Bahçedeki Salıncak

“Bu kentin her yanını unuttuk.”* En son ne zaman hissettiniz kalbinizin attığını? En son ne zaman nabzınızın farkına vardınız? Yaşamayı fazla abartıyoruz. Hayır, yanlış anlaşılmasın: Yaşamayı o kadar abartıyoruz ki, yaşadığımızı unutuyoruz. O kadar kapılıyoruz ki dünyaya ve saçma telaşına, kalbimizi duymuyoruz bile. Stres. 2000lerle girdi hayatımıza. Ya da 2000lerde tavan yaptı, zirveye yükseldi, popüler oldu falan. Her gün yeni bir olayla çıkıyor karşımıza. Sürekli … Okumaya devam et Bahçedeki Salıncak

Tatil

Dinlenmek, dinginleşmek, sakinleşmek, mola vermek, tatil…  Haziran sıcaklarının kendini iyiden iyiye hissettirmeye başladığı şu günlerde büyükten küçüğe hemen hemen herkes bu kelimelerle haşır neşir. Tatil denen şey deniz-kum-güneş üçlüsüyle birlikte düşünülüyor hep. Tatili dinlenmek olarak değerlendirmeye başladığımızda ise dinlenmenin farklı karşılıklarını düşünmeden edemiyorum.

Hiçbir şey yapmamak, sevmediğimiz işleri yapmayıp sevdiğimiz bir iş yapmak, meşguliyet değiştirmek -hani hep öğretmenlerin zihninizi dinlendirmek için matematik çalışmaktan yorulursanız Türkçe’ye geçin demesi gibi mesela Okumaya devam et “Tatil”