Bir Adam

Bir adam öldü dün. Öyle sıradan bir ölüm değildi –hiçbir ölüm sıradan değildir. Bir adam içini sığdıramadı koca dünyaya. Kollarına sarınamadı. Belki de tek bir aferin almadı şu hayatta. Yastığa başını huzurla koyamadı. Açtı çocukları, evi kira, borçları tomarla. Verebilecek ne gücü vardı ne de sevgisi çocuklarına. Küçükken “Yaşamak bir savaştır” dedi annesi belki, adam o savaşı kazanamadı. Trafik kazası geçirmedi adam. Kışın en soğuk … Okumaya devam et Bir Adam

Kabus Severler Derneği – 147. Sayı

  Yaman’ın korkulu sevdası… Evet sanırım, nerede olduğumu kestirebiliyorum. Boş bir sokakta ilerliyordum. Almanca yazılar okuyordum binalar üzerinde asılı olan tabelalardan. Nereden geldiğimi ve nereye varmak istediğimi bilmiyordum. Geniş bir sokaktı ve üşüyordum. Soğuğun sokak lambaları üzerindeki etkisi aslında sokakta ne kadar yalnız olduğumun en büyük göstergesiydi. Böyle bir havada kimse dışarı çıkmazdı. Ben neden çıkmıştım, diye sordum kendime. Paltoma sarılmış ağır ağır ilerliyordum, sisten … Okumaya devam et Kabus Severler Derneği – 147. Sayı

Kendimin Neresindeyim?

Biliyor musun? Senin gözlerin karanlık kadar siyah ve benim yüreğim gece kadar aydınlık. Şimdi bir sokak lambasının altında, az kirli bir camda geceye bakarken aslında kendime baktığımı gördüm. Ve gözlerimin siyahında senin gözlerini buldum. Bunun içindir bu satırları karalıyorum. İnsan yaşıyorsa yazabiliyor. Yazdıkça umduğumu bulmuyorum çünkü hayalin hala yanı başımda. *** Dalıyorum yeniden. İyi de benim rengim kahverengi… Ağladıkça daha bir güzel oluyor sanki  gözlerim. … Okumaya devam et Kendimin Neresindeyim?

Kaçışın Yok! Öleceksin!

Meşhurdur, ‘Ölmeden önce en son ne yapmak isterdin?’ sorusu. Bunu yazılarda okuruz, muhabbetini açar konuşuruz. Listeler yaparız kafamızda, ölümün aslında ne kadar yakın olduğundan bahseder ‘herkes nasılsa bir gün ölecek’ diye edebiyatın dibine felan vururuz. Ama aslında bakılınca da pek azdır gerçekten öleceği anı bilerek, o ana kadar bir şeyleri yetiştirmeye çalışanlar. Sonuçta doğum belgemizin üzerine bir de ölüm tarihimizi arasında ufacık bir tire ile … Okumaya devam et Kaçışın Yok! Öleceksin!

bu defa dualarla

sıradan bir gündür sıradan bir cumartesi sabahı öğleden önce gözlerini açmak gibi bir şey aklının ucundan bile geçmemiştir önceki gece geç saatte koyarken başını yastığa öyledir çünkü uyku öğlene kadardır kahvaltı en erken 12’dedir cumartesi sabahlarında neyse kalkarsın sonra yıkar yüzünü açılırsın uyuşuk uyuşuktur adımların hiçbir acelen olmamasının tadını fena çıkarırsın ve bütün işler iki kat uzun sürer diğer günlere kıyasla hafta sonunda cumartesidir işte … Okumaya devam et bu defa dualarla

Son’suz

Gün ayık. Merhaba ey yeni gün nidası ile başlıyorum güne. Adımlanan yolda, her defasında ilkmiş gibi yoğun hissettiğim denize kavuşma heyecanına kapılıyorum. Coşkum sırf bundan. Dalgalar ve martılar yüzyıllar önce aynı manzarayı gözlerine dolduran insanları düşündürüyor. Sevgileri, nefretleri, aşkları, özlemleri, zayıflıkları, hırsları ve günlük dertleri ile aynı kıyıda duraklayan, hiç gelmemişçesine de aynı mavilikleri terk edip giden insanları. Dalgaların kıyılara vuruşunu seyredip fikrederken çok sevdiğim … Okumaya devam et Son’suz