Mektup

Açılmamış mektuplar gönderiyorum yaşanmamış zamanlara. Adressiz, isimsiz zarflar; birikmiş postacının çantasında. İade edecek olsa; göndereni de meçhul, kaybolmuş mazide. Hokkanın dibindeki bitmeye yakın mürekkeple yazıldı, gecenin tükenen ışığında mektuplar. Kandilin ışığı vururdu arkadan ve kalemimin gölgesi düşerdi beyaz sayfaya. Önce hali vakti sorulur özlenenin, sonra anılar düşülür kağıda bir bir. O anılar ki, kelimelerin kuytusunda hasret gizlidir. Umutlar vardır cümlenin sonuna konulan noktada, bir sonraki … Okumaya devam et Mektup

Bu Bir … Yazısıdır

Bugüne kadar yazmak işinin beyinle ilgisi olmadığını düşünerek elime aldım kalemi hep. Bana kalırsa yazmak kalpten gelen bir dürtüydü. Kalpte ne var ne yok kalemden “hop” kâğıda geçerdi. Hadi beyni öksüz bırakmayalım da onun aracılığıyla diyelim efendim, aman kızdırmayalım ne de olsa kalemi tutmaya yarayan mekanizma o…  Bundan önceki cümlede kullanılan “hop” Okumaya devam et “Bu Bir … Yazısıdır”