Seni Seviyoruz Savrulan Adam*

“Büyük insanların lekesi de mi büyük olur? Yalnızlık ancak kendini de ortadan kaldırdıktan sonra mümkün olmaz mı? Ben küçükken büyük yazardım; şimdi küçülüyor mu yazdıklarım?”  Lisedeki ‘etüd saatleri‘ni hatırlıyorum. Her akşam iki tanelerdi ve katılmak zorundaydım. Çok şikayetçi olduğumdan değil, sonuçta ne yapmak istiyorsam, etüd saatinde etüd salonunda devam ediyordum onu yapmaya. Bunun, defterimi önüme alıp yazılar yazmak olduğu zamanlar da az değildi. Sorgulayan yazılar… … Okumaya devam et Seni Seviyoruz Savrulan Adam*

Kaçışın Yok! Öleceksin!

Meşhurdur, ‘Ölmeden önce en son ne yapmak isterdin?’ sorusu. Bunu yazılarda okuruz, muhabbetini açar konuşuruz. Listeler yaparız kafamızda, ölümün aslında ne kadar yakın olduğundan bahseder ‘herkes nasılsa bir gün ölecek’ diye edebiyatın dibine felan vururuz. Ama aslında bakılınca da pek azdır gerçekten öleceği anı bilerek, o ana kadar bir şeyleri yetiştirmeye çalışanlar. Sonuçta doğum belgemizin üzerine bir de ölüm tarihimizi arasında ufacık bir tire ile … Okumaya devam et Kaçışın Yok! Öleceksin!

İdrâk

Bazı çocukların okuldan kaçma mutluluğu yıllar geçse de azalmıyor. Lisedeyken okulu kırıp evimin sükunetine sığınmayı tercih ettiğim günleri hatırlıyorum da, yıllara rağmen hala okulu kırmaya, aynı masamda bir fincan çay eşliğinde kitaplarıma gömülmeyi sürdürmeye devam ediyorum. Lisenin üniversiteyle yer değiştirmiş olması, arkadaşlarımın ülkenin farklı yerlerine dağılması ve iki şehir arasına bölünen hayatım eskiden daha nadir gelen kendime kaçma ihtiyacımı oldukça arttırmış. Az ışıklı penceresiz amfiler, mavi gök ve yeşil çimen hasretini arttırmaktan ziyade pek de işe yaramamış. Okulu kırıp kendine kaçarak sükuneti arayan küçük kız sandığım gibi büyümemiş. Her şey değişse de, insan değiştiğini iddia etse de aslında kabuklarını kaldırdıkça içinden hep aynı yalın çocuk çıkıveriyor-muş. Özlemler, hayaller, umutlar, pişmanlıklar dolu küçük çocuk. Okumaya devam et “İdrâk”