Ben Uçan Balonum !!!

Garip geliyor ilk bakışta biliyorum. ‘İnsan neden uçan balon olmak ister ki?’ diye düşünülebilir. Madem kendini bir şeye benzeteceksin, araba de, gemi de, tren de, uçak de ne bileyim işte, daha teknolojik bir şeyler de, değil mi? Ama aslında durum farklı, sorunun kendisine bakınca cevap orada gizli; ‘uçan’ ‘balon’.

Uçmak denildiğinde herkesin sempatiyle yaklaştığı bir eylem söz konusu oluyor aslında. Bu durum aynı şekilde benim için de geçerli. Kanatlanmak, uçmak her zaman ilgimi çekmiştir, her zaman isteklerim arasında kendisine en ön koltuklardan yer bulmuştur. Çünkü uçmak, insanın kendi becerileri arasında olmayan farklı bir durum. Okumaya devam et “Ben Uçan Balonum !!!”

Ya da Gökkuşağından Kaymak Mesela

“Papatyalardan taç yapmak ilk günki anlamına bürünür, masum ve beyaz. ‘Nutuklar irad etmesi gereken kaza kaymakamı’nı nihayet anlarsınız. Hani şu kırlara çıkan… Ceketinin düğmelerini çözmüş, boyun bağını gevşetmiş. Otlara yüzü koyun uzanmış da çimen sapı çiğneyerek şiirler yazmaktadır. Bir yerlerde homurtulu ve ciddi bir kalabalık onu beklemektedir.” (*) Herhalde gecenin bu vaktinde önümde kendilerini beynime kazımamı bekleyen ders notları, iki gün sonra sınav varken, “O … Okumaya devam et Ya da Gökkuşağından Kaymak Mesela