Rotamızda Olmayan Güzelliklere

Ege Bölgesi’nin turizm bölgelerine ve tarihi yerlerine ulaşmak isterken geçilen yollardan birindeyiz bu sefer. İzmir tarafından gelip Bodrum yoluna doğru giriyoruz. Söke şehir merkezini geçtikten sonra Söke Ovası’nda bizlere ceza yazmak için 50 km/s hızla gitmemizi isteyen radarların arasından yavaşça ilerliyoruz. Tam ufuktaki Ilbir Dağları’na tırmanmaya başlayacakken, Bafa Gölü’nden hemen önce bir tabela gözümüze çarpıyor. Sol yönünü gösteren kahverengi tabelada Myus yazıyor. Söke Ovası’nda onlarca … Okumaya devam et Rotamızda Olmayan Güzelliklere

Refah İçinde Yaşatan Kent – Tralleis

Sizlerle bu sefer tarih üzerine konuşmak istedim. Bundan sonra belirli aralıklarla bir tutam uygarlık tarihi, bir tutam mimarlık tarihi ekleyeceğim zihinlerinize. Anlatacağım birçok antik kentin ya verimli ovalara ya da savunulması kolay dağ eteklerine kurulduğunu göreceksiniz. Bir Aydınlı olarak ilk yazımda Tralleis Antik Kenti’nden bahsetmek istiyorum. Kuzeyinde Aydın dağları, güneyinde Aydın ovası, bir yanında Küçük Menderes nehri, bir yanında Büyük Menderes nehri… Verimli ovaları ile … Okumaya devam et Refah İçinde Yaşatan Kent – Tralleis

Kara Ölüm

Bu defa aslında çok da bilindik olmayan bir hikaye. 14. yüzyılda Avrupa kıt’asını belki de yok olmanın eşiğine getiren veba salgını…

Daha önceden de Avrupa kıtasında aslında görülüyormuş veba hastalığı ama 14. yyda olan salgın kadar hiçbiri etkili olmamış. Öncelikle Avrupa’nın üçte birini yok eden bu hastalığı tanımakta fayda var.

Orta Çağda veba 3 alt tipe sahiptir; hıyarcıklı, septisemik ve pnömonik. En yaygını ise hıyarcıklı cinsidir.  Yersinia pestis isimli bakteri tarafından enfekte olan bir kemirgence yayılmaktadır. Bakteri aslen pirelerde bulunmakta, onlar tarafından bir kemirgenden diğerine taşınmaktadır. En çok fare türü kemirgenlerce bulaştırılmaktadır insanlara hastalık… 14. yyda hayvanların çokça ölmesiyle hastalık pirelerin taşıyıcılığı ile insanlara geçmiş ve salgın boyutuna ulaşmıştır.

Pirenin ısırığı Okumaya devam et “Kara Ölüm”