Yağmur Kimdi?

Bu mavi grilik kimi hatırlatır bana? Kendimi bütün bütün unutmuşken, duyduğum ıslak toprak kokusunda hatırlamam gereken de kim? Sorularım acaba bir gün bitecek mi diye merak etmiyor değilim. Yağmur yağıyor, en sevdiğim, soğuk yağmur… Harap, beton bir köprünün üstündeyim; altındaki gecekondu mahallesini seyrediyorum. Hoşuma gidiyor evlere bakmak… Duyuyorum da insanlar zihinlerini dağıtmak için o kötücül şeye; televizyona bakıyorlarmış. Tuhaf… Bense evleri seyrediyorum, hatırlayamamanın verdiği ızdırap … Okumaya devam et Yağmur Kimdi?

Başlıksız

Vee zaman mekana sığmıyor şimdi. Dar geliyor saatler. Geçmiş, gelecek ve şimdiki zaman hiç olmadığı kadar dağınık. Alabildiğine hoyratça esen rüzgar, günlerimi çalıyor takvimden. Havada uçuşan yapraklara bakınca somutlaşıyor geçmiş kavramı. Tutmak istiyorum bir kaçını, hani elimde olurlarsa yeniden yaşarmışım o günleri gibi. Ancak rüzgar da değil bu bir fırtına sanki; götürdüğünü yakalayabilene aşk olsun… Yalnız zaman yıkılmıyor bugün kentlerde; sokak lambaları, kaldırımlar ve adımlarım … Okumaya devam et Başlıksız

Doğanın Oyunu

Doğa… Bugün dışa vurdu duygularını haykıra haykıra. İçindeki fırtınalar kopup geldi uzaklardan, yağmur yüklü bulutlarını bıraktı gök yüzüne. Sonra tüm ırmaklarını boşalttı içine akıttığı, tutarsızca ağladı. Gözyaşları hırçın esintileriyle birleşti, yorulana dek akıttı.

Çok geçmeden içine sakladığı güneşi çıkardı ortaya, öyle yumuşak ve naifti ki inanamazdınız az önceki celalli tavrına. Islak sokaklar ve toprak kokusu şahit olabilirdi ancak kopan fırtınaya. Derken bir yenisi daha mı geliyor ne? Bir anda güneşin önünü örten kara bulutlar, oradan oraya kaçışmaya çalışan ağaçlar ve rüzgarın uğultusu… Yine ıslanmaya mahkum şehirler.

Ne kadar da bana benziyor bugün tabiat; değişken duygular, haykırışlar, umutlar ve gözyaşları. Bu kadar hızlı essem öfkem diner miydi ya da boşaltsam tüm pınarlarımı gözlerimin buğusu gider miydi? İçimdeki güneşi çıkarmak kolay olsaydı keşke ve fırtınanın izi ıslak sokakların kuruması kadar çabuk kaybolsaydı…

Bugün dışarıda yağan sadece yağmur değildi, iç dünyamın hava koşulları yaşanıyordu. İzlemem için olup bitenleri doğa küçük bir skeç hazırlamıştı bana. Her doğrultuda gökyüzünden inen damlalar; zihnime yönelttiğim sorular, kafa yorduğum  düşünceler gibiydi. Kimi zaman sırılsıklam oluyordum fikir sağanağında. Saati bilmem kaç km’yi bulan rüzgar geçmişten kopup geliyordu. İçine tüm yaşanmışlıkları da alıp Okumaya devam et “Doğanın Oyunu”