sonra mümkün olmaz mı? Ben küçükken büyük yazardım; şimdi küçülüyor mu yazdıklarım?”  Lisedeki ‘etüd saatleri‘ni hatırlıyorum. Her akşam iki tanelerdi ve katılmak zorundaydım. Çok şikayetçi olduğumdan değil, sonuçta ne yapmak istiyorsam, etüd saatinde etüd salonunda devam ediyordum onu yapmaya. Bunun, defterimi önüme alıp yazılar yazmak olduğu zamanlar da az değildi. Sorgulayan yazılar… … Okumaya devam et Seni Seviyoruz Savrulan Adam*

Skype*

Hepinizin malumatı üz’re, güneşin ‘Bunun ortası yok mu?’ dedirttiği bir devirden sesleniyorum. Her şeye rağmen bu günler, güzel günler (‘Şey’ kelimesini, ‘Her’ kelimesinden kim ayırdıysaa…) Çünkü ben şimdi bu güzel gecenin yazısını yazarken, camdan hafif serin bir rüzgâr odaya doluyor tüm zarafetiyle. Zarafet, çünkü hafif serin hava sıkmaz. Huzur verir. Tenini okşar. Yalnızlığını giderir. Şikayetçi olunacak hiçbir yanı yoktur. Gördüğünüz gibi keyfim yerinde. Nasıl oldu … Okumaya devam et Skype*

Gelelim Çikolatanın Faydalarına

Bir ara gazetede bir yazı okudum. Elle, kalemle yazmanın, beyni/zihni çalıştırdığı, bir şeyler üretmeye yaradığı tarzında bir içeriği olan. Şu an gecenin yarısı olmuş ve defterimde sayfalar doldurmuş olduğum halde, “Tamamı birbiriyle bu kadar alakasız cümleler yazmak mı üretkenlik?” deyip, yazının konu ettiği araştırmacıya küfretmekteyim. Tepki olarak kalemi bıraktım, klavyeye geçtim, burada yazıyorum.

Çok istedim sana burada edebi bir yazı yazayım bu sefer de, farklılık olsun; ama olmadı. Yirmi senelik ömrümde ( artık eklemiyoruz üzerine, bir süre böyle ) ciddiyetimi bir yerde elimden kaçırdım, cebimden düşürdüm, misafirliğe gittiğim evde unuttum falan öyle bir şey. Yok yani uğraştım olmadı. Defterimin sayfalarının fotoğrafını çekip koymama az kaldı.

Mesela girişe video koyacaktım. Altına da vay anam hüzünden girip, yalnızlıktan çıkıp, aşktan tekrar girecektim belki. Ya da hayata bakış açılarımızdan? Çünkü bu videodaki adama, onun dünyasına o kadar özeniyorum ki.

Hüzn’ü yazmak istememin çıkış noktası da bu videoydu. Böyle tatlı bir hüzün gördünüz mü siz hiç! Hani döktürecektim(!) hakkında. O hüzün.

Uğraştım biraz, Okumaya devam et “Gelelim Çikolatanın Faydalarına”