Filmli Şeyler: About Time

Uzun zamandır zamanda yolculukla ilgili materyal toplayasım vardı. Kitaplı filmli ne varsa elden geçiresim. Çok odaklanmış şekilde uygulayabildiğim söylenemez bunu ama bugün bir şekilde yolum bir zaman yolculuğu filmiyle kesişti.  Evet kabul ediyorum sizi bir sürü klişe bekliyor ama klişe, bir sebepten dolayı klişedir* Haklıdır. Su götürmezdir.  Zamanda geriye dönüp bazı şeyleri değiştirme fikri ne kadar cazip olursa olsun, karşımıza hep o durumda kaybedeceklerimiz çıkar. … Okumaya devam et Filmli Şeyler: About Time

Paylaşmadan Duramayacağım Şeyler Var

“Dancing in the deepest oceans  Twisting in the water  You’re just like a dream” Adını ilk duyuşum -aslında görüşüm- her ay okumadan rahat edemediğim, bir bakıma vazgeçilmezim olan, iyi ki de olan o dergi sayesinde oldu. Artık nasıl anlattıysa yazan, ‘Kimin nesiymiş ya bu? Nasıl oldu da hiç duymadım adını?’ diye geçti içimden. ‘Kimsenin müzik dinleme hakkı elinden alınmamalı’ demişti. Yazıyı okuyup bitirdikten sonra araştırdım … Okumaya devam et Paylaşmadan Duramayacağım Şeyler Var

‘Ugh, comfortable shoes?’

Kendimden çok uzaklaştığımı, bunun anlık gelişen bir şeyden öte hayatımın içinde çözünmüş bir zehir olduğunu ve ara ara bunu fark ediyor olmama güvenmeyip, iş işten geçmeden gereken önlemleri almam gerektiğini, böyle uzun cümlelerin sağlığa zarar verdiğini derinden hissediyorum. Bildiklerimi, gördüklerimi, okuduklarımı, dinlediklerimi kim, nereye sakladı?? Bazen on yıl sonrasını düşünüp, kendimi nerede gördüğümü sorguluyorum. Her zaman olmasa da, bu aralar gözüme şu sahne geliyor: Sevdiğim … Okumaya devam et ‘Ugh, comfortable shoes?’