Kabus Severler Derneği – 147. Sayı

  Yaman’ın korkulu sevdası… Evet sanırım, nerede olduğumu kestirebiliyorum. Boş bir sokakta ilerliyordum. Almanca yazılar okuyordum binalar üzerinde asılı olan tabelalardan. Nereden geldiğimi ve nereye varmak istediğimi bilmiyordum. Geniş bir sokaktı ve üşüyordum. Soğuğun sokak lambaları üzerindeki etkisi aslında sokakta ne kadar yalnız olduğumun en büyük göstergesiydi. Böyle bir havada kimse dışarı çıkmazdı. Ben neden çıkmıştım, diye sordum kendime. Paltoma sarılmış ağır ağır ilerliyordum, sisten … Okumaya devam et Kabus Severler Derneği – 147. Sayı

Neymiş Bu Paylaşılmaz Olan?

Günümüzün kronik hastalığı nedir sizce? Şeker mi, yüksek tansiyon mu? Yoksa “Bu kadar maddiyatçı düşünmeyelim.” diyen, aklının bedenlerinden farklı işlediğini düşündüğünüz, bazen mahallenin delisi yakıştırması bile yaptığınız, soyut değerlere cebinizdeki değersiz kâğıtlardan daha fazla değer veren insanların dillerinden bir fısıltı gibi çıkacak olan yalnızlık mı?

Önce biraz kavram bilgimizi değerlendirmek gerekir bana göre, konuyu iyi irdelemek için? Nedir yalnızlık? Şu noktada kendini bilen bir insanın vereceği cevaptan önce, ciddi bir yutkunma hareketinin boğazından belli olması gerekir. Kendini bilen insan önce adamakıllı düşünür. 3 – 5 kendini bilmez, başlar sadece yalnızlığı tanımlamaya kelimelerin saçma sapan kombinasyonlarından anlam çıkartma gereksizliği işkencesiyle.

Öncelikle yalnızlık evrensel bir kavramdır. Yani bir cümle kurulacaksa eğer, tüm insanlığı tanımlayacak şekilde kurulmalıdır. Yalnızlık, sadece sevgilisinden ayrılan aşığın boynuna borç değildir. Yani yalnız insan, belki ailesi terk ettiği için yalnızdır, belki çok sevdiği kedisi terk etmiştir. Belki de terk olayı söz konusu olmamıştır. Yani, terk etmesi gereken varlık onunla hiç bir araya bile gelmemiştir. Bir ihtimal de olsa Okumaya devam et “Neymiş Bu Paylaşılmaz Olan?”

“Güzel günler!”

Sabah uyandığımda dünden kalma yalnızlıkların geceden kalma ızdırabıyla karşılaştım. Yalnızlıktır zaten gelen, geldiği gibi geçen. Uğramıştır belki birkaç saat, bir ömür var önümde kısa yada uzun. Kimse bilmez ne kadardır ömür vadesi, öleceğim belki bugün, belki yarın. Düşünülecek yeni şeyler bulmalı ömrün vadesini hesaplamaktan daha iyi. Ve ölüm yanı başımdayken bile mutlu hissedebilirim. Zaten Mutlu Pazar Sabahı şarkıları açmak için Pazar günlerini beklemek zorunda değilim.

Dertsiz bir sabah, mutlu Pazar şarkısı, Okumaya devam et ““Güzel günler!””

Ölümsüz Gibiyim Yalnızlığımda

Yalnızlık ne demek biliyor musun? Cümle kurmaktan bile aciz olduğunu hissedecek kadar ifadesiz kalmak kimi zaman. Nerede ve kimi en son kaybettikten sonra bu derece başı boş kaldığını anlayamamak. Ve hatta ağlayamamak bir zaman sonra. Eskiden olsa hüngür hüngür ağlayacağın bir şeyin artık içini cız ettirmekten öteye geçememesi. Yalnızlık, hayatın manasını yitirmek ve arayamayacak kadar unutmuş olmak o mananın ne olduğunu.

“Sabaha karşı oturup ağladınız

Ama mesela şimdi ben

Ne aradığımı bilmiyorum” Okumaya devam et “Ölümsüz Gibiyim Yalnızlığımda”